CHP’den kopan İmamoğlu ekibiyle birlikte Yeni Parti’sini kuran Özgür Özel, Nefes’e verdiği röportajda şunu söylüyor;
- Hem vatandaşın, hem milletvekillerimizin, hem de bizim sırtımızdan bir yük kalktı. Açıkçası butlandan parti kurulana kadarki ara döneme göre çok daha iyi hissediyoruz. Üç yıldır genel başkanlığını yaptığım partiyi bırakıp gitmek zordu. Tabii o günü düşünüyorsun; Ne olacak, nasıl olacak? Hiç olmazsa önümüzü görüyoruz, ne yapacağımızı biliyoruz. Bilinmezliklerin önemli bir kısmı ortadan kalktı.
- Bu partinin eskisi, kıdemlisi, bedel ödemişi yok. Hepimiz yeniyiz ve hep beraber yeni bir yola çıktık. Bu hissiyat çok kıymetli. Yeni bir sayfa, temiz bir sayfa açtık. Eski birtakım kırgınlıkların, küskünlüklerin, olası tartışmaların geride kaldığı bir sayfa. Zaten o bir kısım tartışmayı yürütenlerle yolları da ayırdık.
- Diğer tarafta ‘CHP Genel Başkanı’ ünvanıyla yapmak isteyip de sesini duyuramadıkların var. “Bana altı ok deme, ben CHP’ye vermem…” Bunlar sahada belli sıklıkla karşılaştığımız şeyler. Yani kafasında bir CHP var, CHP’ye yüklediği bir tarihî yük var ve ondan kurtulmuyor veya onu bahane ediyordu seçmen. Şimdi yeni parti olarak böyle bir avantaj var.
***
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘arınma’ çıkışına karşılık, bir anlamda artık dikensiz gül bahçesinde yürüyecekleri mesajını veriyor Özgür Özel.
Peki durum öyle mi?
Değil, çünkü Özgür Özel durduk yerde CHP Genel Başkanlığı’nı kaybetmedi.
Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü tarafından rüşvetle delegelerin iradesinin satın alınması neticesinde, yani hileli kurultayla CHP Genel Başkanlığı’na getirildiği yönündeki tespitler ve itiraflar onu koltuğundan etti.
O dönem Özel’in emanetçi genel başkan olduğunu, 2024 Mahallî Seçimlerinin ardından koltuğa Ekrem İmamoğlu’nun oturacağını cümle âlem biliyor ve konuşuyordu.
İmamoğlu ve örgütü ile iş birliği kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçek olarak ortada dururken, Özgür Özel’in “Ben artık yeni bir parti kurdum. Hepsi CHP’de kaldı” demesinin anlamı var mı? Hele ki kurultaya hile karıştırıldığı davası devam ederken!
***
Özgür Bey’in hiç yokmuşçasına hafızalardan silmeye çalıştığı bir başka gerçek, rüşvet suçuna kendi isminin de karışmış olması. Hem de eski Antalya ve Uşak belediye başkanlarının verdikleri ifadelerle…
Bu iki başkanın, Özgür Özel’in genel başkan olduğu dönemde CHP Genel Merkezi’ne ve doğrudan Özgür Özel’e ulaştırdıklarını söyledikleri rakam 150 milyon lira civarında.
E n’oldu şimdi, Özgür Bey yeni parti kurunca bunlardan kurtuldu mu?
Üstelik İmamoğlu Suç Örgütü dosyasında, milyarlık vurgunda ismi geçen bütün vekilleri Yeni Parti’sine taşımışken!
***
Gözden kaçmaması gereken bir başka nokta, İmamoğlu Suç Örgütü’nün kurduğu rüşvet ve zorla para toplama ‘sistem’inin sadece İstanbul’la sınırlı kalmadığı.
Bugüne kadar 36 belediyeye operasyon yapıldı, muhabir arkadaşlarımızın toplayabildikleri kadarıyla kamu zararı dâhil yaklaşık 200 milyar lira.
