Rusya-Ukrayna arasında barış sürecinin hızla ilerlediği bir dönemde Kiev’in savaş taktiğinde değişim müşahede ettik. Masa kurulduktan sonra şartları değiştirme çabasıyla sürekli gündem oluşturan Zelenskiy, barış retoriğini yeniden savaş söylemiyle değiştirdi.
Bu değişkenlik aslında son dönemde siyasi metodoloji olarak karşımızda. Fakat Zelenskiy bunu kolektif Avrupa adına yaptığını saklamıyor. Yani yaşananlar anlık bir refleks değil; tam tersine Rusya’yı Batı’nın şartlarına boyun eğdirmeye yönelik daha büyük bir hamlenin parçası.
Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesi ve ardından Bişkek’ten verilen mesajların perde arkasına baktığımızda, olumlu gelişmelerin yansımalarını da görmüş olduk.
Putin’in konuşmasında kullandığı beden dili ve cümlelere dikkat ettiğimizde ve bunları arka plandaki kulis bilgileriyle yan yana getirdiğimizde, sonuçların gayet memnuniyet verici olduğu açık.
Kendilerinden emin iki lider...
Özellikle Putin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben, “Akkuyu konusunda bizim şirkete talimatınız olmuştur. Sonuç talimatınız doğrultusunda olacaktır” cümlesi, özetin özeti niteliğindeydi.
Gayet rahat ve kendinden emin Erdoğan’a, kendinden emin Putin’in verdiği bu cevap, sürecin arka planındaki uyuma işaret ediyor.
Peki uyum nedir, niçin vardır ve hangi hedefler içindir?
Tarihî arka plana baktığımızda, geçmişten bu yana Rus-Türk ilişkilerindeki inişleri ve çıkışları hepimiz biliyoruz. Hatta savaşları da biliyoruz.
Fakat Erdoğan-Putin sayesinde yeni bir sayfa açıldı. Bu, rasyonel siyaset aklının bir tezahürüdür. Rasyonel diyorum; çünkü dünya yeni ve sil baştan bir sayfa açılışına hazırlanıyor.
Henüz tüm hesaplar kapanmadı. Kapanma süreci sancılı; ancak yeni paradigma, yeni ittifak ve ortaklıkları da pekiştiriyor.
Rusya-Türkiye ilişkilerine buradan bakmak gerekiyor. Dolayısıyla Rusya Devlet Başkanı Putin’in “talimatınız” kelimesini boşuna kullanmadığını ve Erdoğan’a bakış açısının da esnek akılla oluşmadığını bir tarafa yazmamız gerekiyor.
Rus mantalitesini bilmeden tek bir kelimenin nasıl bir yorum ürettiğini anlamak zor tabii. Putin’in kullandığı beden dilini, ses tonunu ve sözcüklerini açıkçası yorum yaparken önemsiyorum.
Peki Zelenskiy neden tüm hava yolu şirketlerini tehdit etti? Hem de tam Erdoğan-Putin görüşmesinin gayet güzel sonuçlandığı bir dönemde…
Kimseye sır değil ki Türk Hava Yolları, savaş döneminde Rusya’ya en fazla sefer sayısı düzenleyen şirketlerden biri. Zelenskiy’nin tehdidi, son Erdoğan-Putin görüşmesi ve ortaya çıkan sonuçların gölgesinde bana tesadüfi bir hamle olarak gelmedi.
Avrupa Rusya ile savaş hazırlığında mı?
Evet, kriz büyüyor... Polonya ve Baltık devletleri üzerinden ciddi bir savaş hattı oluşturulma gayreti bugüne has değil. Ukrayna savaşı başladığından itibaren bunun ikinci dalgası gündemdeydi.
Almanya ısrarla Rusya ile karşı karşıya getiriliyor. Şimdilik Soğuk Savaş’ın gölgesi oluşmuş olsa da her an sıcak çatışma mümkün gibi görünüyor.
Hele Kaliningrad gibi Rusya açısından stratejik anlamı olan bir bölgenin yeniden paylaşım kozu olarak Almanya’nın gündemine oturtulmasına Moskova’nın nasıl cevap vereceğini tahmin etmek zor değil.
Bu arada Zelenskiy’nin Rusya hava sahasını “kapatıyorum” beyanı da mevcut durumu tırmandırma hamlesidir. Elbette bu beyan, Rusya’nın Ukrayna’da gerçekleştirdiği saldırıların ardından ortaya çıkan sonuçların da etkisiyle verilmiştir.
Rusya-Türkiye ilişkilerinin bu denli olumlu seyir izlemesi Kiev’in arzu ettiği bir durum değil. Sadece Kiev değil, Ukrayna’ya destek veren kolektif Avrupa da bunu arzu etmiyor. Özellikle İngiltere’yi ayrıca yazmakta yarar var.
Ve elbette bu süreci İsrail-Siyonist lobiyi dışarıda bırakarak yorumlamak, resmi eksik bırakır.
Ukrayna’da olanları, halkın tepkisini ve yönetime yönelik itirazları çoğu zaman medya gündeminde göremiyoruz.
Neden mi? Çünkü Batı dünyası böyle bir şeyin gündem olmasını istemiyor. Dolayısıyla Zelenskiy’ye karşı kullanılabilecek her koz görmezden geliniyor. Ne de olsa esas mesele “Putin” onlar için.
Bu durumda Zelenskiy’nin provokatif beyanı, savaşla alakası olmayan; tam tersine barışı pekiştirme konusunda elinden geleni yapmaya çalışan Türkiye’nin hava yolu şirketlerinin de içinde olduğu bir sektörü hedef almak, iyi niyetli bir strateji olabilir mi?
Putin’in cevabı ise bana göre manidar:
“Bu açıkça söylendiyse, doğrudan devlet terörüne yönelik girişimdir. Ukrayna tarafı Rusya’dan müzakerelerin yeniden başlatılmasını ve liderler düzeyinde görüşmelerin yapılmasını istiyor. Teröristlerle müzakere yapılmaz... Rusya’daki sivil uçaklara bu tür ‘trajedilerin’ yaşanması hâlinde nasıl cevap vereceğimizi buluruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”
Asıl mesele...
Gerilimin dozajı, Avrupa ile Rusya arasındaki krizin sınırlarıyla doğrudan bağlantılıdır.
Rusya ile Almanya arasında Leipzig Havalimanı’na yönelik sabotaj suçlamaları bile Ukrayna ve Zelenskiy’nin eylemleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken daha geniş bir tablonun parçasıdır.
Dolayısıyla bugün yaşananları yalnızca Rusya-Ukrayna savaşı üzerinden okumak eksik kalır. Asıl mesele, savaşın ötesinde şekillenen yeni jeopolitik denklem, değişen ittifaklar ve bu değişimin kimler tarafından, hangi hedeflerle yönlendirildiğidir.

