Yazının manşetinde yer alan cümlenin yüklemindeki iki kelime, yani dehşet ile denge kelimeleri arasında kökensel bir çelişki vardır. Dehşet dediğimiz şey, meydana getireceği kaosla beraber dengeyi ve sonra da düzeni bozar. Dolayısıyla başlıktaki denge sözcüğünü; dehşet ile düzen arasındaki denklemin ağırlık noktası, yani yazı dili ile söylersek yüklemi gibi görebiliriz. Her üçünün ‘d’ harfiyle başlaması da anlamlı bir tevafuk. Denge, düzeni dehşete karşı koruyan faktördür ve dengenin -tarihin bu evresinde olduğu gibi- sarsılması kötü sonuçlara yol açar.
Geçen yüzyıldan bunun iki büyük örneği var. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde gelen ekonomik buhranlar düzeni sağlayan dengeyi bozduğu için dehşet devreye girdi. Bu savaşlardan ilki yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde başladı. Şükür ki, yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz hâlde bir savaş görmedik.
Bunun da sebebini, yine bir önceki yüzyıla dönüp 1945-1991 seneleri arasında yaşanmış Soğuk Savaş dönemindeki ‘Dehşet Dengesi’ kavramı ile açıklayacağım. Nükleer dehşet dengesi... ABD ve SSCB’den başlayarak belirli güçlerin nükleer silahı vardı, hâlen de var.
İki çelişkili kavramı, ancak çok güçlü bir enerji dengeleyebilir, değil mi? Nükleer güç çok sayıda ülkede olunca denge, dehşeti kontrol altında tutuyor. Dolayısıyla günümüzde bir III. Dünya Savaşı çıkmadıysa bu, yine nükleer dehşet dengesiyle ilişkilidir.
Peki; bahse konu denge, bu yüzyılın geleceğinde de savaş çıkmasını engelleyebilir mi? Yeni bir dehşet dengesi kurulursa, evet. Ve ben bu yeni dehşet dengesinin de insansız silah sistemleri üzerinden kurulduğunu düşünüyorum. Bunun adını da ‘İHA dehşet dengesi’ olarak öneriyorum. Bu aşamadan sonra, yani insansız hava aracı güçleri arasında bir dehşet dengesi oluştuğunda üçüncü denge aşaması, yapay zekâ sistemleri arasındaki güç taksimine dayalı olarak oluşacaktır.
İNSANSIZ SİLAHLAR VE YAPAY ZEKÂ SAVAŞI
İmdi… Dünyanın ve NATO’nun birinci askerî gücü Amerika Birleşik Devletleri’nden başlayarak NATO’da denge oluşturacak siyasi irade, takat var mı? Yok. O hâlde ülkeler, yani ulus devletler; kendi insansız silahlar (İS) ve yapay zekâ (YZ) sistemlerini kuracak. NATO’nun ikinci askeri ve günümüzde siyasi gücü olan Türkiye’yi esas alarak düşüncemi somutlaştırırsam ilkinde (İS) ileri teknolojiye, ikincide (YZ) ise yeterli olmayan bir teknolojiye sahibiz.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ara seçim hezimeti ile ülkesinin, NATO’daki ve dolayısıyla dünyadaki gücünün de azalacağı görünüyor. Trump, zaten siyaseten en büyük hatayı “Dünya Savaşı’nı engelleyeceğim” diye geldiği hâlde İsrail’deki katliamcı Netanyahu rejiminin peşine takılıp İran’a savaş ilan etmekle yaptı. İran’a sebepsiz savaş açmanın öfkesinin, ABD kamuoyunda oluşturduğu yeni anti-Trumpist rüzgâr ortadaydı. Yani perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
Bugün NATO’ya ve de üyesi ülkelerin tekil şartlarına baktığımızda herkesin kendi derdine düştüğünü görüyoruz. Bu noktada özellikle Kıta Avrupası’na dikkat etmek lazım. Çünkü daha önceki iki savaşın kıvılcımı bu kıtada ateşlendi. Üstelik günümüzde geniş halk kitlelerinin katıldığı protestolarla sokakları yanan da yine Avrupa.
Birinci Savaş, Doğu Avrupa’da ateşlenmiş ve sonra bizim bölgemize yığılmıştı. İkinci Savaş da Avrupa’da patlak verdi, Avrasya’ya yayıldı. Hitler; tarihte Napolyon’dan sonra Rusya topraklarına ilerleyen ikinci askerî figür oldu ve topuklayarak geri döndü. Bugün Avrupa’nın doğusuna baktığımızdaysa beş yıla yakındır süren ‘Ortodoks Doğu Savaşı’nı görüyoruz.
TÜRKİYE’NİN YENİ ‘DEHŞET DENGESİ’NDEKİ YERİ
Ülkemizin İHA ve YZ sistemlerine dayalı bu yeni dehşet dengesindeki yeri ne sorusunun cevabına da bakalım. İnsansız hava araçlarında çok iyiyiz. İHA’ların dünyada 113 yıllık bir mazisi var. 1909’da Amerikalı Elmer Sperry, uçuş hâlindeki uçakların dengesini sağlamak amacıyla cayroskopik (kendi ekseninde dönen) aletler dizayn etmeye başladı. Ardından otomatik pilot olarak tasarlanmış bir robot üretti. İHA’ların temeli böyle atıldı.
Türkiye’deki savunma sanayii devriminin siyasi mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni dehşet dengesinde önemli bir faktörü, İHA/SİHA atılımı ile ülkemizin lehine çevirdi. Uzun menzilli hava savunma sistemlerinin geliştirilmesiyle dengenin ikinci askerî parametresi de yerine gelmiş olacak.
Ondan sonrasında (aynı zamanda şu an için de) belirleyici olan ise ekonomi ve teknolojidir. Türkiye, fon kriziyle birlikte girdiği tünelden adaletin tesisi ve küçük yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesiyle çıkabilir. Fatma Betül Sayan Kaya’nın, eski bir bakan ve görevdeki bir parti yöneticisi olarak tutuklanması bu bağlamda önemli bir gelişmedir. Fon krizinden sonra yoğunlaşan İsrail’in kara propagandalarını ve fitnelerini engellemenin yolu, skandaldaki sorumluları adalet önüne çıkarmaktır. Türkiye, seçim sath-ı mailine de girdiği önümüzde süreçte bu krizi fırsata çevirebilir.
Sonrasında bireyler, aileler ve millet/devlet olarak üzerimize düşen, teknolojinden yararlanırken onu bir hayat ideolojisine dönüştürmemek, ona teslim olmamaktır. Her birey, sürekli konuştuğu YZ’nin fikri üreticisi konumundadır. Dolayısıyla orada da gözetilmesi gereken bir dehşet dengesi vardır. Dünyanın yeni dehşet dengesinin ikinci bölümüne insansız silahlar ve yapay zekâ güç karşılaştırmaları ile devam edeceğiz. Pazar günü yeniden görüşmek dileğiyle…


