Mevlid Kandili münasebeti ile dün akşam İstanbul’da metfun bulunan evliyaları ziyarete çıktım. Yaz günü yatsı namazını Ebü’l Vefa hazretlerinin türbesinin karşısında eda ettik. Maşallah, uzaktan yakından onlarca ziyaretçi vardı. Yatsı namazı çıkışında kabri ziyaret ederken, görevli geldi. Saat 22.00'de kapıyı kilitliyoruz diyerek, vatandaşları çıkarıp, kilidi vurdu. Eyüp Sultan hazretlerine geçtik. Burada da hareketlilik çok fazlaydı. Tam ziyarete girdik ki, bu defa oradaki resmî güvenlik görevlileri türbenin boşaltılmasını istediler. Eyüp Sultan hazretlerinin türbesi de 23.00'te kapanıyordu. Son olarak Zeyrek’te Mehmed Emin Tokadi hazretlerini ziyaret etmeyi niyetlendik. Türbe açık alanda kapısı bu gece açıktır diye düşündük. Ancak orası da yüzlerce kişi ziyarette olmasına rağmen kapalıydı.
İstanbul 24 saat yaşayan bir şehir, mübarek zatların ziyaretçisi uzaktan yakından her daim var. Ancak kandil akşamında İl Kültür Turizm Müdürlüğü Türbe görevlileri biraz daha fazla mesai yapamaz mı? Görevlilerin çalışma saatleri düzenlenemez mi. Saygılarımla.
Vedat Öztürk-İstanbul
Dijital çağ ve çocuklarımız
Dijital teknolojinin çocuklarımızın hayatındaki yeri tartışılmaz bir gerçek maalesef. Okullar, evler, parklar, hatta yatak odaları artık ekranlarla donatılmış durumda. Fakat bu yaygınlık, ekranların çocuk beynini nasıl şekillendirdiği, öğrenme süreçlerini nasıl etkilediği ve gelecekteki bilişsel gelişimleri konusunda derin soruları da beraberinde getiriyor. Yapılan çalışmalar çocukların ve gençlerin uykudan sonra en çok zaman geçirdikleri aktivitenin ekran aktivitelerinde olduğunu tespit ediyor. Odasında TV olan çocuklarda obezite, uyku sorunları ve cinsel içerikli yayınlara maruz kalma riski daha yüksektir.
Ergenler cep telefonlarını konuşmak için değil mesajlaşmak için yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Pek çok çocuk izlemeleri uygun olmayan içeriklere cep telefonlarından rahatça erişmektedir. Yine ergenler, geceleri mesajlaşma trafiğinden dolayı okul zamanı yorgun ve uykusuz olduklarını belirtmekteler.
Aynı zamanda okul öncesi dönemde de ekran zamanının oldukça uzun olduğunu görüyoruz. Aileler çocukları ile beraber programları seyreder ve etkileşim kurarken, bazı aileler küçük çocuklarının ekran zamanını diğer işlerini yapmak veya dinlenmek için kullanmaktadır. Programların içeriği de farklılık göstermektedir. Çocuklar sadece çocuk programlarına değil, anne babalarının seyrettiklerine de maruz kalmaktadır. Birçok evde TV neredeyse gün boyu açık kalmakta ve arka planda çalışmaya devam etmektedir. Daha uzun süre ekranlara maruz kalan çocukların gelişiminin olumsuz yönde etkilendiğini gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Özellikle olayların normal hayat hızından farklı olduğu TV programlarını izlemenin çocuklarda dikkat, bellek ve öğrenme sorunları ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Küçük çocuklarda uzun süre ekrana bağlı kalmak konuşmayı geciktirmektedir. Anne babanın devamlı TV seyretmesi de çocukla geçirdikleri zamanın uzunluğunu ve kalitesini düşürdüğü için, çocuğun konuşma gelişmesini yavaşlatıcı bir etkendir. Yani, çocuk direkt seyretmese bile anne babanın devamlı TV seyretmesi de çocuğun dil gelişimini yavaşlatır.
Yaş gruplarına göre çocuklarda ideal ekran süresi ne olmalı?
0-2 yaş döneminde ekran süresi önerilmemektedir. 3-6 yaş arası çocuklarda eğitici ve öğretici içerikler 30 dakikayı aşmamalıdır. 6-12 yaş arası gruplarda eğitici ve öğretici olmasıyla birlikte 60 dakikayı aşmamalıdır. 13-18 yaş arası ergen gruplarda ise 120 dakikayı geçmemesini öneriyorum. Bu süreçler gün içerisinde belirli aralıklarla kullanılmalı tek seferde kullanılıp tüketilmemelidir. Biz ebeveynler çok kıymetli çocuklarımız ile doya doya vakit geçirip kullandıkları teknolojiyi sürekli takip etmeliyiz.
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğümüze derdinizi iletiyoruz
"Feridun Ağabeyciğim annem 82 yaşında Demans hastası. Yaklaşık 3 aydır ishal ve geçmiyor. Acile, Dahiliyeye götürdük ilaç verdiler. İki gün duruyor tekrar başlıyor, bir türlü geçmiyor. Dahiliyedeki hekim 'Gastroenterolojiye götürün' dedi. Ne var ki bir aydır randevu almaya çalışıyoruz, yok; randevu alamıyoruz. Sağlık Bakanlığı İletişim Hattını aradık durumu anlattık bize henüz dönüş yapmadılar. Mali durumumuz yeterli olmadığı için özele gidemiyoruz. Acaba diyorum 82 yaşındaki annem gibi vatandaşlara 'ölsün de kurtulalım bu yaşlılardan' gözüyle mi bakılıyor? Bu sıkıntımızı köşenizde yayınlarsanız çok memnun oluruz. Rabbim sizlerden razı olsun. Adım sizde saklı kalsın teşekkür ederim” diyen ismi mahfuz değerli okuyucumuz, belli ki bu durumu üzüntüyle dile getirmişsiniz. Her bir insanımızın sağlığı önem arz eder ve sağlık hizmeti verme konusunda sağlık profesyonellerimizin gerçekten samimi ve büyük sabır ve fedakârlıkla çalıştıklarına çok şahit olmuşuzdur. Bir aksaklık olmuş evet ama derdinizi bu köşeden Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğümüze hemen iletiyoruz. En kısa zamanda geri dönüş yapacaklarını ümit ediyoruz. Telefon bilginizi mail olarak gönderirseniz sizinle irtibata geçmeleri daha çabuk gerçekleşir kanaatindeyiz Efendim. Annenize ve bütün hastalarımıza acil şifalar diliyoruz... F.A.
Kontenjan yetersizliği sebebiyle yedekte kaldık
“Feridun Ağabey, Diyanet mülakatlarında barajı geçmiş ve yüksek puanlar almış olmamıza rağmen kontenjan yetersizliği sebebiyle yedekte kaldık. Sesimizin yetkili mercilere duyurulması için çabalıyoruz. 80-83-85-86 puanlarla yedeklerdeyiz son zamanlarda imamsız camiler haberlerde görünmektedir. Bizim amacımız da yedeklerdeki adayların akademi eğitimine müteakiben atanmasıdır. Saygılarımla.”
Emre Eroğlu

