Tencere, mutfağın esası; mutfak, hükûmetlerin dar geçididir… Demokrasilerde hükûmetler, mutfağa dikkatlidirler. Çünkü; aile bütçesinin terazisi mutfaktır. Mutfak, hayat pahalılığının ibresidir. Mutfağın nabzı, pazarda, pazar etiketlerinde atar:
Pazar etiketlerinin nasıl can yakıcı hâlde olduğu, hangi insafsızlıkları gösterdiği uzun zamanlardır, yazılıp konuşuluyor. Fiyatlarındaki bu fahiş terörünün hangi zincirlerden geçtiği herkesçe biliniyor fakat mezalim bir türlü durmuyordu. Sohbetin bir numaralı bahsi, bu fahiş fiyat zulmüdür. Nihayet hükûmet, bu teröre karşı operasyona girişti. Başlatılan bu harekât, silahlı terörle mücadeleden daha az kıymetli değildir. Vatandaşın canına okuyanların canına okunmalıdır.
Zirâî mahsulün, tarım ürünlerinin ilk mağduru, gece-gündüz ter dökerek onları üreten çiftçi, son mağduru da ürünlerin tüketicisidir. Tarladan, pazara, pazardan mutfağa uzayan bu yolda yapılan, makbuz ve fiyat hilelerinin tafsilatı gazetelerde konuyla alakalı çıkan haberlerde mevcut. Bu haberlere bakıldığında şeytani zekânın doludizgin çalıştığı görülüyor. Fiyatlara kırk türlü takla attırarak tarlada müstahsilden, köylüden, çiftçiden… hayatını türlü zorluklarla devam ettiren insanlardan, asgari fiyata aldıkları ürünler hal, kabzımal, tedarikçi kademelerinden sonra pazarda el yakan, müşteri ürküten, aile bütçesini sarsan bir şekle dönüşmekte. Böyle bir işleyiş, şüphesiz ki bir sömürü düzenidir.
Seçimlerde sandık kurulur:
Lakin sandık, mutfakta her gün kurulur. Seçimin efendisi ev hanımıdır. Aslında ve doğrusu ev hanımı, toplum hayatının pusulasıdır…
Sebze, meyve, tarla ve bahçe mahsullerinde vicdansızca yaşanan fiyat terörüne müdahale, gecikmiş de olsa çok isabetlidir. Nasıl ki faili meçhullerde iş sıkı tutularak üstü örtülmüş, unutulmuş cinayetlerde failler, bir bir yakalanıp cinayet aydınlığa, kavuşturuluyorsa ‘Fiyat Terörü’nde de aynısı yapılmalıdır. Üstelik bu soruşturma, takibat ve kovalama pazarla sınırlı kalmamalı. Emin olunmalı ki fiyat etiketi, plaka tekelleşmesi, marka dayatması… gibi zorbalıklar, Terörsüz Türkiye’nin, huzur ve geçimimizin can düşmanıdır. Aralıksız şekilde ve her sahada zalimce seyretmekte. Vatandaşa sözleşme imzalatan hizmet sektörü şirketleri, yol kesicilik yapmaktadır. Özelleşmiş elektrik şirketlerinin fiyatları, ticari ahlakı ayaklar altına almış olarak aile bütçesine ziyan vermektedir. Bu yüzden köprü özelleştirmesine çok çok düşünerek, kılı kırk yararak belki karar vermeli…
Bilenler biliyor:
Fiyat Terörü, aileyi tedirgin ve huzursuz etmekte, cemiyeti zihnî kargaşaya sürüklemektedir. Enflasyon sıfırlanamayabilir, fiyatlar, faturalar, yıl sonlarında makul, anlaşılır miktarlarda artar ama hayli zamandır yaşanan şu fiyat, etiket, fatura azap sürecinde her sahada, her uygulamada ve her alışverişte rakamlar, yıllık değil, aylık da değil, günlük olarak sebepsiz ve gerekçesiz şekilde gemi azıya alıp deli taylar gibi koşmaktadır.
Bunun sonucunda da maaşlar erimekte, dar gelirli ve emekli gam yükü yüklenmekte, ah dilinden düşmemektedir. “Bir dokun, bin ah işit kâse-i fağfurdan!” sözü tam da burada hatırlanmaktadır.
Böyle bir hayat, orta direği çatlatır, orta sınıf çöker. Bir milletin, darda olanlar ve çok zenginler diye ikiye ayrılması kara haberdir. Cemiyet ve milleti ve ayakta tutan orta direktir.
Çarşı-pazarda başlatılan bu çok yerinde müdahale ve sorgulama harekâtı, her türlü alım-satım, bedel, fiyat, fatura ve etikete uzamalıdır. Vatandaşın hayatına, geçimine, huzuruna kasteden mutlu azınlığa, fiyat canavarlarına asla taviz verilmemelidir.
Tencere, mutfakta huzur yerine dert kaynatmamalı:
Seçimi kazanmanın yolu, geçimden geçer.

