Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Bu savaşın kontrolü kimde?!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Orta Doğu’da alevlenen, Afrika ve Asya’ya da sirayet etmesi an meselesi olan ve dahi Avrupa’ya bulaşmış bulunan savaşın kontrolü gerçekten kimin elinde? Trump’ın “istesem savaş hemen durur” lafı inandırıcı mı?

İran ikinci defa aynı büyük hataya düştü… Diplomasi yoluyla bir sonuca varacağına bel bağlayan Tahran Yönetimi, sekiz ay arayla, yine müzakere masasında iken fena hâlde vuruldu! İran gibi kadim devlet geleneğine ve diplomasi tecrübesine sahip bir ülkenin, böyle tuzaklara düşmesi esasen beklenemez. Fakat 47 yıldır işbaşında olan rejimin karakteri ve yarım asırdır biriken çeşitli zaaflar İran’ı fena hâlde çökertti. Haziran 2025’teki saldırıda, bir gecede bütün üst seviye komutanlarını kaybeden İran, bu defa da benzer bir gaflet ve tedbirsizlikle ve elbette CIA ve MOSSAD’ın kılcal damarlarına kadar sızmış olması dolayısıyla, Dinî Lider Hamaney de dâhil yine üst seviye askerî liderlerin neredeyse tamamını kaybetti. Hiç şüphesiz bir devlet için dehşet verici acizlik!.. İran bu saatten sonra istediği kadar dirensin ve istediği kadar savaşı geniş coğrafyalara yaymaya çabalasın, bu gafletin ve acizliğin bedelini çok ağır ödeyecektir. Bu arada şunu belirtelim, İran bütün imkânlarıyla direnmeye çalışacaktır tabii. Bu direnme ne kadar uzun soluklu olursa, karşı taraf yani ABD ve İsrail için daha yıpratıcı olacaktır… Keza ABD ve İsrail arkasına hizalanan İngiltere, Almanya ve Fransa için de giderek sıkıntı olacak. Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle enerji tedariki açısından ciddi zorluklar yaşayan ve genel olarak Rus tehdidi sebebiyle tedirgin olan Avrupa ülkeleri, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları sebebiyle bir başka ciddi tehdit ve tehlike ile yüz yüze gelecek. Velhasıl ABD ve İsrail’in haydutça saldırılarına karşı tavır almak yerine destek vermek, yaşlı kıtayı fena hâlde yanlışlara götürüyor. Tıpkı Gazze Meselesinde olduğu gibi…

Gelelim bu savaşın kontrolünün kimin elinde olduğu meselesine… Siz bakmayın Trump’ın “İstesem savaş hemen durur…” gibi üfürmelerine! Washington Post gazetesinin dünkü manşetinde, Amerikan Yönetiminin en çok korktuğu şeyin savaşın kontrolden çıkması olduğu belirtiliyordu. Bütün yorum ve analizlerde dikkat çekilen husus, ABD Yönetiminin, İsrail tarafından yapılan telkin ve baskılar sonucunda İran’a müdahale yoluna gittiği noktasında… Şu sorunun cevabı çok önemli: Cenevre’de, Umman ara buluculuğunda müzakereler devam ederken, Umman Dışişleri Bakanı bir Amerikan televizyonuna beyanat verip, görüşmelerde önemli ilerleme kaydettiklerini ilan ediyordu. Tam o saatlerde, cumartesi sabaha karşı, Siyonist Devletin savunma bakanının; “İsrail 200 uçakla İran’a bir önleyici operasyon başlattı…” diye böbürlendiği gelişmelerden Trump’ın haberi var mıydı? Bazıları bu soruyu tuhaf bulabilir… Ama önemli değil. Çünkü sonuçlar ortada. Haziran 2025’teki saldırı aynı şekilde İsrail zorlamasıyla olmamış mıydı? İran Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin ABD hazinesi ve askerleri İsrail menfaatleri için kullanılıyor beyanı aslında gerçekleri yansıtıyor… Dün Kuveyt’te, ABD’ye ait üç tane F-15 uçağının “dost ateşiyle” düşürülmesi bile tek başına son operasyondaki kritik iç problemleri görmeye ve anlamaya yeterli.

Evet, komşu ülke İran, çok ağır bir Siyonist-emperyalist saldırı altında! Kendi yanlışları sebebiyle bu saldırıların faturası daha da büyüyor. Fakat İran’ın direniş gösterme kabiliyetini de hatırda tutmak gerekir. Humeyni devriminden hemen sonra girmeye zorlandığı Irak savaşında, sekiz senelik çatışmalarda çok büyük kayıplar verdi. Ama sonunda Irak askerlerini topraklarından çıkarma başarısını da gösterdi. Son saldırı üzerine İran, ABD üslerinin bulunduğu bütün Körfez ülkeleriyle Irak ve Ürdün’deki hedefleri ateş altına aldı. Aynı şekilde Güney Kıbrıs Rum Bölgesindeki İngiliz üslerine de füzeler gönderdi. Ara bulucu ülke olan Umman sularında bile tanker vurdu. Öyle anlaşılıyor ki, İran Yönetimi gözünü karartmış… Elinden geldiği kadar savaşı yaymak ve İsrail ve ABD’ye verebildiği kadar hasar vermekte kararlı. Son iki günde Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak’taki ABD üsleri belli oranda etkili olacak şekilde vuruldu. ABD üsleri dışında bazı yerler de vuruldu. ABD Savunma Bakanı köpükler saçarak İran’ın sivil hedefleri vurduğunu söylüyor. Ama İsrail’in vurduğu okulda ölen yüz yetmiş küsur insanın niçin katledildiğine hiç değinmiyor. Bu ne pişkinlik, bu ne ikiyüzlülük!.. Aynı şekilde Tahran’da vurulan hastane yıkıntıları, İsrail ve ABD’nin insanlık suçlarının belgesi… İsrail’in üç seneden beri Gazze’de imha ettiği hastane ve okullar vicdanları sızlatıyor. Gelgelelim Trump’tan ve onun bakanlarından bu vahşetle ilgili bir utanma beklemek çok saflık olur. ABD ve İsrail resmen haydutluk yapıyor… Bugün kurum ve kurallarıyla artık tarihin tozlu raflarına kalkmış olan sözde uluslararası düzen, artık hiçbir şekilde varlık gösteremediği için, gün korsanların günü. Onların borusu ötüyor… Velakin onların da sonu gelecek. Yani onlar hesabına bu devran fazla uzun sürmeyecek. ABD, Siyonist İsrail’in kılavuzluğunda işlediği savaş suçlarını unutup, her seferinde bir yalanla başka ülkeleri işgal ediyor, kaynaklarına çöküyor… Bu arada ABD’ye güvenen kimi ülkeler de hiç beklemediği şekilde ciddi saldırılara maruz kalıyor. ABD’nin kendilerini koruyacağını düşünen “müttefikler” gelişmeler karşısında fena hâlde şaşkın. ABD vahşice bombardımanlarla terör estirirken, dünya da her gün daha karanlık bir iklime sürükleniyor. İşin kötüsü gidişatın büsbütün kontrolden çıkma tehlikesinin her saat daha da büyümesi. Özetleyecek olursak, artık her şey olabilir!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...