‘Sistem’in, Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapabilmek için 2 milyar dolar toplamak amacıyla kurulduğu itirafları yapılmıştı ya hani…
Şu ana kadar medyaya yansıyanlara bakılırsa milletin cebinden götürülen 200 milyar TL’nin döviz karşılığı 5 milyar dolara yakın.
Diyeceksiniz ki, başka şehirlerde yahut herhangi bir ilçede CHP’li belediye başkanının aldığı rüşvet Ekrem İmamoğlu’nu veya Özgür Özel’i niye doğrudan bağlasın?
O iş öyle değil işte!
***
2024 seçimlerinde neredeyse bütün belediye başkan adaylarının Ekrem İmamoğlu’nun onay verdiği isimler olduğunu biliyor muyuz? Evet.
Peki bazı başkan adaylarının ‘sistem’e yüklü miktarda rüşvet verme karşılığında aday olduklarını tutanaklarda okuduk mu? Evet.
Eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, geçtiğimiz haziran ayında verdiği ek ifadede, aday olabilmek için sadece Özgür Özel’e değil, Ekrem İmamoğlu’na da rüşvet verdiğini anlattı mesela.
Hatta tarih de verdi; 30 Kasım 2023.
Yani Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirdikleri hileli kurultayın 25 gün sonrası.
İmamoğlu ile Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel’de bir saat görüşmüşler, İmamoğlu kendisinden 15 milyon avro (Bugünkü kurla yaklaşık 822 milyon lira) istemiş, Böcek “Tamam” demiş, bunun 5 milyon avrosunu, Kapalıçarşı’da ‘havale’ adı verilen, ama bizim bildiğimiz banka havalesi gibi çalışmayan gizli bir yöntemle ödemiş, kalan meblağı İmamoğlu tutuklanınca ödeyememiş.
O ifadede, İmamoğlu’nun adaylarla görüştüğünü, yüklü ödemeler istendiğini Muratpaşa Belediye Başkanı’ndan öğrendiğini, bunu duyunca kendisinin de İmamoğlu ile temas kurduğunu anlatıyor Muhittin Böcek.
Söyleyen sıradan biri değil, Antalya Büyükşehir Belediyesinin eski başkanı.
***
Verdiği bir başka çarpıcı detay, Özgür Özel’in, âdeta İmamoğlu’nun memuru gibi görev yaptığıydı.
Şöyle dedi Muhittin Böcek ek ifadesinde;
- Kontrolsüz ve öngörüsüz şekilde yürütülen bu süreç, başta Antalya olmak üzere birçok CHP belediyesini olumsuz etkilemiş; siyasi huzursuzlukların artmasına ve kamu hizmetlerinin geri planda kalmasına neden olmuştur. Ekrem İmamoğlu, kendisi de bir belediye başkanı olmasına rağmen, zaman içerisinde tüm belediye başkanlarının belirlenmesinde etkili olan, parti üstü bir siyasi güce dönüşmüştür. Öyle ki Parti Meclisi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dahi birçok konuda onun görüşü dışında hareket edemediği bir durum oluşmuştur. Ekrem İmamoğlu, geçmişte eleştirdiği bazı uygulamaların benzerlerini henüz o statüye ulaşmadan sergilemiştir. Bu değerlendirmeler, kişisel hırsların bir kurumun tamamını nasıl belirsizlik, tedirginlik ve savunmasızlık içine sürükleyebileceğini göstermek adına bir sorumluluk olarak kamuoyunun takdirine sunuyorum.
***
Sadece bu kadar mı? Değil elbette.
Ne hikmetse Genel Merkez’e para akışında bütün yollar bir tek isme çıkıyordu… Şimdi Yeni Parti’ye katılan Veli Ağbaba’ya.
Kendisinin ‘sistem’ içindeki yeri neydi, niye sürekli bu isim önümüze çıkıyor, yargı sürecinde daha net anlayabileceğimizi tahmin ediyorum.
