Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Gıda terörü var mıymış?
0:00 0:00
1x
a- | +A

İlk Başkanlık seçimi olan 2018 öncesi patates-soğanla başlamışlardı…

Milletimiz, mutfakta en çok kullandığı bu ürünlerdeki fahiş fiyata tepki gösterse de ülkeyi riske atmadı, ancak acısı 2019 mahallî seçimlerinde çıktı.

İstanbul ve Ankara CHP’ye geçerken, tezgâhı kuranların kritik 2023 seçimleri öncesi umudu arttı.

Bu defa patates-soğanla yetinmeyip ürün gamını genişleten yapıyı burada çok yazdık…

İşçi ücretleri, dolar ve petrol artmadığında bile her gün yapılan zamların anormalliğine çok dikkat çektik.

Biz bunları her yazdığımızda ‘serbest piyasa’, ‘arz-talep meselesi’ diye çok bilmişlik yapanlar vardı!

-Ki ben işletme okumuş adamım, arz-talep nedir bilirim.

Burada karanlık bir elin dolaştığına, marketlerde her gün etiket değiştirenlerin oluşturduğu gıda terörüne 2023 seçimleri öncesi Sayın Cumhurbaşkanımızla seyahat dönüşü uçakta yapılan sohbetlerde de dikkat çekmiştik, nitekim hepsine yayınlarımızda yer verdik.

Şükürler olsun ki, vatandaşımız yine itidalli davrandı ve ülkemizin belki de yüz yılına mal olacak bir hataya izin vermedi.

Tepkisini, tıpkı 2019’da olduğu gibi, bu defa 2024 mahallî seçimlerinde gösterdi.

CHP’li tutuklu eski Menderes Belediye Başkanı sevgilisiyle yazışmasında diyor ya hani: “O oyu Özgür Özel falan almadı, kim olsa zaten aynı oyu alacaktı…”

Durum gerçekten de öyleydi, çünkü 13 milyona yakın AK Parti seçmeni sandığa gitmedi.

***

Dünyada gıda fiyatları düşüşe geçtiğinde bile Türkiye’de durmayan fiyat artışları, nasıl bir şebekeyle karşı karşıya olduğumuzu açık biçimde ortaya koymaya yeterdi.

Bunlar öyle gözlerini karartmışlardı ki, raflardaki pek çok ürün, parası bizden 65 kat değerli olan İngiltere’deki marketlerin bile önüne geçti.

Belli ki devlete apaçık meydan okuyan bir yapı vardı ve bunların neyi amaçladıklarının ilk itirafı, geçen sene FETÖ’den tutuklanan HAKMAR Şirketler Grubu Başkanı Zeki Doruk’un iddianamesinde yer alıyordu.

Soruşturma dosyasına giren yazıda, Doruk’un örgüt üst yönetiminden aldığı talimatlar doğrultusunda bahse konu şirketler üzerinden elde ettiği gelirler ile örgütün finansman faaliyetlerini gerçekleştirdiği belirtiliyor…

Ayrıca çevresine "Cemaat ile yükseldim. Servetim de gitse feda olsun”, “Maliyeden bir marketimin günlük geliri kadar ceza da yiyecek olsam, fiyatları yükseltip ülkedeki enflasyonu arttıracağım" şeklinde beyanlarda bulunduğu kaydediliyordu.

Bu, işin FETÖ tarafı…

Bir de FETÖ dışında piyasayı elinde tutan, kendini devletin üstünde bir güç zannedenler varmış, bunu da önceki gün yapılan operasyonla gördük.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 1029 çiftçinin beyanıyla 22 ilde 41 büyük tedarikçiye düzenlediği operasyonun soruşturma dosyasında akılalmaz detaylar var.

Piyasada hâkimiyet kuran bu firmalar, tekelleşerek fiyatlarla istedikleri gibi oynamış.

Tarladan ürününü çok ucuza aldıkları çiftçilere, bazı kalemlerde 10 katına kadar pahalı almış gibi makbuz imzalatmışlar.

Böylelikle ne yapmışlar?

Bir liraya aldıkları ürünü sanki 10 liraya almış gibi gösterip, “Bakın işte, maliyetlerimiz çok yüksek” demek için zemin hazırlamışlar.

***

MASAK ve savcılığın tespitlerine göre, bununla da yetinmeyip, yanlarında çalışan işçilerin adına alt şirketler kurup, ondan ona, ondan öbürüne satılmış gibi göstererek zinciri uzatmışlar, her halkada fiyatı şişirmişler.

Diyorduk ya hani “Tarlada 5 lira olan ürünü biz niye markette 150-200 liraya alıyoruz?”…

Adamlar milyonlarca insanın canını yakan tezgâhı işte böyle kurmuşlar.

Savcılığın soruşturma dosyasında yok yok…

Ölmüş çiftçilerin adına düzmece makbuzlar mı düzenlememişler, hayalî satışlarla stoktaki ürünü mü gizlememişler, çiftçiden aldıkları ürünü kâğıt üzerinde onlarca kat artırarak kara para aklama işine mi girişmemişler!..

Yıllardır bu meseleyi takip eden muhabir arkadaşımız Kaan Zenginli’ye konuşan çiftçiler, “Bunlar kendilerini devletten güçlü görüyorlardı. Şayet ürünümüzü bu firmalara ve aracılarına vermezsek veya onların işçilerine toplatmazsak kimseye satamıyorduk. O yüzden mecburen bunların eline düşmüştük” dediklerini aktardı.

Gıda terörü var mıymış, yok muymuş, şimdi gördünüz mü?

Yıllardır “Bu iş zıvanadan çıktı, devlet bu meseleye el koymalı” diyorduk.

Çok şükür, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi göreve geldikten sonra, pek çok temel problemde olduğu gibi, bu meseleye de ciddi şekilde el atıldı.

Ve işte, sonuç ortada.

Burada da kalmamalı…

Yıllardır milletimizin kanını emen vampirlerin bütün yaptıkları fitil fitil burunlarından getirilmeli.

Bu ülkede devlet var mıymış yok muymuş; devlet mi, yoksa onlar mı güçlüymüş, cümle âlem görmeli ki, bu da başka fırsatçılara ders olmalı.

Yücel Koç'un önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.