Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun beklenen raporu tamamlandı. “Ortaklaşma” temelinde hazırlanan 60 sayfalık metin Terörsüz Türkiye süreci ve eve dönüş kanunu için bir çerçeve çiziyor…
Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir eşik daha aşıldı… Beklenen Komisyon Raporunun oy birliği sayılabilecek bir çoğunlukla kabul edilmiş olması da çok değerli. 50 üyeli komisyonda 47 evet, iki ret bir çekimser oy kullanıldı. AK Parti, MHP, CHP, Yeni Yol, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi ve HÜDAPAR evet oyu kullandı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) ret oyu kullandı. Çekimser oyu ise CHP’li üye Türkân Elçi kullandı. Türkân Elçi’nin faili meçhul cinayetler konusunda şahsen mağduriyeti söz konusu… Eşi, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 2015 yılında bir suikasta kurban gitmişti. Bayan Elçi, faili meçhul cinayetler konusunda yeterince hassasiyet gösterilmediği konusunda öteden beri açıklama ve serzenişlerde bulunuyor… Buradaki çekimser duruşu bu açıdan anlaşılabilir bir durum. Yukarıda işaret ettiğimiz üzere, kırk küsur yıldan beri Türkiye’yi uğraştıran bir meselede, Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin bir iki istisna dışında fikir birliği içinde çözüm formülleri geliştirmiş olması önemli. Elbette bu raporun öncelikle doğru okunması ve doğru anlaşılması gerekiyor! Şüphesiz rapor her şeyi içinde barındırmıyor. Eksik gedik tabii ki vardır. Ama her şey zaten bu rapordan ibaret değildir. Lakin 4 bin 199 sayfalık tutanaklardan derlenip özetlenen 60 sayfalık raporda çizilen çerçeve ve tavsiye edilen çözüm perspektifleri iyi değerlendirilmeli. Bu bakımdan yedi bölümlük raporun özellikle son iki bölümü işin püf noktasını teşkil ediyor. Altıncı bölümde; sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri ve yedinci bölümde yer alan demokratikleşme ile ilgili öneriler…
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş oylama öncesi yaptığı açıklamada, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirdiğini belirterek şunları söyledi: “Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyarken, devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde, toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna işaret etmektedir.”
Komisyon raporunun yedi bölümden oluştuğunu ifade eden Kurtulmuş, rapora dair şunları ifade etti: “Komisyon çalışmaları başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışmalarıyla ilgili süreç anlatılmakta; ikinci bölümde, komisyonun temel hedefleri üzerinde buradaki tartışmalarımız çerçevesinde vurgular yapılmakta; üçüncü ana başlığımız, Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku; dördüncü başlığımız, komisyonda dinlenen kişilerin yaptıkları söylem analizlerinden hareketle buradaki konuşmalardan ortaya çıkan mutabakat alanları; beşincisi, PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci; altıncısı, sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri; yedincisi ise demokratikleşmeyle ilgili önerilerdir. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Bu ana raporun eki olarak da beş ek yapıldı bugüne kadar. Bunlardan birisi Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’muzun üyeleri, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital nüshalarının web sitesi linkleri QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, şimdiye kadar ki toplantıların özetleri, dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri, kişilerin listesi. Bu 21. toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmalarını da içeren tutanak tam şekliyle bu 21. toplantının özeti olarak ekin sonunda yayınlanacaktır.”
Sonuç olarak: "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve millî iradenin denetim imkânlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koymuştur. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır. Komisyonumuz, Türkiye'nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini göstermiştir." Rapor kısaca böyle. Şimdi bundan sonra yapılması gerekenlere bakmak lazım…
Örgüt militanlarının tamamen silah bıraktığına dair güvenlik kaynaklarının saha raporu geldikten sonra atılacak adımlar biraz daha hızlanacaktır elbet. Sürecin yaklaşık bir buçuk yıldan beri çok dikkatli ve itinalı şekilde yürütülmüş olması, sabote etmek isteyen şer odaklarına fırsat verilmemiş olması başlı başına memnuniyet verici. Zira MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla fiilen başlayan sürecin ilerleyip ilerlemeyeceği veya beklenen neticeye ulaşıp ulaşmayacağı konusunda, farklı kesimlerde pek çok tereddüt vardı… Ancak zaman geçtikçe bu konuda devlet aklının nasıl bir istikamet çizdiği daha iyi anlaşılır oldu. Sayın Bahçeli’nin önceki gün partisinin grup toplantısında yaptığı hatırlatma gerçekten pek manidar… 2011 yılında, Anadolu’daki gariban çocukların; televizyon reklamlarından etkilenerek, anasından bisküvi ve çikolata istemesinin sosyolojik ve psikolojik irdelemesini yaparken, memleketinin şivesiyle bisküvi yerine “PÜSKEVİT” diye telaffuz etmesi, bazıları tarafından alaya alınmıştı. Sözün mana ve ehemmiyetinden ziyade söyleniş biçimine takılanlar, elbette püf noktasını ıskalamışlardı. Onlar kendi dünyasında sözde eğlenirken, hayatın gerçekleri beri tarafta bir başka şekilde hüküm sürüyordu. Bahçeli on beş sene sonra bu hatırlatmada bulunurken, o günlerde kendisiyle istihza etmeye yeltenenlerin gafletine dikkat çekiyordu… Meselelerin özünü kavrayamamak bazen çok pahalıya mal olur!
Ne yazık ki, bu ülkede Kürt meselesinin temelinde yatan sebepler de uzun yıllar tam olarak idrak edilemediğinden ötürü, memleketimiz çok büyük sıkıntılar yaşadı. İnşallah bu devr-i şeametin sonu gelmiştir...

