Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İmralı’dan yeni çağrı…
0:00 0:00
1x
a- | +A

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat 2025 tarihinde örgüte yaptığı kendini feshetme çağrısının yıl dönümünde, ikinci çağrı geldi: “Negatif isyan dönemi bitmiştir. Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz…”

İmralı’dan dün yapılan ikinci çağrıda yer alan ifade ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz salı günkü grup toplantısında dile getirdiği tespit bire bir örtüşüyor… “Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz…” PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın terör örgütü PKK'ya fesih çağrısı yaptığı 27 Şubat 2025 tarihinin yıl dönümünde, DEM Parti’nin İmralı Heyeti tarafından, Öcalan’ın süreçteki ikinci aşamaya yönelik mesajı okundu. Dikkat çekici ifadeler ihtiva eden mesajın Türkçesini Pervin Buldan, Kürtçesini Veysi Aktaş okudu. Açıklama büyük çapta Meclis Komisyonu raporundaki analiz ve tespitlerle örtüşüyor olmakla birlikte, bir kısmı belki de gereksiz yeni tartışmalar doğurmaya aday görünüyor. Bahse konu açıklama genel hatlarıyla şöyle:

“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız, bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekanizmasını kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli, dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır.”

Yeni bir siyaset dönemi ve stratejisine kapı açıldığına işaret eden Öcalan, bu yeni süreçteki muhtemel olumlu ve olumsuz yaklaşım tarzını değerlendirdi. Bu arada süreç boyunca kafa karışıklığı yaşayan bunun yanında ayrı baş çekmek isteyen bazı örgüt unsurlarına da telkin mahiyetinde izahlar söz konusu:

“İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son 200 yılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyoruz. Kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılır, bunu tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine ve stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor, her kesimi bu yönde sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin ve zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama, zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dışlar…”

Demokratik toplum, uzlaşı ve entegrasyon, demokratik hukuk gibi anlamı esasen açık kavramlar; Öcalan tarafından seslendirilince, beraberinde yeni tartışmaları getirmesi de hep kaçınılmaz oluyor. Öcalan zaten şimdiye kadar, satır aralarına yerleştirdiği kelimelerle her tarafa esnetilebilen mesajlar vermeyi bir yöntem olarak kullanıyor. Bu da sürece şaşı bakan kesimlere menfi tartışmalar için fırsat veriyor doğrusu…

Bu çağrıda da Öcalan, süreç çerçevesinde yapılacak hukuki düzenlemelerin mahiyetini kendi bakış açısıyla dillendirirken, yukarıda işaret ettiğimiz muhtemel tartışmalara zemin açacak şeyler söylüyor… “Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de empoze edilmemeli” ifadesini daha sonra ‘devletin bütünlüğü’ çerçevesine oturtarak bir noktaya bağlıyor. Ama paragraftaki her kelime, tek tek ve özenle seçilmiş bir hedefe yönelik:

“Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması oldukça önemlidir. Demokratik entegrasyon, en az Cumhuriyet’in başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarda bir mimarinin ve bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi, demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma ve demokrasiye alan tanıyacak, bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil, devlete bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde ve düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilmediği gibi, milliyet de empoze edilmemelidir. Demokratik sınırlar içinde ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi; dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi, demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir. Demokrasi, er ya da geç kalıcı olacak olandır.”

Öcalan “terörsüz bölge” ve Orta Doğu’da birlikte hayat konusunda da dikkat çekici ifadelerde bulundu.

“Çağrımız, sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu’da bir arada yaşama sorunu ve bunun ürettiği kriz hâline çözüm bulma amacını taşımaktadır. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz… Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme imkânını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir demokratik kültürün inşasını gerekli kılar."

Netice olarak, çağrı, sürecin ikinci aşaması için dikkat çekici mesajlar veriyor.

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...