İyilik yapınız!.. Bu zât buyuruyor ki; (İlim, amel içindir, Yoksa, mahşer gününde hesabı çok çetindir. Kuru ilim, insanın yaramaz bir işine, Sürükler sahibini, Cehennem ateşine. Kul, günah işleyince, duymuyorsa ıstırap, Aklına gelmiyorsa, ölüm, mîzan ve hesap, Öncelerden namaza hazırlık yapmıyorsa, Kalp kırıp gıybet yapıp, iftira atıyorsa, Ve hele "kul hakkı"ndan, korkmuyorsa bir kişi, Allâme olsa bile, çetindir yarın işi. Kalbi titremiyorsa, her günah işleyişte, O kalp zehirlenmiştir, nişanı budur işte. Beynine doldurduğu bilgi de bir vebâldir, Bu, bir Müslüman için, gayet kötü bir haldir. Zîra Peygamberimiz buyurdu; (İlahi, ben, Sana sığınıyorum, faidesiz ilimden.) Çünki mahşer yerinde, sual edilecektir, (Biliyordun, ne için yapmadın?) denecektir. Mü''minin îmanının parlaklığı da hattâ, Hassas davranmasıyla ölçülür icrâatta. Herhangi bir Müslüman, otururken, kalkarken, Her işinde ve hattâ alış veriş yaparken, Demeli ki; (Bu acep, dîne uygun iş midir, Yâni "Allah için" mi, yoksa gösteriş midir?) Eğer dîne uygunsa, yapmalıdır o zaman, Yoksa vazgeçmelidir, böyle olur Müslüman) Bir gün de buyurdu ki; (Çok kısadır bu hayat, En büyük sermayemiz, bu ömrümüzdür fakat. Yâni tam bir "İmtihan yeri"dir ki bu âlem, Burada kazanılır Cennet veya Cehennem. Dünyada yaptığımız her işin, âhirette, Bir bir karşılığını göreceğiz elbette. Bu dünyada en mes''ut, en bahtiyar kul şudur, Âhirete yarıyan işlerle meşgul olur. Hak teâlâ bir kula verdiyse mevki, makam, Bu ni''metin şükrünü yapabilmek için tam, Bu mevki ve makamı yaparak bir vâsıta Allah''ın kullarını kavuşturur râhata: Siz de bu insanlara çok hizmet ederseniz, Dünya ve âhirette yükselir dereceniz. Güler yüz tatlı dille, güzel huyla bu halka, Bir iyilik yapmağa çalışınız mutlaka. Kullara hizmet için, varsa bir çalışmamız, Rızâ-i ilâhiye umulur kavuşmamız. "İslâmiyyet", kulları sevindirmektir asıl, Hep iyilik yapmaktır insanlara velhâsıl.

