Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Ölçü
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bugün yine siyasete mola verip, derin mevzulara girelim.

İslam düşmanı masonlar gibi aslında Siyonizme ve İngiliz’e hizmet eden yapılar…

Yahut İran, Rusya, Mısır ve Arap yarımadasındaki ülkelerle bağlantılı Şia, Vehhabi, Selefi, Komünist grupların toplum ve yönetim üzerindeki etkisi bizde pek konuşulmaz nedense!

Varsa yoksa Sünni yapılar hedef alınır ve genelde bunu da yukarıda saydığım gruplara mensup kişiler yapar. Casus örgüt FETÖ’yü de ‘Sünni’ çerçeveye sokarak büyük bir hokkabazlığa giriştiler nitekim.

Oysa imanın altı şartından biri olan Peygamber Efendimize iman, Müslüman olmanın ilk kabulü Kelime-i şehadetten “Muhammedün Resulullah” lafzını çıkaran bir örgütün değil Sünni, Müslüman olma ihtimali bile yoktur.

Şayet bu örgüt Ehl-i sünnet bir inanca sahip olsaydı, örgütün başındaki kişi tâ 1950’lerde CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek tarafından önce büyük mason locasına üye mi yaptırılırdı?

***

Geçmişte de yazmıştım; Osmanlıdan sonra, Kur’ân-ı kerim, hadis-i şerif ve ilmihal kitaplarını okumak devlet eliyle yasaklandı.

Âlimler darağacına çekildi…

Ezan-ı şerif, zorla Türkçe okutulmaya başladı.

Sonra bu yasaklar kırıldı…

Ama oyun ve tuzakların ardı arkası gelmedi.

Millet, ezanın bile Türkçe okunmasını kabullenemezken, birileri çıktı, “Arapçasından ne anlayacaksınız? Kur’ân’ı Türkçe okuyun” dedi.

Din düşmanları ve sahte din adamları el ele verdi, Kur’ân tercümeleri hızla yaygınlaştırıldı.

İlmihal kitaplarından uzaklaştırılarak din cahiline dönüştürülen toplum, sadece Türkçe meal okutularak, aslında yüce kitabımız Kur’ân-ı kerimden de mahrum bırakıldı.

***

“Kur’ân-ı kerimden kendi aklı, düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfirdir” hadis-i şerifine rağmen, aklına esen meal yazdı.

Oysa, kelam-ı ilahiden, murad-ı ilahiyi (yani hangi âyette neyin anlatıldığını) anlamamız için Osmanlıda sadece Beydâvi gibi sahih kaynaklardan tefsir ilmine icazet vardı.

Hadiste Buhâri, fıkıhta Şafii mezhebi için İbni Hacer, Hanefi mezhebi için İbni Abidin, tasavvufta Mektubat-ı İmam-ı Rabbani diğer sahih kaynaklar idi.

Yine İmam-ı Gazâli hazretlerinin İhyâu Ulumi’d-Din kitabı da bunlardan biriydi.

Müslümanlara asırlardır rehberlik eden bu kıymetli kaynakların hepsi unutturulup, sadece yeni yetme din cahillerinin yazdığı meallerin okunması salık verildi.

Bu, aslında dinin içinin boşaltılması, Müslümanların cahil bırakılarak, kurda-kuşa yem edilmesi projesiydi.

Kısmen de başarıldı.

***

Zaman, ahir zaman…

Kıyamete yakın ilmin azalacağı, cehaletin artacağı, cahil din adamlarının kendi görüşlerine göre fetva vererek fitne çıkaracakları ve insanları doğru yoldan saptıracakları hadis-i şeriflerle işaret buyurulmuştu.

Yaşadıklarımızın özeti budur aslında…

Osmanlının son dönemi ve 1948’e kadarki Cumhuriyet’in ilk yıllarına şahitlik eden Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, tekkeler kapatıldığı zaman şu tespiti yapmaktaydı:

“Bunlar, boş mekânları kapattılar. Tekkeler zaten kendilerini kapatmışlardı.

Artık mürşitlik, müritlik kalmadı.

Ancak muhabbet ve muhiblik bâkidir.

Kim mürşitlikten, müritlikten bahsediyorsa ehemmiyet vermeyin.” (Seyyid Abdülhakim Arvâsi kitabı, Sayfa 109)

***

Burada anlatılmak istenen şey, silsileye bağlılığı kat’i ve ehil mürşid tarafından meşru bir tekkede, usul ve erkâna vâkıf olarak vekâleti devam ettirme imkânlarının çeşitli sebeplerle ortadan kalktığıydı.

Peki böyle bir zamanda biz ne yapacağız?

İslam büyükleri yazılacak ne varsa yazmış, anlatılacak ne varsa anlatmış.

Kaynağa değil, aklına göre fetva veren şeyhlere, tarikatlara lüzum yok.

Doğrular, sahih kaynaklarda…

Onlara yapışacağız.

Öncelik doğru iman…

Amentüdeki altı şarta eksiksiz iman ettikten sonra, İslamiyet’in beş şartını kusursuz yerine getirebilmemiz için Ehl-i sünnet (Sünni) yolunda bulunmamızı sağlayan dört mezhepten (Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli) birine uymanız şart.

Neden?

