Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın vardığı Mekke Anlaşması'nı anlatırken “Bölge ülkeleri artık bir araya gelmeye başladı. Osmanlı’nın çekilmesinden bu yana Orta Doğu’da süren istikrarsızlık bitecek” dedi.
Mısır’ın da yakın zamanda ittifaka dâhil olabileceğini söyledi.
Nitekim, akabinde Libya ve Mısır’a çok kritik iki ziyaret gerçekleştirdi.
Mekke Anlaşması’nın hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Terörsüz Türkiye hedefimizin önemli aşamalarından biri olan 12 maddelik kanunun 467 gibi rekor bir oyla kabul edilmesi, 42 yıl sonra PKK terör örgütünün bitiş düdüğü niteliğindeydi.
Elbette önümüzde hâlen pek çok risk olduğunu kabul etmekle beraber, peş peşe yaşanan bu gelişmelerin özeti şudur;
- Bölge ülkeleri, onlarca yıldır uğraştıkları terör belasının kaynağını zaten biliyordu ama çözüm noktasında çaresizlik yaşıyordu.
- Kendi topraklarında terörü tamamen bitiren Türkiye’nin, Irak’ta terör yuvalarını kıpırdayamaz hâle getirdiği Pençe-Kilit harekâtları ile eş zamanlı olarak, Suriye’deki terör koridorunu da tamamen parçalaması, bölgemizde yayılmacı ve işgalci politikalar yürüten iki ülkenin konumunu zayıflattı. Bunların biri İran, diğeri İsrail’di.
- Yıllarca -ileride Büyük İsrail’in parçası olacak- terör koridoru için binlerce tır silah yollayan ABD, İran aparatı Şam rejiminin devrilmesi ile birlikte, değişen şartları gördü ve daha akılcı bir yol olan “Türkiye ile işbirliği”ne yöneldi.
- İşte bu yüzdendir ki, ABD Başkanı Trump’ın Suriye Özel Elçisi Tom Barrack, Batı’nın bir asır önce dayattığı Sykes-Picot Anlaşması’nın, bölgeyi barış değil, emperyal çıkarlar uğruna böldüğünü, bu tarihî hatanın ve Batı müdahalesi döneminin son bulduğunu söyledi.
- Suriye’de YPG’nin tasfiyesi, bölgedeki yeni dönemin en çarpıcı göstergesi oldu. İsrail, senelerce kullandığı teröristleri İran’a taşımak istediyse de Türkiye buna müsaade etmedi.
- İran’ın savaşta kapattığı Hürmüz’e can damarı olacak Kalkınma Yolu ve Hicaz Demir Yolu projelerine duyulan ihtiyaç da, bu hatların güvenliği için bölge ülkeleri ile Batı’nın terörün bitirilmesi konusundaki iş birliğini güçlendirdi.
- Nihayetinde, Gazze’deki soykırımla başlayan; Lübnan, Suriye ve İran’dan sonra kendilerine de yönelecek İsrail tehdidini açık biçimde gören bölge ülkeleri, mecburi tedbir almaya yöneldi. Burada en güvenilir, en güçlü ortak olarak elbette Türkiye başrol oynadı.
***
Olan biten her şeyi tek cümle ile özetleyecek olursak; devletler geri döndü.
Yani bölgemizde, terör örgütleri kullanılarak yürütülen vesayet savaşı dönemi sona erdi.
Yıllardır teröristler, milis güçler üzerinden coğrafyamızı kana ve gözyaşına boğan Batılılar ile bölgemizde karanlık emeller güden İsrail ve İran gibi ülkeler kaybetti.
Bu yüzdendir ki, artık yeni tehdit, doğrudan devletler ve orduları arasında yaşanabilecek çatışmalardır.
Buna karşı da caydırıcı güç niteliğinde, yepyeni ittifaklar kurulmaktadır.
Devletimiz ‘Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge’ derken içi boş bir hamasete değil, oluşturduğu yeni gerçekliğe dayanmaktadır.

