Tek parti rejiminden bu tarafa tek başına iktidar yüzü görmeyen bir parti…
Soru basit; madem ülkeye ve millete -kendilerinin iddia ettiği gibi- çok büyük hizmetleri dokundu, o zaman millet ne diye bir daha onlara iktidar yüzü göstermedi?
İşte bunu anlamayan, sosyal medyadaki algı operasyonlarına kapılarak anlamak istemeyen bir güruh çıktı karşımıza.
Çoğu da AK Parti öncesini bilmeyen gençler.
CHP’nin İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirleri kazandığı 2019 seçimlerinde ne pandemi vardı ne de bunun -6 Şubat depremi ile katmerlenen- ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri…
“EYT” dediler…
“Hep AK Parti mi yönetecek? Biraz da ötekiler yönetsin” dediler…
“Devlet niye bu kadar yol, köprü yapıyor? TOKİ niye bu kadar konut üretiyor? Her yer şantiye oldu” dediler…
“Betona giden parayı vatandaşa dağıtın” dediler…
“Bu kadar Suriyeliyi niye aldık? Götürün hepsini Esad’ın önüne atın” dediler…
Dediler de dediler!..
Ne askerimizin-polisimizin mücadele verdiği PKK terörünü önemsediler ne de devletin arınmaya çalıştığı FETÖ tehdidini.
En çok üzüldüğüm hadisedir…
Mehmetçik Suriye’de, Irak’ta, hatta kendi topraklarımızda silahlı teröristlerle mücadele ederken…
Milletimiz 15 Temmuz ihanetinde İBB’yi işgal eden FETÖ’cü hainleri temizlemek için 14 şehit vermişken…
Bunlar henüz şehitlerimizin kanının kurumadığı Saraçhane’deki İBB önünde, FETÖ’cü alçaklar ve askerimizle çatışan PKK’nın destekçileriyle 2019’da seçim kutlaması yaptılar.
Üstelik aralarında milliyetçi geçinen İyi Partililer, sözde muhafazakâr Saadetçiler de vardı.
Nitekim hepsi, destekleri oranında belediyeden paylarını aldı.
***
Ülke için hayat memat meselesi olan 2023 seçimlerine AK Parti işte bu psikolojik baskı ile hazırlandı.
Borçlar silindi, paralar dağıtıldı, EYT çıkarıldı…
Tam sandığa gidecektik ki, tarihimizde gördüğümüz en büyük felaket olan 6 Şubat depremleri yaşandı.
Koca koca 11 şehrimizin çoğu tamamen yıkıldı.
İlçesine, köyüne, kasabasına varana kadar.
Zaten 100 yılın altyapı açığını kapatmaya, terörü bitirmeye, Irak ve Suriye’de kurulan tuzağı bozmaya, yaklaşan büyük savaş tehdidine karşı ülkenin savunma açığını kapatmaya uğraşan hükûmet, pandemiden sonra ikinci yıkımla da baş ederek, hem vatandaşını korumak, hem de bu zor durumdan istifade Türkiye’nin geleceğini karartmaya çalışan kirli operasyon aparatıyla mücadele etmek zorunda bırakıldı.
Ekonomik olarak ağır bedeller ödesek de, çok şükür devletimiz hepsinin altından kalktı.
O gün “Ahbap” çığırtkanlığı yaparak devlete düşmanlık edenler ise kaptırdıkları paraların sancısıyla baş başa kaldı.
***
Bu zihniyetin ekonomiye dönük eleştirilerinin de bir kıymeti olmadığını, cumhuriyet tarihinin en iyi rakamlarını yakaladığımız 2013’teki Gezi olayları sürecinde ekonomiyi bozmak için neler yaptıklarını hatırlatarak da çok anlattık ama olmadı.
Nitekim üst üste yaşanan büyük hadiselerin neticesinde bu defa ekonomik sıkıntı da yaşadık, hâlen de yaşıyoruz.
Bu tablo, 2024 mahallî seçimlerinde AK Parti seçmenini sandığa küstürdü ve netice yine CHP’ye yaradı.
Yaradı da ne oldu peki; CHP bundan istifade kendini -vatandaşa hizmette alternatif olduğunu- göstermeye mi adadı?
Hayır.
Milletimiz onları tek parti rejiminden bu yana niye iktidar yapmıyorsa, bunu haklı çıkaracak ne varsa yine onu yaptı.
