Dünyadaki bütün Müslümanların gözü ve umudu Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da…
Türkiye’de işgali engellemiş, Suriye’de katliamı bitirmiş, Gazze’de soykırımı frenlemiş, Mekke İttifakı ile İngiliz-Siyonist aklın asırlık Orta Doğu kurgusunu bozmaya girişmiş, Türk Devletleri Teşkilatı ile asra mührünü vuracak ittifakları başlatmış, çıkmış her zamanki gibi BM’den İsrail’e, küreselci haydutlara meydan okumuş…
Şimdi içeride uğraştığı pisliğe bak!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın geçen hafta başlattığı fon vurgunculuğu soruşturmasında kimler var?
AK Parti içindeki AKP’liler.
Rakam ne?
Yaklaşık 20 milyar dolar.
***
Kimi daha 28 yaşındaki tıfıl çakallar şundan 4-5 sene evvel bir fon kurmuşlar, kimsenin adını sanını bilmediği küçük hisseleri yüzde 4 bin 500 gibi uçuk kârlara fırlatmışlar…
Bunu gören 455 bin kişi de “Sağlam fonlarda yüzde 20-25 kârla ne uğraşacağım? Şuraya girip kısa yoldan zengin olayım” deyip bunların kucağına atlamış…
Fon çetesi akılalmaz rakamlara çıkardıkları hisseleri tavandan bunlara satıp milyarları cebine koymuş, hatta önemli bir kısmını da yurt dışına aktarmış…
Dünyanın en pahalı arabalarına, yatlarına, uçaklarına sahip çakalların bazıları kaçmış, bazıları yakalanmış, bazıları teslim olmuş…
İşin acısı, bunların bazıları belirli makamlardaki kişilerin yakını ya da ahbabı.
Sadece foncular da değilmiş kazanan…
BM zirvesi için New York’a giden Türk heyetinde yer alan eski bakanlardan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve MKYK üyesi Fatma Betül Sayan Kaya ile doktor eşinin, nisan ayında bu fonun el attığı bir kâğıttan 163 milyon liralık hisse aldıklarını, bu pislik patlamadan kısa süre önce bütün hisselerini 2,2 milyar liraya fona devrederek çıktıklarını, FETÖ’cülerin “Biz kurduk” diye övündükleri Yeni Parti duyurdu.
İddiaları doğru olduğu müddetçe duyursunlar, sıkıntı yok.
Nitekim doğru ki Kaya partideki bütün görevlerinden istifa etti, eşi ile birlikte mal varlıkları donduruldu. Fondan kazandığı 2 milyarı da Hazine’ye devrettiği söyleniyor.
Bu iade belki hukuki açıdan elini güçlendirecekse de, kaybettiği itibarı geri kazandıramayacak.
Değer miydi peki?
***
Sizi elinizden tutup en üst makamlara taşımış Erdoğan gibi bir liderin yol arkadaşı olma şerefini yerle bir etmeye, değil sadece Türklerin, yeryüzündeki bütün Müslümanların umudu olan bir dava adamına beş para etmez tiplere laf söyletmeye değer miydi?
Belediye başkanlarından aldıkları milyon dolarlara, CHP’yi ele geçirmek için pavyon önlerinde dağıttıkları rüşvet paralarına, ele geçirdikleri belediyelerde dönen yolsuzluk ve ahlaksızlıklara cevap veremeyen, yeni parti kurup CHP’den ayrılınca bu rezilliklerden kurtulacağını zanneden, İngilizlerden “Bizi kurtarın” diye yardım dilenenlerin ağzına sakız olmaya değer miydi?
Haklı olarak şu da soruluyor tabii; siz karı-koca ne iş yaptınız da borsaya koyacak 163 milyon liranın sahibi oldunuz?
Bütün paraları bu kadarsa bile büyük rakam.
Merak edip baktım, iki çocukları varmış.
163 milyon lira gibi bir paranız olmuşsa iki çocukla neyinize yetmiyordu ki, itibarınızı sıfırlama pahasına fon vurguncularıyla iş birliği yaparak buna 2 milyar lira daha ekleme çabasına giriştiniz?
Nitekim isteğinize kavuşmuşsunuz, ABD’ye milyarder olarak uçmuşsunuz.
Söylesenize ne yapacaktınız milyarlarla…
163 milyon liranın size vermediği neye kavuşturacaktı o iki milyar?
Açgözlülük, tamahkârlık böyle bir şey olsa gerek…
Tıpkı CHP’de dönen rüşvet ve yolsuzluk hadiselerinde olduğu gibi.
