Sosyal güvenlik sistemimiz alarm veriyor. Emekliden çalışana kadar herkesin dilinde tek bir cümle var: “Sosyal Yardıma Dayalı Yama İstemiyoruz, SGK Sistemine Köklü Çözümler Bekliyoruz!”
Bugün gelinen noktada emekli maaşları hayatın kıyısında kalırken, emeklilik sisteminin işleyişi adaletsizlik üreten bir fabrikaya dönüşmüş durumda. SGK Emeklilik Sistemine neşter atılması beklenirken, hâlen kamuoyuna yansıyan sosyal yardımlarla palyatif çözümler arayışına emekliler büyük tepki göstermektedir.
Bu hafta içinde “EMEKLİLİKTE SİSTEM KRİZİ: YAMA TUTMAYAN DENGELER VE BEKLENEN REFORM” ile “EMEKLİLİKTE "KÖK"TEN ÇÖZÜM: MAAŞ DEĞİL, İHTİYAÇ DÖNEMİ BAŞLIYOR!” başlıkları altında gazetemizde başlattığımız emeklilik reformu yazı dizisine devam ediyoruz
SİSTEMİN DENGESİ NEDEN BOZULDU?
Sorun sadece para değil, sistemin ruhu zedelenmiş vaziyette.
- Emekli mutsuz: Maaşı yetmiyor, adaletsizlik can yakıyor.
- Çalışan kaygılı: Aynı yaştakiler arasında uçurumlar var.
- Prim ödeyen pişman: “Çok çalışan, yüksek prim ödeyen cezalandırılıyor” algısı hâkim.
SOSYAL YARDIM BAŞKA, EMEKLİ MAAŞI BAŞKA!
Hükûmetin yıllardır uyguladığı "Hazine desteği" modeli artık tıkandı. 2019’da 800 bin kişiyi kapsayan destekler, bugün 5 milyon kişiye ulaştı. Ancak bu durum ne hükûmeti memnun etti ne de emekliyi.
Tablo çok net: 3.600 gün prim ödeyenle, 9.000 gün prim ödeyen Bağ-Kur’lu aynı maaşta eşitlendi.
- Soru şu: O zaman neden 9.000 gün prim ödedik?
- Sistem, "Az prim öde, devlet tamamlasın" diyerek prim ödeme motivasyonunu yok ediyor.
2026 MODELİ: ÇÖZÜM MÜ, YENİ BİR KRİZ Mİ?
Kulislerde konuşulan yeni model, "maaş odaklı" sistemden "gelir ve ihtiyaç odaklı" sisteme geçişi öngörüyor. Yani devlet artık "Maaşın ne kadar?" diye değil, "Hane gelirin hayat sınırının altında mı?" diye soracak.
Emeklinin tepkisi sert: "Biz sosyal yardım istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin güncel karşılığını istiyoruz!"
Sosyal Sigorta tekniğine dayanan SGK emekli maaşı bir sosyal yardım değildir; bir haktır, bir alın teridir. Sosyal yardımı SGK sistemine karıştırmak, sistemin kimyasını bozuyor.
EMEKLİNİN CEVAP BEKLEYEN 7 SORUSU
Milyonlarca emekli, gazetemize ve sosyal medya hesaplarımıza gönderdikleri iletilerde özellikle şu soruları haykırıyor:
- İntibak Yasası Nerede? Aynı primle farklı yıllarda emekli olanlar arasındaki uçurum ne zaman kapanacak?
- Kök Maaş Çıkmazı: Yüzdelik zamlar neden hep 'sıfır zam' tehlikesi oluşturuyor?
- Memur Sözü Ne Oldu? Memura verilen seyyanen zam emekliye neden yansıtılmadı?
- Aylık Bağlanma Oranları (ABO): Neden çok çalıştıkça daha az maaş alıyoruz?
- Sağlık Kesintileri: Yıllarca sağlık primi ödeyen emekli, hastanede neden hâlâ fark ücreti ödüyor?
- Motivasyon Kaybı: Az primle çok primin eşitlenmesi sistemi çökertmiyor mu?
- Emeklilik Sadece Karın Doyurmak mı? Sosyal hayat, tatil ve ulaşım neden birer lüks gibi sunuluyor?
REFORMUN ROTASI BELLİDİR
Emeklilik sistemi bir "geçindirme" meselesi değil, bir "hak teslimi" mekanizması olmalıdır. Sistemin "ne kadar çok çalışırsan o kadar az maaş alırsın" mantığından derhal kurtarılması şarttır.
HASILIKELAM: Emekli ve Çalışanların Başmüfettişi olarak diyorum ki: Sosyal güvenlik sistemimizin sosyal yardım kuruluşuna çevrilmesi faydadan çok sadece emekliye değil hükûmete de çok zarar verecektir.
Emeklilerimizin cebine giren maaşın bir lütuf değil, ömründen verdiği yılların ve cebinden ödediği primlerin yasal karşılığı olduğu asla unutulmamalıdır.
Gerçek bir emeklilik reformu; sosyal yardımla değil ancak adil bir külfet-nimet (prim-maaş) dengesiyle olur!
Sosyal güvenlik sisteminde 28 yılını harcamış, komisyonlarda görev almış ve bu alanlarda en çok eser üretmiş bir uzman olarak emeklilerimizin gerçek beklentileri ile çözüm tavsiyelerimiz takip eden yazılarımızda devam edecektir.
Sosyal güvende kalın!..