Şehre hizmetmiş, kalıcı eserler yapmakmış, vatandaşın hayatını kolaylaştıracak projeler üretmekmiş, Hak getire!
Varsa yoksa yolsuzluk, rüşvet, zorla iş adamlarından para toplama (irtikap), şantaj, tehdit…
Alkol, fuhuş; uyuşturucu zaten gırla!
Gösterebildikleri birkaç örnekten yola çıkıp, hükûmeti kadrolaştırmakla itham edenlerin sadece ele geçirdikleri belediyelerde nasıl vahşice kadrolaştıklarına şahit oluyoruz epeydir.
Kadrolaşma dediysek, sadece akrabaları işe doldurmakla kalsalar neyse…
Uşak gibi bir şehirde başkanın dört sevgilisini CHP’li belediyelerde işe yerleştirdiği, hiç belediyeye gitmeden maaş ödettiği ortaya çıkmıştı, -ki, biriyle otelde basıldı zaten.
Kendi gazinosunun çalışanlarını belediyede sigortalı göstermesi de cabası!
İstanbul, Bolu, Menderes derken, Antalya Büyükşehir’in ‘şehremini’ Muhittin Böcek’in rezillikleri döküldü ortaya.
Aday olabilmek için Özgür Özel’e ve Ekrem İmamoğlu’na milyonlarca avro taşıyan 63 yaşındaki başkan, seçildikten sonra torunu yaşındaki kızları ‘kendisiyle birlikte olma karşılığında’ belediyede işe almaya yeltenmiş, böyle 11 kadın tespit edilmiş, bunlardan biri de 18 yaşın altındaymış, Böcek en çok da buna memnun olmuş!
İddia o ki, belediyenin gençlik merkezinin başındaki genç kadın bundan sorumluymuş.
Soruşturmanın ‘toplu ilişki’ gibi başlıkları da var, ama o detaylara girmeye bile ar ediyoruz.
Yapanlar ar etmemiş, onların adına biz utanıyoruz!
Zaten şu süreçte öyle isimlerle ilgili öyle iddialar ortaya atıldı ki, çoğunu buraya yazmaya elimiz gitmedi.
Onların yaptıkları da, bizim araya koyduğumuz mesafe de fıtrat meselesi.
Tıpkı şimdi yolsuzluktan tutuklu bir kadın belediye başkanının, mübarek ramazan ayında, Üsküdar gibi muhafazakâr bir ilçede twerk dansı yaptırması ve bunu normal karşılaması gibi.
***
Üstünde en çok durabildiğimiz konular; götürdükleri paralar… Orada da sadece İstanbul’da olanlar 4 bin sayfalık dosya.
Bunun daha casusluğa kadar uzanan kolları var, oraları da konuşmaya sıra gelmedi daha.
Haramdan gelen paranın nereye harcanacağı da az çok belli, ötesini tahmin etmek zor değil.
Nitekim, ortalığa saçılan yazışmalar, havluyla basılan başkanlar, ahlaksız teklifte bulunduğu için dayak yiyen milletvekili…
Hiçbirine şaşırmamak gerek.
Şimdi başa dönelim…
Biz bu CHP zihniyetinin ne olduğunu yıllarca burada anlatmaya çalıştığımızda “Niye hep CHP’yi yazıyorsun?” diyenler vardı.
Oysa, başta ekonomi ve gıda pahalılığı olmak üzere, vatandaşın şikâyet ettiği pek çok hadiseyi de defaatle dile getirdiğimiz, gerektiğinde her türlü yapıcı eleştiride bulunduğumuz hâlde!
Ama yok, onlar memnun olmuyordu… Çünkü CHP’yi değil, sahipleri yurt dışında kaçak muhalif medya gibi sabah akşam hükûmeti eleştirmemizi, memleketin başına çöreklenmek isteyen -uluslararası bağlantılı- şebekeye boyun eğmemizi istiyorlardı.
“Bunlara prim verirseniz ülkeye kötülük edersiniz. Toplumu çürütmekten, ülkeye zarar vermekten başka bir şeye yaramaz, hatta istikbalimizi tehlikeye atar” dediğimizde burun kıvıranlar şimdi durumu anlamıştır umarım.
Şunca şey gördük, ama Allah korusun, CHP ya da onun uzantıları iktidarı kazansa, bugün belediyelerde ortaya çıkan hadiseler devede kulak kalır.
Dedelerimiz-ninelerimiz bunları seçmediyse bir bildikleri varmış, değil mi?

