Kaydet
a- | +A

Resûlullah efendimiz bir gün, kızı Fâtıma'ya "Merhabâ ey kızım" dedi ve yanına oturdu. Gizli bir şey konuştular. Hazret-i Fâtıma ağlamaya başladı!..


Hazret-i Âişe'den rivâyet olunmuştur: 

Ezvâc-ı tâhirâtın "rıdvânullahi teâlâ aley­him ecmaîn" hepsi, Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" huzûr-u şeriflerinde idik. Fâtıma-tüz-zehrâ "radıyallahü an­hâ" geldi. Yürümesi Resûlullahın yürümesinden hafî değildir. Fâtıma'yı gördüğü vakit, "Merhabâ ey kızım" buyurdu ve oturdu. Sonra gizli konuştular... Fâtıma yüksek sesle ağladı. O vakit, Fâtıma'nın hüznünü gördü. İkinci kere gizli konuştular. O zaman Fâtıma güldü. Sonra Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" saâdetle kalkıp gitti... Ben Fâtıma'ya "sana gizli ne söyledi?" diye sor­dum. Fâtıma dedi ki: 

-Ben babamın sırrını açıklayamam!..

***

Aradan zaman geçti... Resûlullah hazretleri âhırete intikâl buyurdukları zaman, Hazret-i Âişe buyurdu ki:

-Ben Fâtıma'ya dedim ki: Sana yemîn veririm ki, benim senin üzerinde hakkım olsun ki, sana o zaman gizli söylenen ne idi, onu bana ha­ber veresin! 

Fâtıma "radıyallahü teâlâ anhâ" da şöyle dedi:

-Şimdi söyleyebilirim ki; babam bana gizli söylediği vakit, şunu haber vermişti: (Cebrâîl aleyhisselâm, Kur'ân-ı azîm-üş-şânı her sene benimle bir kerre mukâbele ederdi [okur­du]. Bu sene benimle iki kerre mukâbele etti [okudu]. Bundan, ecelimin yaklaştığı anlaşılır. Allahü teâlâ hazretlerine ittikâ eyle ve sabreyle. Zîrâ muhakkak ben senin için ne güzel selefim. [Senden önce vefat ederim.])

Ben ağladım. Üzüldüğümü görünce, ikinci kerre yine gizli olarak söyledi. Buyurdu ki: (Yâ Fâtıma! Cennet ehli kadınların, mü'minlerin hanımlarının, seyyidesi olursun. Râzı olmaz mısın?) [Bir rivâyette, bana gizli olarak o hastalığında, vefâtının yaklaştığını haber verdiğinde, ben ağla­dım. Sonra gizli olarak, (Ehl-i beytimden bana evvel kavuşan sen olursun) buyurunca, ben güldüm, şeklinde bildirilmiştir.] 

Müsevvir bin Mahreme'den rivâyet edilmiştir. Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" hazretleri buyurdular ki:

"Fâtıma benden bir parçadır. Her kim onu gadaba getirir ise, beni gadaba getirir." Başka bir rivâyette, "Ona eziyet eden, bana eziyet etmiş olur" buyuruldu.