Çünkü Edille-i Şeriyye dediğimiz, İslam’ın dört temel esası vardır;

1- Kitap (Kur’ân-ı kerim)

2- Sünnet (Resulullah Efendimizin bildirdiği sahih hadis-i şerifler)

3- İcma (Eshab-ı kiramın, Tâbiînin ve Tebe-i tâbiînin söz birliği]

4- Kıyas (Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflerden çıkardıkları hüküm)

İşte bu dört mezhep, sadece bu kıyas-ı fukahadan ortaya çıkmıştır -ki, bölgesel şartlar gibi durumlardan ötürü bu da Müslümanlara ibadette kolaylık sağlamaktadır.

***

“Niye dört?”, “Sadece Kur’ân-ı kerim bize yetmez mi?” diyenler ne yazık ki çok…

Onu da anlatalım.

Kur’ân-ı kerim yüce kitabımız. Aslından okumak zaten vazifemiz.

Rabbimizin Kur’ân-ı kerimde bize hitaben ne buyurduğunu ise Beydâvi gibi sahih kaynaklar açıklıyor, oradan anlayacağız.

İbadet kısmına gelince…

Kur’ân-ı kerimde, ibadetlerin nasıl yapılacağı, günlük hayatımızda yapıp yapmamamız gerekenler gibi birçok husus açıkça bildirilmemiştir.

Bunları Peygamber Efendimiz Eshabına açıklamıştır.

Bir insan çıkıp “Ben dinimi Kur’ân-ı kerime göre yaşayacağım. Başka kaynak tanımıyorum” derse, bu peygamberlik iddiasıdır!

Nitekim, Eshab-ı kiram efendilerimizin hepsi Peygamber Efendimizin mucizelerini görmüş, onun ahlakıyla ahlaklanmış ve hepsi ana dilleri Arapça olmasına rağmen İslamiyet’i Peygamber Efendimizden öğrenmişlerdir.

Peygamber Efendimiz, Eshab-ı kirama kitap ve sünnetten içtihat etme yetkisi vermiştir.

Peygamber Efendimiz vefat ettikten sonra Eshab-ı kiramın hepsi kendi içtihatlarıyla amel etmiştir.

Eshab-ı kiramdan sonra ne kadar müçtehit varsa o kadar hak mezhep vardır.

Fakat zamanla çoğunun unutulması sonucu dört hak mezhep kalmıştır:

Hanefi, Şâfii, Maliki ve Hanbeli.

***

Tabiinin büyüklerinden İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri, Eshab-ı kiramı görmüş, dört bin Tabiinden ilim almıştır.

Türkiye gibi İslam coğrafyasının büyük çoğunluğunda, Müslümanlar, geleceği hadis-i şeriflerle övülen İmam-ı Azam hazretlerinin mezhebine göre amel etmektedir.

Dört mezhebe göre İslamiyet’i yaşamak için de ilmihâl kitapları vardır.

Hepsi bu kadar…

İkinci bin yılın kutbu İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki: “İslamiyet için söylenecek bir söz kalmadı. Hepsi söylendi, yazıldı.”

Ehl-i sünnet âlimleri yazdıkları kitaplarla iman-itikad-ibadet birliğini sağladı.

İslamiyet’in sinsi düşmanları, işte şimdi binlerce yıllık bu birliği bozmaya çalışmakta, Müslümanları bu âlimlerin kitaplarından uzaklaştırmakta.

***

Yeri gelmişken şuna da değineyim, gerisini siz yorumlarsınız;

  • İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri, Emevî ve Abbâsî dönemlerinde yaşamış; her iki yönetimin de adaletsiz uygulamalarına karşı çıkmış, devletten gelen maaş, hediye veya resmî makam tekliflerini reddetmiştir. Abbâsî Halifesi Mansur'un Bağdat başkadılığı teklifini geri çevirdiği için Bağdat'ta hapsedilmiş, işkence görmüş ve hapisteyken (bazı rivayetlere göre zehirlenerek) vefat etmiştir.
  • Abbasi halifesi Mansur, İmam-ı Malik hazretlerinin ünlü eseri El-Muvatta'yı devletin resmî kanunu yapmak istemiş, ancak İmam Malik, coğrafi farklılıkları ve diğer âlimlerin içtihat özgürlüğünü savunarak bu teklifi reddetmiş; yönetimle ters düştüğü için Medine valisi tarafından kırbaçlatılmıştır.
  • İmam Şafii hazretleri, gençlik yıllarında Yemen'de kısa bir süre devlet adına katiplik yapmış, ancak buradaki siyasi entrikalara ve zulümlere şahit olunca görevden ayrılmıştır. Daha sonra kendisine sunulan büyük kadılık ve resmî makam tekliflerini tamamen reddederek hayatını sadece ilme adamıştır.
  • İmam-ı Rabbani hazretleri, dönemin Babür İmparatoru Ekber Şah'ın İslam inancını tahrif etmeye çalışan "Din-i İlahi" projesine karşı çıkmış, oğul Cihanşah döneminde de sarayın siyasi baskılarına boyun eğmediği için Gwalior Kalesi'nde iki yıl hapsedilmiştir. Devletten maddi destek almayı reddetmiş, sadece irşad faaliyeti yürütmüştür.
  • Abdülkadir Geylani hazretleri, Bağdat'taki medresesinde binlerce talebe yetiştirirken, sarayın finansal yardımlarını geri çevirmiş, halifelerin ve devlet adamlarının medreseye müdahale etmesine asla izin vermemiştir.

Hülasa, Ehl-i sünnet âlimleri, tarih boyunca siyasete karışmamış, hükûmette vazife almamış, yazıları ve sözleri ile devlet adamlarına (genellikle kendileri sordukları zaman) nasihat vermişlerdir.

Yücel Koç'un önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.