Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Hayırlı ramazanlar
0:00 0:00
1x
a- | +A

Dünyayı titreten, ordulara hükmeden, Büyük İskender…
Gücün, ihtişamın ve servetin zirvesindeydi. Fakat ölüm döşeğine uzandığında, bütün o ihtişamın yerini derin bir sessizlik aldı. Son nefeslerini hissederken komutanlarını yanına çağırdı ve üç arzusunu dile getirdi.
Birincisi şuydu:
“Tabutumu dönemin en ünlü doktorları taşısın.”
İkincisi:
“Hayatım boyunca elde ettiğim altınlar, gümüşler ve değerli taşlar, mezara giden yol boyunca saçılıp dağıtılsın.”
Üçüncüsü ise en dikkat çekici olanıydı:
“Ellerim tabutun dışına sarksın; herkes görsün.”

Komutanları şaşkınlık içinde nedenini sordular. Büyük İskender, yorgun ama berrak bir sesle cevap verdi;
“En ünlü doktorların tabutumu taşımasını istedim ki herkes anlasın; Ne kadar güçlü ve bilgili olursa olsun, ölüm karşısında insan acizdir.
Servetimin yol boyunca saçılmasını istedim ki insanlar görsün; Hayat boyu peşinden koştuğumuz zenginlik, bu dünyada kalır.
Ellerimin tabutun dışında kalmasını istedim ki herkes bilsin; Bu dünyaya boş ellerle geldik, zamanımız dolunca yine boş ellerle gideriz.”
***
Genç kız eteğine doldurduğu elmalarla tırmandı tepeyi. Hava sıcaktı ve al al olmuştu yanakları. O sırada bir ağacın altında oturan derviş sordu genç kıza;
- Nedir o eteğindeki?
- “Elma” dedi kız. “Sevdiğime götürüyorum. Şu tarlalarda çalışıyor.”
Derviş tekrar sordu kıza;
- Kaç tane?
Şaşırdı kız. “İnsan” dedi “Hiç sayar mı sevdiğine götürdüğü şeyi…” Sustu derviş usulca kopardı elindeki tespihin ipini…
***
Allah, kuluna çok fazla soru sormaz.
Sadece şunu sorar;
"Ben seninleydim, sen kiminleydin?"
(Cüneyd-i Bağdadi hazretleri)

Ninem diyor ki; Oruç, niyetle başlar.

Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...