Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Adalet!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Mümkün olsaydı da önceki nesiller, mezarlarından kalkıp şu yaşanan yıkıcı vak’alara, dehşet dolu haberlere baksalardı, kulak verselerdi… gördüklerine ve duyduklarına inanamazlardı…

Cinayet, dolandırıcılık, zina, uyuşturucu… diye dünden bugüne, dünya ceza hukuklarında yer almış ne kadar suç varsa, onların hepsi -esef ederek söylüyoruz ki- bugün Türkiye’de işlenmektedir!

Gün yok ki böylesi haberler, vatandaşın başına boca edilmesin. Bu vahim netice, bir dönemin eseri değildir. Bu kötülükler, geriye doğru bir asrı bulan onlarca iktidarın mirasıdır:

İktidarlar, kendi dönemlerinden sorumludur. Lakin asıl ve temel mes’uliyet, mevzuattadır. TCK-Türk Ceza Kanunu ve alakalı kanunlar mevzuatı sorumludur.
Dün olduğu gibi bugün de polis, çalışıyor mu? Çalışıyor! Savcı çalışıyor mu? Çalışıyor? Mahkemeler çalışmıyor mu? Çalışıyor!

Kaldı ki çalışanlar, bunlardan da ibaret değil: Çeyrek asırdır Câmilerde cumadan cumaya da olsa emr-i mâruf; yâni, Allahü teâlânın emir ve yasakları, vâiz efendiler ve imam-hatipler, tarafından olanca açık hükmüyle olmasa bile milyonlarca vatandaşa tebliğ edilmektedir.

Keza en azından on yıldan bu yana ahlâk, okullarda bir eğitim unsuru olarak öğretmenler tarafından daha bir fark edilir üslupla derslerde anlatılmaktadır.
Diğer yandan aile de bugün, dünkü aileye göre daha eğitimli olarak görülüyor. Bu ailede çocuk, düne nazaran daha donanımlı yetiştiriliyor olsa gerek…
Ama; bütün bunlara rağmen şu gün milletçe, sosyolojik bir gerçeklikle endişe verici bir dejenere, bozulma yaşamaktayız. Yarışma konusu olsa korkarız ki dünya sıralamasında ilklere gireriz.

Bir kere hastalığa tam ve doğru teşhis koyalım…

Manzara da durum da gidişat da ne yazık ki budur!

Bu gidişat karşısında 1 değil, 3 Adalet Bakanı işbaşında olsa, emniyet ve adli kadrolar 3 katına çıkarılsa yine arzu edilen hedefe varılamaz!

Niçin?

Çünkü asıl sebep, TCK ve ceza mevzuatıdır. Asıl sebep, Erken Cumhuriyet döneminde bu milletin bin yıldır rehber edindiği hukuku ve riayet ettiği kanunları çöpe atıp, onların yerine İsviçre, İtalya, Fransa… gibi değişik Avrupa devletlerinden kanun devşirmektir. Tipik bir katiline âşık olma çarpıklığı. İşgalci Haçlı emperyalistlerine hayranlık duygusu!.. Avrupa’dan muharebeler sonucu gençleri devşirip, onları, mükemmel bir eğitimle Allah, din-ü devlet, mülk-ü millet yolunda birer mücahid Serdengeçti hâline getiren nesillerin torunları, gün geldi Avrupa’dan basmakalıp usullerle ve tercüme yanlışlarıyla kanunlar devşirme yanlışlığına sürüklendiler. Bu yapılana da muasırlık, medenilik ve ilerilik dendi. Adı geçen iddiaların hiçbiri, tabela değişikliğiyle gerçek olmazdı, nitekim olmadı. Bir kanunun başına “Türk” kelimesi yazmakla o kanun yerli olmayacaktı ve olmadı…

Her haber bülteninde yer alan, her gazetede her gün yazan, sosyal medyada köpürüp-kabaran bu suç selinin tafsilat ve tasvirine kalem terbiyemiz el vermiyor. Şu kadarını söyleyelim ki hayâ, param parça olmuştur.

Çâre olarak düşünülecek hususların başında düne kadar bin yıl boyunca kullandığımız ceza’dan, aile’ye, borçlara, ticarete… kadar her çeşidiyle bütün hukuk varlığımızdan istifade etmektir…

Türkiye’de yeniden bir hukuk inkılabı yapılması şart olmuştur. Yürürlükteki hukukun millî mevcudiyet ve değerlerimize aykırı olanları ayıklanabilir, muvafık olanları örfî hukuk olarak tatbik edilebilir. Muhkem medeniyetimizin hukuk mahsulleri ise pas ve küften temizlenerek tekrar gündeme ve hayata taşınarak tatbik edilebilir.

Hiç kimse bir kula yüce Allah’tan daha merhametli değildir ve olamaz. Buna rağmen Kur’ân-ı kerîm, “kısasta hayat vardır!” buyurmakta. Mukaddes kitabımız, idama izin vermektedir. Yetkin hakimlerin, kılı kırk yararak inceden inceye yaptıkları hassas muhakemelerden sonra verecekleri idam cezaları ve vaki infazlar, toplumda ceza hukukunun hedefi olan ibret keyfiyetini tecelli ettirir. Sadece idamda değil, ibret unsuru, bütün suçlar için gereklidir. Uygulamadaki ceza mevzuatı, ibret konusunda gerekli tesiri göstermekte kifâyetsizdir. Hâkim, kürsüde önündeki kanuna göre ceza takdir etmektedir. Yukarıda kısmen saydığım, fakat tafsilatı herkesçe bilinen ar damarı çatlayan cinsten suçlar için ifade, müdafaa, şahit beyanı, belge ve bilirkişi raporuyla... takdir edilen bu cezalar, ibretlik ve caydırıcı olmamaktadır…

Trafik suçlarından, zina ve toplu zinalara, çocuk tâcizlerine, cinayet ve dolandırıcılıklara, uyuşturucu suçlarına… kadar ceza, mahkemenin mehabetine, insanın değerine, milletin bekasına yakışır ağırlıkta olmalıdır.

Suçun cinsine ve mahiyetine göre aracın elden alınmasından, suçlunun mülküne el koymaya, vatandaşlıktan çıkarmadan, idama dek mahkeme, ceza verme salahiyetine sahip olmalıdır.

Yoksa şu kadar ceza, bu kadar iyi hâl affından birkaç yıl içinde tahliye… ile suçluya eksiksiz ve fazlasız ceza verilmiş olmayacağı gibi cezanın maksadı olan ibret de elde edilmiş olmaz.

2026-2027 Yargı Yılına girmişken yaşanan şu dehşet verici suçlar karşısında hayati tedbirlerin alınması gerektiğini yazmayı mutlak bir vazife bildik…

Benzer mevzuları geçmişte de söylemiştik.

Bir kere daha söyledik.

Yarın da söyleyeceğiz.

Adalet, millet ve devlet varlığının kaidesidir.

Bekamız adına yerli olması şart olan beş temel değer varsa ilk üçün içinde adalet gelir…

Güyâ bîtaraflık adına gözleri bağlı ve elinde pazarcı terazisi, göğüsleri gergin, Avrupalı köylü kadın kılıklı tunç heykellerin gölgesinde adalet olmaz…

Yukarıdaki cümlemizi tekrar etmeliyiz:

Türkiye’de yeniden bir Hukuk İnkılâbı yapılması şart olmuştur!

Önce mânevî kalkınma!

İlkin fikrî yücelme!!

Evvela adalete inanma!!!

Hüküm, mahkûmun bile vicdanında hürmet uyandıran, adalet imbiğinden süzülmüş karardır. Bu ruh ve mânâya riâyet edildiğinde verilen cezâ, can acıtmaz!

Şeriatın kestiği parmak acımaz…

Rahim Er'in önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.