Rusya-Ukrayna Savaşı, beş yıldır kullandığım tabirle ‘Ortodoks Doğu Savaşı; bir dünya savaşının fitilini ateşlemeyecek ama ‘ne savaş ne barış, sürekli gerginlik’ stratejisiyle neredeyse bir çeyrek asır daha sürme riski var. ‘Düşük yoğunluklu bir savaş’ için iddialı bir giriş cümlesi sarf ettim, farkındayım; ama hemen gerekçelerimi sunacağım: 1986, 1991, 2004, 2014, 2022’de Ukrayna’nın beş farklı tarihsel dönemeçte geçirmek zorunda olduğu evrimler; savaşın bitirilmezse bir çeyrek asır daha sürebileceğine işaret ediyor.
Önce 1986’da Çernobil Faciası ile başlayalım. Çernobil deyince aklıma gelen en çarpıcı nüans, HBO’un aynı isimli meşhur dizisindeki bir sahnede gizlidir.
Ukrayna topraklarından zaman içinde kimlerin gelip geçtiğini anlatan trajik bir sahnedir bu. Bir yaşlı teyze, facianın olduğu Pripyat’ın kırsalında radyoaktiviteden ötürü bölgedeki insanları tahliye etmek isteyen emir kulu bir Sovyet askerine aynen şöyle der:
“Önce Çar vardı, sonra devrim geldi, sonra Alman askerler geldi, sonra da Stalin’in askerleri geldi... Hepsini gördüm. Hiçbiri geldiğinde buradan gitmedim. Şimdi, görünmeyen bir şey yüzünden mi buradan gideceğim!”
Bu cümle yalnızca radyasyona bakışı çok çarpıcı biçimde anlatmakla kalmıyor, fakat aynı zamanda Ukrayna’nın yarım asırlık evrimini de özetliyor.
1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. Ve 2004’e kadar daha müreffeh bir ülke olabilmek için belirgin biçimde Avrupa, özellikle de İngiltere desteğiyle; yer yer onların kuzeni Amerikalıların fonlamasıyla büyümeye çalıştı.
İKİ VİKTOR KAVGASIYLA BAŞLAYAN SAVAŞ
Gelelim 2004’e… 2004 Turuncu Devrimi, ‘iki Viktor kavgası’ gibi görünse de Avrupa ile Rusya arasında ilk hesaplaşma idi. AB’ci, İngiltereci Viktor Yuşçenko ile Moskova yanlısı Viktor Yanukoviç arasında yapılan ikinci tur oylamada, alavere dalavere oyunlarından sonra Yuşçenko başkan oldu. Bugün devam eden savaşın kökeni, 22 yıl önceki bu kritik olaya dayanıyor.
Derken 2014’de Donbas Savaşı başladı ve Ruslar, Ukrayna’nın kuzeydoğusundan itibaren; buralarda yoğun Rus nüfusu da olduğu için haritayı tırtıklamaya başladı.
Moskova, 2014’te şubat ayında birdenbire Kırım’ı da ilhak etti ve bir referandumla kendine bağladı. Kırım, bildiğim bir yer, üç kere gittim. Oralarda sanki zaman makinesine binip de Türkiye’nin 1970’lerine dönmüş gibi hissedersiniz. Dolayısıyla gelişmeye açık stratejik bir bölge Kırım. Rusya, Ukrayna’dan tırtıkladığı topraklar gibi burayı da bırakmayacaktır.
AVRUPA, KENDİ SINIRLARINA ÇEKİLMEDİKÇE SAVAŞ BİTMEZ
Sonra da 24 Şubat 2022 savaşı başladı. Rusya, 21. Yüzyıl başına, hatta Soğuk Savaş’ın bitiş yıllarına dayanan toprak ihtilaflarından dolayı Ukrayna’yı işgal etti. Devamını zaten biliyorsunuz.
Savaş, altı ay sonra (o zamana kadar bitmesi de zor görünüyor) beşinci yılını dolduracak.
İmdi… Gelelim yazının ana fikrine… 22 yıldır, yani neredeyse çeyrek asırdır devam eden savaş Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy gitmedikçe bitmeyecektir.
Zelenskiy çekilmedikçe Rusya, barış masasına gönüllü oturmayacak ve İngilizler başta olmak üzere Avrupalılar Rusya’yı, ‘Büyük Ayı’yı sürekli dürtmeye devam edecektir.
Makamını zerre miskal doldurmayan, adaşı Friedrich Nietzsche gibi düşünürlerin kemiklerini sızlatan Almanya’nın Şansölyesi Friedrich Merz’in Kiev’e bizzat giderek Ukrayna’ya yaptığı 1 milyar avroluk son askerî yardım da bunun göstergesi.
Dolayısıyla yazının ana fikrini tek cümlede şöyle özetleyebiliriz:
‘Ortodoks Doğu’nun çeyrek asırdır bitmeyen savaşını bir çeyrek asır daha uzatmamanın yolu Zelenskiy’yi film bobininden tamamen çıkarmak ve Avrupa’yı Ukrayna meselesinde kendi sınırlarına çekmektir.

