Kaydet
|

Değerli okuyucular,

Ağustos ayında yapay zekânın balon mu yoksa gerçek mi olduğunu ve Türkiye’nin bu büyük dönüşümün neresinde bulunduğunu irdelemeye çalışmıştık. Bu ve gelecek yazımızda konuyu finans tarihi ve literatürü çerçevesinde özü itibarıyla değerlendirelim...

Ünlü iktisatçı John Kenneth Galbraith, 1990 yılında yayınladığı, Türkçeye “Finansal Coşkunun Kısa Tarihi” adıyla çevrilen “A Short History of Financial Euphoria” adlı kitabında son üç yüz yılın büyük finansal çılgınlıklarını inceleyerek piyasalarda balonların nasıl oluştuğu ve bu balonların patlamasıyla yaşanan büyük yıkımları anlatmıştır. 17. yüzyıl Hollanda’sındaki lale çılgınlığından 1720’de yaşanan South Sea Bubble’a, 1926’daki Florida Gayrimenkul Patlamasına, 1929’daki “Büyük Buhran” dönemine kadar uzanan bu tarihsel yolculukta Galbraith’in ulaştığı sonuçlar gayet nettir:

1. Spekülatif balon (coşku) ve arkasından gelen finansal yıkımlar sistem içinde her zaman bir tehdit olarak varlığını devam ettirir.

2. Daha fazla yasal düzenleme ve denetim veya piyasa bilgisi kişilerin bir sonraki spekülatif coşkuya kapılmalarına engel olamayabilir.

3. Kısa vadede balonlara karşı yapılan uyarılar, bu dalgaya kapılanlar tarafından kıskançlık, çekememezlik, çağ dışı kalma gibi bahanelerle dikkate alınmaz.

4. Finansal araçlar değişir, yatırım yapılan varlıklar değişir, teknoloji değişir; fakat insan davranışı pek değişmez. İnsanlar doğaları gereği kendi çıkarlarına hizmet eden durumları doğru ve gerçek olarak değerlendirmeyi tercih ederler.

5. Yüzyıllar boyu edinilen tecrübe gösterir ki; balonlar her zaman büyük bir patlama (yıkım) ile son bulur. Henüz balonların piyasada yıkıma sebep olmadan sönümlendiği bir örneğimiz bulunmuyor.

6. Finansal hafıza oldukça kısadır. Piyasa hafızası eskiyi hatırlamamayı tercih eder...

Galbraith bugün hâlâ aramızda olsaydı yapay zekâ etrafında yaşanan yatırım coşkusunu nasıl yorumlardı diye düşünmeden edemiyorum. Muhtemelen önce rakamlara bakarak piyasadaki coşkunun büyüklüğünü anlamaya çalışırdı. Yapay zekâ yatırımları artık milyarlarca değil, yüz milyarlarca dolarla ifade ediliyor. Goldman Sachs’ın 2025 sonunda yayımladığı tahminlere göre büyük teknoloji şirketlerinin 2026 yılı sermaye harcamalarının yaklaşık 527 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Üstelik bu tahmin yıl içerisinde sürekli yukarı yönlü revize edildi. Çiplerden veri merkezlerine, enerji altyapısından büyük dil modellerine kadar muazzam bir yatırım dalgası var. Yatırımlar ülkelerin açıkladıkları yapay zekâ eylem planları çerçevesinde önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek. Başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere ülkeler yapay zekâ yarışında yerlerini almak amacıyla muazzam kaynak aktarımları planlıyor. Buradaki asıl mesele bu yatırımlara ayrılan kaynakların, gelecekte elde edilecek ekonomik getirilerle geri döndürülüp döndürülemeyeceği...

Aslında finansal balon tartışmasının merkezindeki sorun tam olarak da bu... Bir varlığın fiyatının çok yükselmesi tek başına onun balon olduğunu göstermez. Eğer gelecekte oluşturacağı nakit akımları, üretkenlik artışı ve ekonomik değer bu fiyatı haklı çıkarıyorsa ortada balon değil, geleceğin bugünden fiyatlanması vardır. Sorun, fiyatlarla ekonomik gerçeklik arasındaki bağ kopmaya başladığında ortaya çıkar. Yani, gelecekte oluşturulan nakit akımlarının belirli bir getiri beklentisiyle iskontolandırıldığında en az bugünkü yatırım değerine eşit olması gerekir. Finans matematiğinde net bugünkü değer olarak hesapladığımız matematiksel bir gerçeklikten bahsediyoruz. Piyasalar bu ekonomik gerçekliğe göre fiyatlandırma yaptığı sürece finansal balonlar ortaya çıkmayacaktır. Fakat, geleceğin tamamen belirsiz olması nedeniyle yatırımın gelecekte sağlayacağı nakit faydanın ölçülmesi (tahmin edilmesi) son derece zordur. Bir de üstüne yeni bir inovasyonun (teknolojik gelişmenin) oluşturduğu aşırı iyimserlik hâli eklendiğinde piyasalar gelecekteki faydayı (nakit akımlarını) çok yüksek belirleyip fiyatlamayı aşırı şişirilmiş tahminlerle yapabilir. Aşırı şişirilmiş tahminlerle yapılan fiyatlamalar gerçek değerlerden çok daha yüksek fiyatlamalara sebep olur. Bu durum finansal balon olarak adlandırılan durumu oluşturur.

Finansal balon tanımlaması çerçevesinde yapay zekâ yatırımlarını değerlendirmeye gelecek yazıda devam edeceğiz... Bu arada piyasalarda dönem dönem oluşan balonları da bu çerçevede okumaya çalışabiliriz. Çıkarılacak dersleri dağarcığımıza ekleyip kendi birikimlerimizi yönetirken ekonomik gerçeklikten kopmayarak tasarruflarımızda kayıp yaşamayı engelleyebiliriz. Ekonomi, yalnızca piyasaların değil; hepimizin ortak hayat hikâyesidir. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle...

Prof. Dr. Gaye Gencer'in önceki yazıları...


Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.