Kaydet
|

“Böylece geceye çıktım. 1914 yılının ikinci gecesiydi. İçimi kaygılı bir beklenti doldurdu. Yol genişti ve gelecek olan korkunçtu. Büyük bir ölüm ve kan denizi geliyordu. Karanlık dünyayı ele geçirirken korkunç bir savaş çıktı ve karanlık, dünyanın ışığını yok etti.”

Bu kötümser cümleler; İsviçreli psikiyatrist ve filozof Carl Gustav Jung’un Kırmızı Kitap adlı kitabından. Jung, bu kitabın yazımına I. Dünya Savaşı’ndan (28 Temmuz 1914-11 Kasım 1918) hemen önce başladı. Yukarıdaki satırlar, savaşı sezdiğini gösteriyor. Her ne kadar Kırmızı Kitap, 1914-1930 yılları arasında kaleme alınmış ve Jung’un ölümünden çok sonra (2009) yayımlanmış olsa bile ben, düşünürün o dönemde yaklaşan savaşı sezdiğine kaniyim.

Şimdi; 112 yıl ileriye, günümüze, yani bizi en çok ilgilendiren zaman dilimine gelirsek… Geçen yüzyılda iki büyük savaş yaşamış olan dünya, bugün bir III. Dünya Savaşı şartları/tehdidi ile mi karşı karşıya… En çok da bu sene sorulmaya başlanan bu önemli sorunun cevabını 2024, hatta pandemi sonrasından bu yana yazılarımda arayan bir gazeteciyim. Daha ötesi dünyanın 2010 Arap Baharı’ndan bu yana zaten postmodern manada bir savaşın içinde olduğunu 2013’te dile getirmiştim.

O dönemden bu tarafa bölgesel savaşlar ve iç savaşlar arttı. Suriye İç Savaşı zorlukla bitirilebildi. Karadeniz’in kuzeyindeki Ortodoks Doğu Savaşı sürüyor. ABD/İsrail-İran ve Suud-Yemen krizleri dinmiyor, harlanmaya devam ediyor.

Avrupa’da Coğrafi Keşifler’in başladığı Portekiz, İspanya, İtalya gibi liman ülkelerinden Doğu Avrupa’daki Polonya’ya, Balkanlardaki Arnavutluk’a uzanan bir protesto dalgası var. Öte yandan ABD ve İngiltere’nin yanı sıra kıta Avrupası’nın tekmil devletleri “Üç günlük, beş günlük, haftalık yiyecek stoklayın” diyor.

Her şeyden önce Koronavirüs Pandemisi döneminden bu yana alışık olduğumuz bu tür küresel telaş hâllerinde korku duygusunun belirleyici hâle gelmesinin insanları körleştirdiğini biliyoruz. Pandemide böylesi bir körlükle tüm dünya vatandaşları, küresel medikal otoriteye boyun eğdirildiler; sonuçları şimdi daha iyi görüyoruz.

PANDEMİYLE GELEN YENİ İNSAN PROJESİ!

Batılı devletlerin bu tür yiyecek stoklama çağrılarının, bir tür küresel davranış tatbikatı olduğunu düşünüyorum. Bununla kitleler, olası belalara hazırlanmaya çalışılıyor gibi. Öte yandan ortada çok büyük bir tehdit olmasa bile varmış gibi algılanması isteniyor. Nasıl ki apartmanlarda bazen yangın alarmı deneme için çalar, onun gibi…

Peki; hayatta kalma güdüsünü kışkırtıp insanları küresel çapta daha korku dolu bir yapıya büründürmenin amacı ne? Bu arada bir taraftan da sosyal medya vasıtasıyla insanı anti-sosyalleştirirken, onu çevresinden soyutlarken yavaş yavaş yeni bir insan tipi mi oluşturulmaya çalışıyorlar? Daha açık bir deyişle küresel teknolojiye bağımlı, sorgulamayan yapay zekâ türevi bir uyumlu insan iradesi mi inşa ediliyor?

Bir anlığına bu üç soruya da evet cevabını verelim. Peki, bunu yapan güç hangisi? Olağan şüpheli, küreselciler. Yani küresel tekno-oligarşi yanlısı sermaye sahipleri. Ama yine de işlerini hâlen ulus devletler eliyle görüyorlar. Sermaye, Fransız Devrimi’nden bu yana hep olduğu gibi ulus devletlere istediklerini yaptırıyor.

ABD, İngiltere, İrlanda, Hollanda, Belçika, Fransa ve Japonya gibi ülkelerde olası elektrik kesintileri, doğal afetler ve siber saldırılar gibi gerekçelerle yiyecek stoku yapılması salık verildi. Net bir şey de söylemiyorlar, ama herkesin gerekçesi farklı. Japonlar, Fuji Yanardağı’nın patlama riskini bile bir ihtimal olarak sundu. Onlardan iyi mi bileceğiz kendi dağlarını!

DÜNYA SAVAŞI KORKUSU KULLANILIYOR

Bu tür ihtimallere karşı hazır ülkeler arasında son olarak 81 ilde sığınak projesiyle gündeme gelen Türkiye de sayılıyor. Bizim de hazırlıklı olmamız her zaman iyidir. Ama bizde millet olarak hâkim duygu, korku değildir. İngiltere’de iki gün önce korku ile stoklama yaptırdılar. “72 saat yetecek yiyecek, içecek stoklayın” denildi. Zaten bunun 48 saati geçti. Savaş mı çıktı? Afet mi oldu, hayır… Ama işte her an bir tehdide hazırlık evresinde tutulmak isteniyor dünya. Bu arada raflar boşalıyor, Kapitalizm de işliyor tıkır tıkır!

Peki; dünyada üçüncü bir küresel savaş riski hiç mi yok? Elbette var. 2023’ten bugüne dek iki haneli diyebileceğimiz (belki en fazla yüzde 25) bir dünya savaşı riskinin içinden geçtik. Ancak bunu engelleyen faktörler, şimdiye kadar ağır bastı. Orta Doğu ve Ortodoks Doğu’daki yangına rağmen dünya savaşı çıkmadı.

Bu, elbette bundan sonra da çıkmayacağı anlamına gelmez. Ancak dünya savaşı kavramı üzerine konuşurken bunun öncelikle yeterli sebeplerinin olup olmadığını düşünmek gerekir. Muhtemel ittifaklar ve cepheler meselesi sonra gelir.

Devletler arasında bir dünya savaşına sebep olacak büyüklükte bir sorun ya da tehdit var mı? Yani savaşın yeterli temel ilkesi açısından neden ve şartları oluştu mu? Netanyahu rejimi gibi azınlıktaki saldırgan olanları hariç tutarsak devletler kendi aralarında savaş istemiyor. Bilakis, yaklaşmakta olan küresel tehditlere karşı birleşiyor.

Sonuç olarak devletlerin, bugün birbiriyle savaşmaktansa yüzyılın ortalarında gücünü robotlarla da gösterecek küresel sermaye ile savaşa hazırlanmaları daha yüksek ihtimaldir. İş bu yazının teması olan savaş ve kıtlık propagandalarını da bunun bir tatbikatı olarak görüyorlar.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.