Kaydet
|

Beklenen oldu…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın istifasını açıklamasıyla birlikte, kendisine yakın 8 ilçe belediye başkanı da CHP ile yollarını ayırdı.

Yavaş istifa açıklamasında ‘bağımsız’ kalacağını özellikle belirtti ki, bu da sürpriz değil… Zira bu şekilde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanacağını; hem CHP’nin, hem CHP’den ayrılan Yeni Partililerin, hem de İyi Parti gibi öteki muhalefet partilerinin de ortak adaylığına soyunacağını görebiliyorduk.

Artık önünde Ekrem İmamoğlu gibi bir engel de kalmadığına göre, kendisi açısından Cumhurbaşkanlığı adaylığı yolunun tamamen açıldığını, bağımsız kalmasının muhalefetteki partilerin büyük çoğunluğunun oylarını alma noktasında işini kolaylaştıracağını düşünüyor olsa gerek.

Mevcut tabloda bu hamle mantıklı görünse de, ilerleyen süreçte taşların nasıl şekilleneceği önemli…

Zira Mansur Yavaş da hiçbir partiye bağlı kalmayarak bunu gözlemleme ve duruma göre hareket etme özgürlüğüne kavuştuğunu düşünüyor olabilir.

Şimdi Yavaş için önemli olan, karşısına muhalefetten rakip çıkıp çıkmayacağı.

Mesela; CHP, partiyi terk etmesine rağmen Mansur Yavaş’ın adaylığını mı destekler, yoksa Kemal Kılıçdaroğlu ya da bir başka ismi aday mı yapar?

Yeni Parti cephesinin takınacağı tavır da önemli…

Tutuklu Ekrem İmamoğlu, ‘kendisini kurtaracak en güvendiği isim’ olarak Özgür Özel’in adaylığını mı ister, yoksa en büyük rakibi olan Mansur Yavaş’ın desteklenmesini mi?

***

Tabii bir de DEM meselesi var. Hele ki Terörsüz Türkiye sürecinden sonra…

Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinde bütün bu partilerin üstüne bir de DEM desteği olduğu hâlde ikinci turda yüzde 48,5 oy alabilmişti.

DEM’in desteği olmadan Mansur Yavaş oyunu nereye çıkarabilir, bu da ancak seçim sathı mailinde görülecek.

2019 ve 2024 yerel seçimlerinde, Erdoğan düşmanlığı sebebiyle DEM’lilerin de zoraki oy verdiği Yavaş için en sağlam adresin İyi Parti olduğu görülüyor. Nitekim, son kertede İyi Parti adaylığına soyunacağı, şayet kazanamayacağını görürse de siyasetten tamamen çekileceği konuşuluyor Ankara kulislerinde.

Bunların tamamı, bugünkü konjonktüre göre yapılan değerlendirmeler.

Toplama, bölme, çıkarma, çarpma işlemleri devam edecek, tıpkı geçmişte Abdullah Gül’ün yaptığı gibi, Mansur Yavaş da partilerin ortak adaylığına destek verip vermediklerini gözlemleyecek ve kararını buna göre netleştirecek.

Ve maalesef, Türkiye’deki muhalefetin en büyük körlüğü olan asıl sorular göz ardı edilecek.

Nedir bu?

Daha bugünden Mansur Yavaş ismi parlatılırken hiçbir şekilde sorgulanmayan, cevabı aranmayan, hatta gündeme bile getirilmeyen konular…

En basiti; milliyetçi geçinen siyasetçilerin en çok eleştirdiği, karşı durduğu Terörsüz Türkiye konusunda ne yapacak? Terörü geri getirmeyi mi vadedecek?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı gücünün Suriye’de, Irak’ta, Karabağ’da, Libya’da, Gazze’de, Ukrayna ve İran savaşında verdiği sınav ortada… Mansur Yavaş buralarda daha fazla ne yapmayı, nasıl bir dış politika yürütmeyi önerecek?

İsrail ve Yunanistan doğrudan ülkemizi tehdit ederken, fırsatını bulduğunda hangi ülkeye ne yaptıklarını ortaya koymuşken, Mansur Yavaş gibi ürkek bir profil, soykırımcı İsrail’e meydan okuyan Erdoğan’ın hangi boşluğunu ortaya çıkarabilecek de, burayı doldurmayı vadedebilecek?

Bunun Akdeniz’i var, Kıbrıs’ı var, Ege’si var, Mekke Anlaşması var, savunma sanayii var, Türk Devletleri Teşkilatı var, yeni enerji ve ticaret yolları var, FETÖ ve FETÖ’vari yapıların temizliği var, sokak çeteleri ve dolandırıcılarla her gün yargı ve emniyet eliyle gerçekleştirilen iç temizlik mücadelesi var…

Var oğlu var...

Muhalefetin tek güvendiği dal var, o da ekonomi.

Lakin orada da muhalefetin karnesi, yönettikleri belediyelerden belli.

Mansur Yavaş’ın önüne 1,5 milyar liraya diktiği iki beton direği koysan, verecek cevabı yok.

Ne diyecek de milletten oy isteyecek?

Kemal Kılıçdaroğlu gibi sadece masa kurmak, anketlerdeki oy oranlarını toplamak bir yere kadar…

Eninde sonunda seçmen, sandığa giderken ülkenin geleceğini düşünecek, etraftaki riskleri, karşılaşabileceği badireleri göz önüne alacak, öyle karar verecek.

Susarak, polemiğe girmeyerek belediye kazanabilirsiniz ama, 'kurtlar sofrası'nda Türkiye’yi yönetmeye talip olmak başka şey…

Erdoğan hasımlarının farkı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yine dünyanın sesi oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan 5’li sisteme meydan okudu, BM’nin barış ve güvenliği korumakta artık aciz kaldığını söyledi.

Gazze’den Afrika’ya kadar insanlığın yaşadığı trajediye, Avrupa’da yayılan ırkçılığa ve İslamofobi’ye dikkat çekti; küresel sistemin dayattığı sapkın akımlara, dünyanın giderek daha fazla hissettiği çevre felaketlerine işaret etti.

Cumhurbaşkanımızın konuşmasını yerinde dinleyen Türkiye’den kimi muhalif isimler, New York’un merkezinde, hem de BM’nin tam karşısında yer alan millî gururumuz Türkevi gökdelenimizin önünden “Biz iç siyasette lüzumsuz konuları konuşurken, Erdoğan dünya lideri olmuş, haberimiz yokmuş” diye yayınlar yaptı.

Anlatıyorduk, anlamıyorlardı.

Kendilerinin başkalarına yaptığı gibi, bizim de kuru bir destekçilik yaptığımızı zannediyorlardı.

Kendi gözleriyle şahit olunca, Türkiye’nin bugün nerelere geldiğini, Erdoğan’ın vizyonunun dünyada nasıl bir etki oluşturduğunu bizzat gözlemlemiş oldular.

Bütün muhalifleri dünyayı dolaştırıp, Türkiye’yi ve Erdoğan’ı sorduracak hâlimiz yok ama, maalesef yaşadığımız şöyle bir gerçek var;

İçeride Erdoğan düşmanlarının konuştuğu Türkiye ile dışarıda Erdoğan hasımlarının konuştuğu Türkiye birbirinin tam zıddı.

Yücel Koç'un önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.