Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Gülen’den Gehlen’e, Kuriş’ten Köln’e…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Biri yaşayan, ikisi ölmüş üç şahıs özel ismi ve bir de şehir özel adını kapsayan başlıktaki her kelimenin birbiriyle ilişkisi üzerine kuracağımız bu yazıda 1945’ten bugüne istihbarat ve örgüt kavramlarının izini, ABD/Almanya mahreçli olarak süreceğiz. İlkin kronolojik açıdan en eski hikâye ile başlayalım:

Gelmiş geçmiş en büyük casus yöneticilerinden biri, hatta birincisi olarak görülen Nazi Almanya’sının meşhur istihbaratçısı Reinhard Gehlen’in hikâyesi, Batı Almanya’nın, dolayısıyla ABD hegemonyasının simgesi Köln ile Doğu Almanya’nın simgesi Doğu Berlin’in tam ortasındaki bir yerde, Erfurt namlı şehirde başladı. Tarih, 3 Nisan 1902 idi. Henüz Soğuk Savaş şöyle dursun, Almanya’yı bölen II. Dünya Savaşı’na bile daha çok vardı.

Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gehlen, Nazi ordusunun 1939’da Polonya’yı işgalinden önce de Hitler’in yanındaydı. Ama II. Dünya Savaşı’nı başlatan ilk işgal, Gehlen’i askerî istihbarat kariyerinde en tepelere taşıyacaktı.

Gehlen, 1944’te Claus Von Stauffenberg’in, Adolf Hitler’e suikast hazırlığı yaptığını bildirdi. Suikastı bu istihbaratla atlatan Hitler, zaten bir yıl sonra intihar etti. Bu süreçte Gehlen’in casusları, pek çok gizli SSCB belgesinin mikrofilmini çekmişti. Bunlar, savaşı kazanan ABD istihbaratına satılacak önemli ‘hazine’lerdi Gehlen için. Bu yüzden hazineyi Avusturya Alpleri’nde çelik davulların içinde sakladı. Mayıs 1945’te de hepsini Amerikan ordusundaki meslektaşlarına teslim etti.

Alman istihbarat ekolünü ABD’ye taşıyarak CIA’in tohumlarını atan Gehlen sonuçta, tıpkı Fetullahçı Terör Örgütünün Azrail ile tanışmış lideri Fetullah Gülen gibi ABD’ye sığındı. Gehlen, sonradan CIA kontrolündeki Federal Almanya Gizli Servisinin kurucusu, yani Almanya’daki ABD paralel devletinin lideri hâline geldi. Çünkü Gehlen Örgütü, zamanla Federal Almanya Gizli Servisine (BND) dönüştü.

Reinhard Gehlen, 8 Haziran 1979’da öldü. Gehlen’e ait bir cümle var ki, bu cümle kadar ihaneti meşrulaştırmaya çalışanı az bulunur: “Bana göre ihanetin ahlak açısından haklı görülebileceği tek ortam, ulusal bir mecburiyetin söz konusu olduğu ortamdır.”

“Hangi ulusal mecburiyet? Amerikan devleti ve ulusuna CIA’i hediye etme mecburiyeti mi?” diye sorup devam edelim:

ABD/ALMANYA İSTİHBARAT AĞI VE TÜRKİYE

İmdi… Amerika Birleşik Devletleri ile Almanya arasında, bir başka deyişle II. Dünya Savaşı’nın en büyük galibi ile en büyük mağlubu arasında 1945 senesinde atılan temellerin günümüzde yeniden biçimlendirildiğini görüyoruz. Yani Gehlen’in attığı temeller dönüşüm geçiriyor.

Ve bu, tıpkı ekonomi gibi istihbarata da uyarlayabileceğimiz kelebek etkisi ile, ama doğrudan doğruya ülkemize tesir ettiği için bigâne kalamayacağımız bir ilişki dönüşümü. Güncel gelişmelere odaklanarak bahse konu dönüşümün şifrelerini çözmeye çalışalım:

Tam 35 yıldır adını haberlerde neredeyse hiç duymadığımız eski Batı Almanya’nın başkenti Köln, ülkemizde yapılmış son yılların en büyük operasyonu ile gündeme geldi. Bu soruşturma ve operasyonun şu ana kadarki tespitlerle en az yüzlerce milyar TL’lik mali boyutu var. Bir de devlete paralel yapılanma yönüyle, espiyonaj boyutu…

Süleymancılar olarak bulunan grubun liderliğini 2016 yılının hengamesinden de yararlanarak üstlenen Alihan (Ali Erhan) Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Kuriş yakalandı. Böylelikle küresel sermaye-kara para ağının bir ayağına önemli bir darbe indirildi.

Operasyonu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in takriben bir ay önce yaptığı FETÖ uyarılarıyla da birlikte düşünmek gerekir. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Alihan Kuriş Örgütünün Köln’e tam 70 milyon dolarlık bir karargâh inşa ettiğini açıklaması da Türkiye’nin, yine ABD/Almanya eksenli bir istihbarat operasyonuyla karşı karşıya olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

MİT, ‘GEHLEN EKOLÜ’NÜ İYİ TANIR

ABD’nin CIA’inden İsrail’in Mossad’ına, Almanya’nın BND’sinden küresel sermayenin teknoloji devlerine çeşitli güçler, son 16 yılda onca darbe aldıkları hâlde hâlen Türkiye ile uğraşmaya çalışıyorlar. Çünkü küreselciler-ulus devlet mücadelesindeki en güçlü kalelerden birinin Türkiye olduğunu biliyorlar. Boşuna değil; Pensilvanya’da büyütülen Gülen Örgütünün yerine Köln merkezli Kuriş Örgütünün ikame edilmeye çalışılması. Türkiye, böylesi operasyonlara bağışık. Üstelik hesaba katmadıkları bir başka gerçek de şu: Türkiye’nin istihbarat mazisi; Gehlen ekolü konusunda en az ABD derin devleti kadar bilgi ve beceri hikâyeleriyle doludur. Fuat Doğu, Gehlen ekolünü Hiram Abas’tan Mehmet Eymür’e, Şenkal Atasagun’dan Emre Taner’e her öğrencisine öğretmişti.

Bir başka boyut: Ülkemizin istihbarat anlayışına 16 yıldır hâkim olan yeni kontr-espiyonaj konsepti, Gehlen’den Gülen’e uzanan köprüyü yıkmıştır. Erfurtlu Gehlen’den Pensilvanyalı Gülen’e, Kuriş’ten Köln’e uzanan bir köprüdür bu. Sonuçta Atlantik’in iki yakasını, ABD ve Almanya’yı birleştiren bir siyaset ve istihbarat ağı daha, ülkemizin ve bölgemizin hayrına olacak şekilde darbe yemiştir.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.