***
Aylardır gırtlaklarına kadar battıkları rüşvet ve yolsuzluk bataklığında çırpınan, fon soruşturması başlayınca bunu kendine nefes borusu yapmaya kalkışan Özgür Özel, fon skandalında, açıklamadığı daha önemli bir isim adına üçüncü bir kişi tarafından yatırım fonlarında 200 milyon avroya yakın işlem yapıldığını öne sürdü.
Sonra elindeki bilgi patlamış olacak ki, “Biz delillendirmeye çalışıyoruz. Bize bırakmayın, buyurun siz açıklayın” demeye başladı.
Muhtemelen söyleyeceği kişi eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi idi. Fakat Zeybekçi’nin “Benim borsada işlemim yok. Ortağı olduğum dört şirket bilgim dışında elindeki nakit parayı değerlendirmek için Tera fonuna yatırmış. O para da içeride kaldı" açıklamasıyla aslında fon mağdurları arasında olduğunu söyleyince hesaplarını bozdu.
Bu bilgileri onlara kimin taşıdığına şerh düşerek bir kenara koyalım; bildiği ne varsa açıklasın, iktidarın gücünü şahsi menfaati için kim kullanmaya kalkıştıysa ortaya çıksın.
Yalnız şunu da unutmasın; zannetmesin ki bunlar Erdoğan’a zarar verir…
Aksine, soruşturmayı başlatan zaten savcılık…
Önce Adalet Bakanı Akın Gürlek, ardından ABD dönüşü Sayın Cumhurbaşkanı “Nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz” demişken, Özgür Özel’inki sadece tipik yüzsüzlük örneği.
Bizzat kendi belediye başkanları tarafından rüşvet almakla suçlanan, milyarlarca liralık yolsuzluğa bulaşmış belediye başkanlarına hesap soracağına aksine toz kondurmayan Özel’in yerinde başkası olsa, değil hileli yolla elde ettiği koltukta oturmaya çalışmak ya da başka parti kurmak, utancından sokağa çıkamazdı.
Ama nasıl bir genişliktir ki; şimdi birileri -soruşturma safhasında olduğu için henüz yargı tarafından kamuoyuna yansıtılmamış- isimleri kendisine sızdırıyor, o da bunları açıklayarak sözüm ona puan kazanmaya, üzerindeki çamuru aklamaya çalışıyor.
Oysa ortada tek bir gerçek var; Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ortaklığının CHP’de çevirdiği bütün dolapları, yolsuzlukları, ahlaksızlıkları, kirli bağlantıları ortaya döken de yargı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı idi, AK Parti’ye yakın görünüp kirli işlere bulaşanları ortaya çıkaran da...
Bu kararlılık devam ettiği müddetçe, Yeni Parti ve Özgür Özel’cilerin, İmamoğlu’cuların yaptığı Şark kurnazlığı nafile çaba.
***
Üstelik sadece siyaseti kirletenlerden, siyaseti kullanarak rant devşirenlerden arınmıyor Türkiye…
Aylardır her gün yapılan operasyonlara bakın; gıda vurguncusu, şikecisi, sanal kumarcısı, sokak çetecisi, siber dolandırıcısı…
Hemen her sabah yeni bir operasyonla uyanıyoruz.
Kim yapıyor bunları; kendi soyguncularını savunmak, üzerlerine toz kondurmamak için şehir şehir dolaşanlar mı?
MASAK’ta, Merkez Bankası’nda, altın piyasasında, aklınıza gelebilecek hemen her yerde aylardır operasyonlar yapılıyor, soruşturmalar yürütülüyor.
Sayı o kadar çok ki, çoğu hafızamızdan silinip gidiyor ama, yargı ve emniyet dur-durak bilmeksizin devletin ve milletin kanını emmeye çalışan asalakları ayıklıyor.
Öbür taraftan da faili meçhulleri aydınlatmak için hummalı bir çalışma yapılıyor; FETÖ gibi terör örgütleri ve FETÖ’nün yerini doldurmaya çalışan casusluk aparatlarıyla mücadele devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Akın Gürlek’i göreve atadıktan sonra hızlı ve kararlı bir şekilde devletin gücünü her alanda gösterme, Türkiye’yi bütün asalaklardan ve pisliklerden arındırma çabası yürütürken, işledikleri suçun karşılığında bugün cezaevinde bulunmamalarını sadece ‘dokunulmazlık’ zırhına sahip olmalarına borçlu olanların, pişkince Erdoğan’ın kararlılığıyla yürütülen bir soruşturma üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışması arsızlığın son noktası olsa gerek.
Arınma sırası şimdi bütün Türkiye’de.
Onlar istese de, istemese de...