Belki bütün yolsuzluk dosyaları ileride tek çatı altında birleşecek ve daha sistemli bir yapı deşifre olacak… Bunları henüz bilmiyoruz, süreç gösterecek.
Bildiğimiz tek şey var ki, Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’nün, seçilen belediyelere adam tayin ettiği ve ‘sistem’e para akışını doğrudan sağladığı da yargının önünde.
Yani iş, torpille yakınlarını belediyelere doldurmanın çok ötesinde.
Bunun önemli delillerinden biri de Ankara Etimesgut operasyonu oldu.
Behzat Ç. olarak tanınan oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun Başkan olduğu belediyede, kendisiyle birlikte 55 kişi gözaltına alındı.
Savcılığın soruşturmasında ise yine “örgüt” tespiti vardı.
Yargı kaynaklarına ulaşan bazı gazeteci dostların ‘Örgüt lideri Erdal Beşikçioğlu değil, başka bir isim’ tespiti ise dikkat çekici.
Doğru ise bu, bize -kendi işledikleri suçlar hariç- bazı başkanların aslında ‘figüran’ olduğunu gösterir.
Nitekim Etimesgut Belediyesindeki pisliği ortaya döken müteahhit F.K, savcılığa verdiği ifadede, ucu İstanbul'a ve CHP yönetimine uzanan ‘rüşvet ağı’ kurulduğunu anlattı.
Belediye yöneticilerinin kendisinden ruhsat için 5 milyon dolar, Beşikçioğlu'nun da iki otobüs parası istediğini aktaran F.K, toplanan rüşvetin ‘sistem’de miktarına göre paylaştırıldığını, paranın bir kısmının belediye içerisinde, diğer kısmının ise İstanbul’da CHP yönetimi tarafından pay edildiğini ifade etti.
***
Hatırlarsanız AK Parti’ye geçen Beykoz, Afyonkarahisar ve Aydın belediye başkanları da, aslında Muhittin Böcek’in işaret ettiği ‘sistem’ tarafından suç işlemeye zorlandıklarını anlatmıştı.
Yani bu belediye başkanları İmamoğlu-Özel ekibinin FETÖ’cülerle birlikte yürüttüğü “Yargıdan kurtulmak için AK Parti’ye geçiyorlar” tezviratının aksine, hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet batağına sürüklenmemek adına, bir nevi suç işlemekten kurtulmak için AK Parti’ye sığınmış ve çeteye karşı kendilerini korumaya almış.
Kemal Kılıçdaroğlu gibi birinin bile CHP’de yaşadıklarını ve bu şebekeyle baş etmek için verdiği mücadeleyi göz önüne alırsak, bu belediye başkanlarının ‘sistem’ tarafından söylenenleri yapmadıkları takdirde başlarına neler geleceğini düşünmek, nasıl bir baskı altında tutulduklarını anlamak hiç de zor olmasa gerek!
Ortada bunca suç, bunca skandallar varken, Özgür Özel ne diyor şimdi?
Sistemi başka partiye taşıdım, artık gül bahçesinde yürüyeceğim…
Öyle mi olacak acaba?
*************
Düzeltme:
Bir önceki yazımda, Uşak ve Antalya belediye başkanları tarafından Genel Merkez’e ve Özgür Özel’e teslim edildiği söylenen parayı sehven 150 milyar lira olarak yazmışım. Doğrusu, yukarıda da tekrarladığım üzere yaklaşık 150 milyon lira, Üsküdar’da çikolata kutusunda alınan rüşvetin meblağı ise 300 bin dolardır.
Çarpmaya, toplamaya bile aklımızın ermediği meblağlarla ilgili düzeltmeyi yapar, bu rakamları teslim aldığı söylenen isimlerin de hiçbir şey yokmuşçasına toplumun aklıyla alay etmeyi bir yana bırakıp, artık hiç değilse kamuoyuna bir cevap vermelerini beklediğimizi hatırlatırım.

