“FETÖ’nün Zor Yıllar’daki kadar gücü yok. Ama işte, öte yandan örgütün pandemi sonrasında küreselcilerin planlarına hız vermeleri üzerine tekrar aktifleşmeye başladığını da gören gözler anlıyor. O yüzden hem bireysel hem de kamusal anlamda yargı gücümüzü diri tutmalıyız.”
Çarşamba günü bıraktığımız yerden başlayalım: Yargı gücü dediğimiz şey; günümüzde bireyden aileye, aileden devlete, devletlerden küresel güçlere dek uzanan bir toplumsal ve siyasal mefhumdur. Ve asıl kavga da birey ile aile veya aile ile devlet arasında değildir; cephe tektir: Küreselciler bireyle, küreselciler aile ile ve küreselciler devlet ile savaşıyor.
Karşılaştığı küreselden ulusal ölçeğe bütün tehditleri çeyrek asırda, zaman içinde bertaraf etmiş bir devlet olarak Türkiye’nin bu konularda bağışıklığı yüksektir. Öte yandan tam da bu yüzden küreselcilerin ilk hedeflerinden biriyiz.
Psikolojik savaşlarda mermi işlevi gören ‘yazı’nın küresel güçlerin elinde sosyal medya üzerinden ana araç hâline getirildiğini 2006’dan, Twitter’ın ilk açıldığı zamandan bu yana özellikle 2011 Suriye İç Savaşı’ndan itibaren hep birlikte müşahede ettik.
ÇEYREK ASIRLIK MASON REKABETİ
Ayrıca Türkiye, daha o döneme gelmeden de gizli küreselci-ulusalcı mason kavgalarına şahit oldu. Google’da eskisi kadar kolay bulamazsınız; çünkü küreselci kapitalistler, paradan sonra da bilginin de kontrolünü ele almak istiyorlar. Sonuçta bugünkü kavgaların Türkiye’nin mazisinde gizli mahfillerde yaşandığını görmek ilgi çekici.
2006’daki Hür ve Kabul Masonlar Büyük Locası yönetiminin, bir önceki büyük üstat Kaya Paşakay ile eski genel sekreter Koray Darga ve eski hazine emini Sait Sevgener’i yolsuzluk gerekçesiyle ihraç etmesi büyük bir olaydı. Vaktiyle, yani 20 sene evvel locadaki küreselci/ulusalcı kavgası haberleri yaptığımız için hukuku harekete geçirebilen mason localarındaki maşrık-ı azamların şimdi yargılanabildiklerini görüyoruz. Dünya hızlı değişti 20 senede, belki büyük oranda küreselcilerin istediği şekilde; ama yine de her şey onların istediği gibi gitmiyor.
Dünyadaki mevcut türbülansın da ulus devletlere karşı örgütlenmiş sermayenin beşiği olan Amerika Birleşik Devletleri’nden, yani aslında ‘ulus devlet’ olmayan bir devletten başlaması şaşırtıcı değil. Küreselci bir devletin, katliamcı Netanyahu rejiminin sık sık peşine takılıp silaha sarılması da yine tesadüf değil. 1789’da Fransız Devrimi’nde ulus devletlerin kuruluşuna yardım eden sermayenin/kapitalin maliki burjuvazi, şimdi küreselcilerin iktidarını ABD’den başlayarak inşa etmeye çalışıyor.
ORGANİZE KLİKLER HUKUK DIŞIDIR
Hem Fransız Devrimi hem de ABD’nin kuruluşundaki rollerini de hesaba katarak tekrar masonlara dönersek… 2006’da yargı gücünü kendi içindeki mason üstatlarına karşı kullanan, ayrıntısıyla söylersem onları yolsuzluk ile yargılayıp ihraç eden localar, artık devletin yargısına tabi. Mazide çıkan Tesviye dergisini kapatmaları bile uykuya yattıklarını gösteriyor. Bununla birlikte masonlar da çağımızın şöhret tuzağına düştü. “Bu dijital ve küresel çağda artık her şey gizemini yitiriyor. Biz sosyal medyada biraz bilgi vererek yeni bir gizem kuralım” diye düşündüler, ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Bilgiyi kullanarak gizem/komplo kurmak, güç elde etmek onların düşünce metodolojilerinde 3 bin yıllık bir gelenektir.
Bu tür organize klik yapılar, devlet dışıdır. Yine ülkemizin insan kaynağıyla kurulan FETÖ de elbette öyledir. FETÖ, bu küreselci konjonktürde devletin en az 2010’lardaki kadar büyük düşmanıdır. Ve hâlen faal olduklarını, 15 Temmuz 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast ekibinde yer alan, o gece helikopteri kullanan hainin daha yeni yakalanmasıyla gördük. Üstelik Afyonkarahisar’da; dolayısıyla ülkemizde hâlen varlar, hatta çoklar.
Kozmik Mesele adlı kitabının yazarı Büyükelçi Gürsel Dönmez de bu tür organize klik yapıların devlet ve hukuk dışı olduğunu kitabında şöyle özetliyor:
“Ve insan (vatandaş) bizzat derin devlettir. Derin devlet, teknik ve bürokratik bir yapı değildir. Ama mesela derin etiketle masonik, mafyatik ya da çift kimlikli Ermeni, Pakraduni, Pontus, Sabetaycı organize klikler olabilir, bunlar hukuk dışıdır. Devlet; özünde ve sözünde hukuk demektir.”
Türkiye, çeyrek asırdır pek çok tehditle karşılaşmış bir ülke olarak sosyal medya üzerinden yürütülen küresel psikolojik harp unsurlarına da yine hukukla, yani devletin yargı gücü ile cevap verdi, veriyor. Çünkü bunlar devletin gözünde örgüt faaliyetleridir. Küreselci her türlü sermaye, fikir, akım; birey, devlet ve ailenin aleyhine ise -ki öyle- ulus devletlerin öncelikli millî güvenlik tehdididir. Küreselci akımların kullandığı iki motif olan para ve şöhret, kendi başlarına meşruiyetin temeli olmadıkları gibi böyle dönemlerde meşruiyete düşman bir işlev üstlenirler.
Yazının sonunda şu ana fikre varabiliriz: İkinci bölümün konusu olan örgütler de tekno diktatörlük heveslisi küreselcilere hizmet ettiği için ulus devletlerin yargı gücünün muhataplarının başında geliyor. Ülkemiz, terör örgütleriyle mücadelede ağır bedeller ödemiş ve bütün bu mücadeleleri kazanmış bir ülkedir. Dolayısıyla mevcut yeni nesil tehditler konusunda da ulus devletlerin en avantajlılarından biridir.

