Kaydet
a- | +A

Bozuk dinler, kalpleri ve ruhları besleyemediği için, müziğin, her çeşit çalgı sesinin nefislere hoş gelmesi, nefisleri beslemesi ruhani tesir sanıldı!

Müzik kelimesi, Yunanlıların büyük putları olan Zeüs’ün kızları sayılan Mousa (Müz) denilen 9 heykelin adından hâsıl olmaktadır. Bozuk dinler, kalpleri ve ruhları besleyemediği için, müziğin, her çeşit çalgı sesinin nefislere hoş gelmesi, nefisleri beslemesi ruhani tesir sanıldı. Bugünkü Batı müziği, kilise müziğinden doğdu. Bugün yeryüzünü kaplayan bozuk dinlerin hemen hepsinde, müzik, "ibadet" hâlini almıştır.

Müzik bütün dinlerde büyük günahtır. (Dürr-ül-münteka)
İncil'in yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hristiyanlığa soktu. (Mevahib-i ledünniyye şerhi-Zerkanî)

***

Aletsiz, çalgısız nağmeli sese "sima" denir. Çalgı aleti ile birlikte olan insan sesine gına "müzik" denir. Gına haramdır. (Dürr-ül mearif)

Simanın caiz olduğu ve caiz olmadığı yerler vardır. Bazıları, kitaplardaki "sima" kelimesini "çalgı" olarak tercüme ettikleri için mubah çalgılar da var zannedilmektedir. Şu yazıların tamamı Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından alınmıştır...

Lokman sûresinin 6. âyetindeki "lehv-el hadis" ifadesini âlimler musiki, çalgı aleti olarak bildirmiştir. İbni Mesud hazretleri yemin ederek "lehv-el hadis"ten kastın, çalgı aleti ve musiki olduğunu söylemiştir. (Tefsir-i ibni kesir, Tefsir-i medarik)
"Mevahib-i aliyye" ismindeki tefsirde, "lehv-el hadis" âyeti şöyle tefsir ediliyor:
"Yalan hikâyeler yazarak veya şarkıcı kadınlar tutup herkese ses nağmeleri dinleterek, Kur’ân dinlemelerine engel olmaya çalışanlara Cehennem ateşini müjdele!"
Müfessirler, İsra suresinin 64. âyetinde şeytana, (Vestefziz... bi savtike [Sesinle oynat]) demenin çalgı ile oynat demek olduğunu, bu âyetin, her çeşit çalgıyı haram ettiğini bildirmişlerdir. (Şeyhzade)
Müfessirler Enam suresinin 70. âyetini, (Dinlerini [şarkı ile, musiki ile] oyun ve eğlence hâline sokanlardan uzak dur) şeklinde tefsir etmişlerdir.
(Şimdi siz bu söze [Kur’âna] mi şaşırıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz ve siz gafletle oynuyorsunuz.) [Necm 59-61]

"Medârik" tefsirinde "entüm samidün" ifadesi, (Kur'ân okunduğunu işittikleri zaman onu dinletmemek için teganniye [şarkı türkü söyleyerek şamataya] başlarlar, oynarlardı) diye açıklanıyor. İbni Abbas ve Mücahid hazretleri de bu ifadenin "şarkı" olduğunu söylemiştir. (İgaset-ül-Lehfan)

Resulullah Efendimiz buyuruyor ki:
(İlk teganni eden şeytandır.) [Taberanî]

(Bir zaman gelecek, ümmetimden bazısı, zinayı, ipek giymeyi, içki içmeyi, mizmarı [çalgıyı] helal addedecektir.) [Buharî]

(Gözün zinası [harama] bakmak, kulağın zinası [haram şeyleri] dinlemektir.) [Müslim]

Evet, günümüzde bazı tarikatçıların yaptıkları gibi, dönmek, dümbelek, ney, saz çalmak haramdır. (Tahtavi şerhi)

"Tasavvuf müziği diye bir şey yoktur. Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehridir, kalbi karartır." (Dürr-ül mearif)

İlahileri çalgı ile ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur. (Seadet-i Ebediyye)

Ahmet Demirbaş'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR