Adalet ve İçişleri Bakanlarının Meclis’te yemin etmesini sabote etmeye çalışan CHP hedefine ulaşamadı. Ancak Meclis çatısı altında utanç verici bir eyleme imza atmış oldu? CHP böyle nereye gidiyor?
Cumhuriyet Halk Partisi tam olarak ne yapmak istiyor, bilen var mı? Ana muhalefet partisi konumuyla gerçekten seviyeli ve rasyonel bir siyaset yapıp netice almak yerine, tribünlere oynamak, mağdur rolü yapmakta ısrar etmek ve nihayet olur olmaz her konuda kavga çıkarmak… CHP öteden beri olumsuzluk sergilemekten vazgeçmiyor. İki gün önce, CHP’lilerin; yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yüzüne anayasa kitapçığı fırlattığını görünce birden gerilere doğru giderek pek çok şey hatırladım. 3 Mayıs 1999’da, dönemin DSP Genel Başkanı ve eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı’nın yemin etmesini önlemek için avazı çıktığı kadar bağırıyordu… “Bu hanıma haddini bildiriniz…” Sözde özgürlükçü ve “demokratik sol” görüşlü aynı Ecevit, halkın seçtiği vekile; sırf kıyafetinden dolayı hukuksuz şekilde engel çıkarıyordu. O günkü vesayet düzeninde bunu başarmıştı. Ama daha sonra kendisi siyaseten fena hâlde tükenip âdeta sıfıra inecekti. Kendisini sosyal demokratlığın ötesinde bir sol mevkide konumlandıran Ecevit, CHP liderliğini sürdürürken, genlerindekini dışa vurmuştu. Partisini kastederek “SAYISAL ÜSTÜNLÜĞÜMÜZ YOKSA DA SİYASAL ÜSTÜNLÜĞÜMÜZ VAR…” gibi absürt bir ifadede bulunmuştu. Ve tabii cevabını da o günkü siyasi rakiplerinden fena hâlde almıştı. Bu olayı hatırlatmamızın sebebi, vesayetçi CHP zihniyetinin dünü ile bugünü arasında hiçbir fark olmadığına dikkat çekmek… Merve Kavakçı’nın önüne vesayet duvarı ören Ecevit, iki sene sonra 19 Şubat 2011’de Millî Güvenlik Kurulu toplantısında; Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer tarafından yüzüne anayasa kitapçığı fırlatılarak, hacil duruma düşürülecekti. Evecit’in o muameleye maruz kalması, memlekete de çok pahalıya patladı. Büyük ekonomik kriz çıktı ve ülke on milyarlarca dolar zarara uğradı…
Gelgelelim bugün de CHP’de her şey aynı. Eski tas eski hamam… Kavga çıkarmakla, anayasa kitapçığı fırlatmakla güya siyaset yapıyor!.. 28 Ağustos 2014 tarihinde, halktan yüzde 51,79 oy alarak Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de yemin edecek… Ama bildiğimiz CHP orada da maraza çıkarmaktan geri durmuyor! Dönemin CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, Meclis oturumunu yöneten Başkan Cemil Çiçek’e, ha bire itirazlarda bulunup merasimi engellemeye çalışıyor… TBMM Başkanı Çiçek en sonunda şunu söyledi: “Siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, ben bu yemini yaptıracağım!” Bunun üzerine Engin Altay, elindeki anayasa kitapçığını başkanlık makamına doğru fırlatarak yerine oturmak zorunda kaldı. Ve yemin töreni mevzuat çerçevesinde icra edildi...
Dememiz o ki, kavga etmekle maraza çıkarmakla seviyeli bir siyaset üretmek mümkün değil. Son olarak yukarıda bahsini ettiğimiz iki yeni bakanın yemin etmesine mâni olmaya çalışan CHP, çok kötü ve son derece ayıp bir tablo çizdi… Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, Ankara’nın nabzını iyi tutan bir gazeteci. CHP’nin Meclis'te çıkardığı kavganın perde arkasını teferruatlı şekilde yazdı. Buna göre, CHP’liler bir nevi emir komuta zinciri içinde bu işe girişmişler… Yemin töreninden önceki saatlerde, mutat hâle getirdiği üzere; Silivri Cezaevini yani Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etmekte olan Özgür Özel, grubuna şu talimatı vermiş: "Ona (Akın Gürlek) bugün yemin ettirmeyeceksiniz… Kavgaysa kavga, dövüşse dövüş…"
Evet, hakikaten vahim bir durum. Tabii CHP zihniyetini ve kötü niyetini de fena hâlde ifşa eden bir gösterge!.. Bu arada gelen bilgilere göre CHP’li yaklaşık elli milletvekili, yerlerinde oturup kavgayı izlemekle yetinmiş. Bu da Özel’in vaki talimatına olan reaksiyonun bir göstergesi herhâlde… Hep söyleniyor; Özgür Özel partiye tam hâkim değil diye. Bu türden işaretler de konunun irdelenmesine ışık tutuyor. CHP, yeni atanan bakanların yemin etmesine zorluk çıkarmakla tribünlere oynuyor… Başka bir şey değil.
Ama bu politika kesinlikle CHP’ye yarar getirmeyecek… CHP Yönetimi rasyonel bir siyasi tavırla halkın karşısına çıkmadıkça istediği sonucu alması imkânsız. Hâlihazırdaki tabloya bakılırsa, CHP’ye hâkim olan zihniyetin böyle bir niyeti yok. Lakin gelinen noktada Özel’in liderlik konumu giderek daha çok tartışılır hâle geliyor. Özel, partisinden seçilen birçok belediye başkanının hâlen yolsuzluk ve usulsüzlük suçlamalarıyla hapiste olmasını, sürekli biçimde ters yüz ederek bir mağduriyet hikâyesi yazmaya çalışıyor. Bu manada önemli dava ve soruşturmalarda hâkim ve savcı olarak görev almış bulunan Akın Gürlek’e karşı bir siyasi husumet ortaya koyuyor. Meclis çatısı altında, Gürlek’i hedef alan böyle bir hadise bunun açık göstergesi. CHP alenen bu olayın tertipçisi ve faili olarak oyununu oynadı ama başarısız oldu. Diğer taraftan CHP’den istifa eden çok sayıda belediye başkanı ve belediye meclis üyesinin durumu da CHP için çok kötü bir sınav. Zira bunları bizatihi CHP ve genel başkanı ağır ithamlarla hedef alıyor!.. Bu hâlde CHP’nin hangi tercihleri doğrudur acaba? Bu denli yolsuzluklarla suçlamak veya suçlanmak hiç de iyi bir vaziyet değil. Gidenler veya hâlen içeride olanların siyasi ve hukuki durumu oldukça karışık. Kısacası CHP’nin mevcut hâli pek iç açıcı değil. Özetlersek: Bu hâl kavga gürültüyle de geçiştirilemez!..

