Vaktiyle İstanbul'da Abbas isminde yaşlı bir dilenci vardı. Bilhassa her sene Ramazan-ı şerif ayında, dilendiği paralarla yüklü bir servete sahip olurdu. Dilenciliğe yeni başlayan bir genç, Abbas'ın namını duymuş; onu görüp bu mesleğin püf noktalarını öğrenmek istemişti.
Nihayet bir Ramazan-ı şerif gecesinde hamama girdiğini görüp ardınca içeri daldı ve kurna başında yanına yaklaşıp şöyle dedi:
“Efendim, bendeniz dilenciliğe başlamaya karar verdim. Umarım ki bu ‘sanat’ın inceliklerini bu fakirden esirgemezsiniz. Ne türlü usul ve kaidesi var ise, cümlesini öğrenmek isterim…”
Abbas cevap verdi;
-Peki evlat, öğreteyim. Dilenciliğin başlıca üç kuralı vardır, kulağına küpe olsun. Bir; her nerede olursan ol, istemeli. İki; her kimden olursa olsun, istemeli. Üç; her ne olursa olsun, istemeli.
Yeni yetme dilenci hemen Abbas'ın elini öperek dedi ki:
-Ustam ben fakirim, Allah rızası için bir şey...
Abbas şaşırdı:
-Burası hamam bre, burada dilencilik mi olur?
-"Her nerede olursa istemeli" dedin ya usta.
-İyi ama ben zaten senin kadar fakir bir dilenciyim.
-Öyle ama ikinci kural, istemek için adam seçmemek gerektiğini bildirmiyor muydu?
-Fesüphanallah! Bu kurna başında ben şimdi sana ne verebilirim be adam? Elbisem dışarıda, paralarım evde. İşte ortada bir tasım, bir tarağım var.
-Ustam, kuralların üçüncüsü der ki: "Her ne olursa olsun istemeli." Ben tasa tarağa da razıyım.
Abbas şaşkın, etraftan onları seyredenler hayrette... Genç dilenci tası tarağı aldı ve hamamdan çıkıp gitti. O günden sonra Abbas dilenciliğe tövbe etti ve soranlara da: "Tası tarağı topladık, gayri bizden bu işler geçmiş…” diye yakındı. İşte "tası tarağı toplamak" tabiri buradan kaldı.
***
“Bize de mi lo lo!..”
Borcunu zamanında ödeyemeyen adam, tefeci tarafından mahkemeye verilir. Borçlu, koşar avukatına; durum böyleyken böyle, der.
Avukat, hiç duraksamadan; “Merak etme, seni kurtarırım!” der. “Mahkemede dilsiz taklidi yapacaksın! Hâkim ne sorarsa sorsun, sen ‘lo, lo, lo,’ diyeceksin, başka hiçbir şey demeyeceksin, tamam mı?”
Mahkeme günü geldiğinde, hâkim ne sorarsa sorsun, adam hep aynı cevabı verir: “Lo, lo, lo!..”
Avukat; “Benim müvekkilim dilsizdir, böyle bir borcu yoktur, haksız bir borç ile zavallıyı mağdur etmek istiyorlar” diye duygu sömürüsü dolu bir savunma yapar. Adamın dilsiz olmasından da etkilenen yargıç, beraat kararı verir…
Avukat ertesi gün adama gidip görevini yapmış biri olarak ücretini ister. Adam, ona da aynı cevabı verir: “Lo, lo, lo!” Bir an şaşıran avukat, “Bize de mi lo, lo?” diye çıkışır. “Benim verdiğim akılla beni alt edeceksin, öyle mi?”
Adamın cevabı yine aynıdır: “Lo, lo, lo!”
Ninem diyor ki; Gafile kelam, nafile kelam!

