Vaziyet o ki günümüz Türkiye’sindeki bir kısım muhalif belediyelerde aklın-hayalin alamayacağı, hangi din ve milliyetten olursa olsun hiçbir insanın kabul edemeyeceği ahlaksızlıkların en berbatı, en bayağısı işlenmiş.
Gazetelerde çarşaf çarşaf, TV’lerde saatler boyunca tafsilatı verilen bu iddiaların onda biri doğru olsa bile olay, felaket ötesi felakettir. Üstelik öyle görünüyor ki en iğrenciyle fuhuş, yolsuzluk, dolandırıcılık… diye ortalığa saçılıp dökülen bu iddiaların, tamamına yakını yargılamalar sonucu doğru çıkmakta.
Aslında bu yüz kızartıcı, aşağının bayağısı işleri yapan, ister belediye başkanı, ister yardımcısı, isterse başkan danışmanı, şoför veya sekreter yahut çaycı… her kim olursa olsun onlar hakkında savcıdan evvel mensubu oldukları parti CHP yahut YP veya başka bir parti, evvela onlar, ağır ithamlara muhatap malum sanıkların, partiye verdikleri zarar ve itibar kırıcılıklarından dolayı kendileri müdahil dâvâcı olmaları gerekir.
Bir kişi veya hükmî şahsiyete bundan daha büyük kötülük ne olabilir? Partilerinden, aralarından bu tıynet ve zillette kimseler çıkmış, seçimlerde seçmeni aldatmış, genel başkanını, partisini aldatmış bu zanlı, tutuklu, menfaatçiler, rüşvetçiler, bozuk ahlâklılardan arınmak o partilerin aslî ve vazgeçilmez şartı olmalıdır. Bu itham, iddia ve muhakemeleri emniyet, savcı ve hâkimden daha büyük titizlikle muhalefet takip etmelidir. Dürüstlük bunu emreder.
Böyle davranmak yerine ne yazık ki genel başkanından, vekiline, basın yayın organlarına… kadar muhalif taraf, işlenen bu vahim suçlara dair dosyaları dolduran delil, belge ve şahit beyanlarına rağmen olanları ya görmezden gelmekte veya tevil etmeye çalışmakta, yahut inkâra tevessül edip “ama iktidar belediyesi!” diye itiraz edebilmektedir. Suçun imtiyazı olmaz. Muhalefet tarafı eğer kendi dışlarındaki parti belediyelerinde kendi bir kısım belediyelerinde olduğu gibi iffetsizliklere, rüşvete, yolsuzluğa… dair bilgi ve belgeye sahiplerse hemen, derhal şikâyete gitmeliler. Kaldı ki hukukun temel kaidelerindendir; “su i misal, emsal olamaz!” Yâni kötü, emsal, örnek suç işleme hakkı vermez. Mesela “A, uyuşturucu ticareti yapıyordu; ben de yaptım!” şeklinde bir müdafaanın hiçbir değeri yoktur.
Manzara şu ki:
Ülkemiz, ciddî bir muhalefet sıkıntısı yaşamaktadır. Ana muhalefet çökerek parçalanmış, diğer muhalefetse eridikçe erimekte. “Balık baştan kokar!” sözü meşhurdur. Muhalefet parti merkezleri, her nedense illere, belediyelere layıkıyla hâkim olamıyorlar. Gündemdeki kan dondurucu suçlara dâir dâvâlar devam ederken bu partiler, ne yazık ki muhalefet taassubuyla hareket ederek faydasız ve ciddiye alınmayacak konuşmalar yapmaktalar.
Muhalefetin vatandaştaki karşılığı olduğu gibi bir tezin doğruluk payı düşüktür.
Hüküm cümlesi şudur:
-Türkiye’de muhalefet sağlıklı işlemiyor!
Ne zaman sağlıklı işledi ki?
Bir asırdır bu hastalık yaşanıyor. Yerli değerlere yabancı ve onlara karşı bir muhalefet, değil parti, bozuk bir saat bile olamaz!

