Düşman içimizde... Bu zât buyuruyor ki, (Her iyiliğe engel, İnsanın kendisidir, her şeyden daha evvel. "Nefis", çok tehlikeli düşmandır sahibine, Zîra çalışmaktadır, hep onun aleyhine, Düşmanı dışarıda aramıyalım ki biz, Düşman içimizdedir, o da, kendi nefsimiz. Ondan kurtulmak için, okumalı çok kitap, Zîra din bilgisiyle kuvvet bulur ruh ve kalp. Dünyaya ne kadar çok dalarsak akşam sabah, O düşmanla o kadar dost oluruz mâzallah. Âhirete ne kadar yapışırsak bâhusus, O düşmanın şerrinden o kadar kurtuluruz. Her günü, "Son gün" gibi edin siz mülâhaza, Yine, "son vakit" gibi, durun siz her namaza. Vakit bildirmemiştir kimseye zîra ecel, Hazırlanın ölüme, kurmayın uzun emel. Şimdi ehli Cehennem, kabirde yanıyorlar, Gözümüz görmese de, bu azablar şimdi var. Âhirette gidecek iki yer vardır ki hem, Biri ebedî Cennet, biri sonsuz Cehennem. Gözden perde kalkınca, görünür bu hakikat, Çok pişman olunsa da, çaresi olmaz fakat.) Bir gün "Dünya" hakkında, sordular kendisine, Cevaben şu izahı yaptı talebesine: ("Dünya", Hak teâlânın men ve yasak ettiği, Zararlı şeylerdir ki, bilmeli bunu iyi. Kimler ki haramlardan sakınırlarsa eğer, Dünyaya aldanmamış sayılır o kimseler. Allah, yasak etmedi hiç bir zevk ve lezzeti, Zararlı kullanmağı sadece yasak etti. Yani azgın ve taşkın kullanmak oldu yasak, Câizdir faideli ve edebli kullanmak.) Bir gün de buyurdu ki; (Görünen, görünmeyen, Her ni''met gelmektedir sadece Rabbimizden. Bu dünyaya gelmekten maksat ve gâye dahî, Mutlak elde etmektir rızâ-ı ilâhiyi. Allahü teâlâya âit olan ma''rifet, İnsana, iki yoldan vasıl olur nihayet. Birisi ilim ile, yâni "Akıl" iledir. Bunu bildirenler de, "İslam âlimleri" dir İkinci ma''rifetse, "Kalp""lerde olur hâsıl Bu, "Evliyalar"dan ehline olur vâsıl, Evliyânın kalbinden, bu nûr ve feyzi alan, Ârif olup, nefsi de, sonunda eder îman. İşte, "Hakiki îman" denir ki buna esas, Böyle olan bir îman, devamlıdır, yok olmaz. Resûlullah buyurdu; (Yâ Rabbî, ihsanından, Bir îman istiyorum sonu küfür olmayan.)

