Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Bölgesel asgari ücretin faydaları ve zararları
0:00 0:00
1x
a- | +A

Asgari ücretin faydadan çok zarar verici olduğunu daha önce yazdım. Geçtiğimiz günlerde asgari ücretin mahallî olarak belirlenmesine ilişkin bazı tartışmalar yapıldı. İtirazlarımı muhafaza ederek bu önerinin lehine ve aleyhine söylenebilecek şeyler var...

Bölgesel asgari ücret, ülkenin her yerinde aynı ücret tabanını uygulamak yerine, illerin veya bölgelerin hayat pahalılığına, üretkenliğine, işsizlik oranına ve ekonomik gelişmişlik seviyesine göre farklı asgari ücretler belirlenmesidir. Böyle bir sistemde İstanbul, Ankara veya İzmir’deki asgari ücret ile daha düşük gelirli ve hayatın daha ucuz olduğu bir ildeki asgari ücret aynı olmayabilir.

Bölgesel asgari ücret lehindeki en güçlü argüman, Türkiye’deki ekonomik şartların bölgeden bölgeye çok değişmesidir. İstanbul’daki kira, ulaşım ve genel hayat pahalılığı ile Anadolu’nun küçük bir şehrindeki maliyetler aynı değildir. Buna rağmen, aynı asgari ücretin ödenmesi, pahalı şehirlerde yaşayan çalışanların geçim sıkıntısını ağırlaştırmaktadır. Bölgesel sistemde hayat pahalılığının yüksek olduğu şehirlerde daha yüksek asgari ücret belirlenebilir.

Ekonomik bakımdan geri kalmış bölgelerde ulusal asgari ücret, küçük işletmeler açısından ağır bir maliyet oluşturabilir. İşverene bir çalışanın toplam maliyeti, net ücretin üzerindedir. 2026’da asgari ücretli bir çalışanın işverene maliyeti, teşvik durumuna göre, yaklaşık 39-41 bin lira arasında değişmektedir. Daha düşük bölgesel ücretin, işletmelerin işçi çalıştırmasını kolaylaştıracağı, işsizliği ve kayıt dışı istihdamı azaltacağı ileri sürülebilir. Emek maliyetlerinin düşmesi, yatırımcıların düşük gelirli bölgelere yönelmesini ve yeni işletmeler kurulmasını da teşvik edebilir. Böylece ekonomik faaliyetlerin yalnızca büyük şehirlere yığılması önlenebilir.

Bölgesel asgari ücretin en önemli sakıncası, gelişmiş ve az gelişmiş bölgeler arasındaki gelir farkını kalıcılaştırma ihtimalidir. Bir bölge “ucuz emek bölgesi” olarak tanımlandığında, orada yaşayan çalışanlar aynı işi yaptıkları hâlde başka şehirlerdeki çalışanlardan daha düşük ücret alabilir. Bu durum eşitlik duygusunu ve çalışma barışını zedeleyebilir.

Bir diğer risk iç göçtür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ücretlerin daha düşük belirlenmesi durumunda, genç ve nitelikli çalışanlar daha yüksek ücret ödenen şehirlere yönelebilir. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası da böyle bir modelin yeni bir iş gücü göçü oluşturabileceğini, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını derinleştirebileceğini savunmaktadır.

İşçi sendikaları bölgesel ücret sistemine sert biçimde karşı çıkmaktadır. Türk-İş, bunun ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturacağını, iç göçü artıracağını, toplu sözleşme düzenini ve çalışma barışını olumsuz etkileyeceğini belirtmektedir. Uygulamanın teknik güçlükleri de küçümsenmemelidir. Bir çalışanın hangi bölgenin ücretine tabi olacağı nasıl belirlenecektir? İkamet ettiği yer mi, çalıştığı iş yerinin merkezi mi, yoksa fiilen çalıştığı şehir mi esas alınacaktır? Aynı şirketin farklı illerde çalışan personeli arasında ortaya çıkacak ücret farkları nasıl açıklanacaktır?

Bölgesel asgari ücretin teorik ekonomik gerekçeleri vardır. Türkiye’de hayat pahalılığı, verimlilik, işsizlik ve işletme maliyetleri bölgelere göre önemli ölçüde değişmektedir. Bu farklılıkları hiç dikkate almayan tek ücret sistemi de kusursuz değildir. Ancak, bölgesel asgari ücretin, geri kalmış bölgelerde çalışanların ücretini düşürme biçiminde uygulanması ciddi sosyal ve siyasi sorunlara yol açabilir. Daha dengeli bir yöntem, ülke çapında geçerli ortak bir asgari ücret tabanını korumak; hayat pahalılığının yüksek olduğu şehirlerde bu tabanın üzerine bölgesel ücret farkı veya yaşam maliyeti desteği eklemek olabilir. Geri kalmış bölgelerde işverenlerin maliyeti ise çalışan ücretini azaltarak değil, vergi ve sosyal güvenlik primi teşvikleriyle düşürülebilir. Böylece hem çalışanların asgari gelir güvencesi korunur hem de düşük gelirli bölgelerde istihdamın artırılması desteklenebilir.

Bölgesel asgari ücretin ne baştan reddedilmesi ne de bütün ekonomik sorunları çözecek sihirli bir formül olarak görülmesi gerekir. Başarı, modelin hangi amaçla ve hangi güvencelerle uygulanacağına bağlıdır.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.