Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Erdoğan ve dış politikada Türkiye rüzgârı
0:00 0:00
1x
a- | +A

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu merkeze alarak bir değerlendirme yapmak isterim.

Eski dünya düzeni henüz bütünüyle çökmüş değil; can çekişiyor. Yeni dünya ise henüz tam anlamıyla kurulmuş sayılmaz. Tarihte kırılma anları, yeni dönemlere geçişin en güçlü hareket verici eşikleridir. Tarih bize hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle çok şey öğretir. Bu yüzden siyasi tarih okuması büyük önem taşır.

Neyi hedefledi, neleri başardı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilm-i siyaset konusunda son derece güçlü bir isimdir. Siyasi tecrübesinin yanı sıra, fıtratında bulunan analiz ve siyaset yapma kabiliyeti doğuştan gelen bir meziyettir. İnanan insanlar bilir ki, fıtrata verilen hiçbir kod boşuna değildir. Dolayısıyla Erdoğan’ın siyaset yapma becerisinde tecrübenin sağladığı avantaj kadar, nasip edilmiş zekâ ve analiz yeteneklerinin payı da inkâr edilemez.

Burada bir insanın hayatını, “dava” ve “mücadele” fikrine adamasını da göz ardı edemeyiz. Hayatı, ibadeti ve ölümü Allah ile birlikte anlamlandıranlar için dava, Allah rızası içindir. Elbette bugün kapitalist, para ve güç merkezli dünya düzeni için bu mefkûre anlayışı ciddi engel olarak görülmektedir. İçinde bulunduğumuz dünyanın birçok çirkin yönü de bu tespiti doğrular niteliktedir.

Erdoğan, tarihini seven, okuyan ve ondan ders çıkaran bir liderdir. Bu yönüyle yaklaşımının kimi açılardan Vladimir Putin ile benzerlikler taşıdığını söylemek mümkündür. Ancak Erdoğan’ın referansları daha çok 20. yüzyıl Avrupa’sındaki büyük devlet adamlarıdır. Nitekim vizyonu ve liderlik tarzı bakımından, Charles de Gaulle ve Winston Churchill gibi devlet adamlarıyla aynı çapta bir liderdir.
Öte yandan Erdoğan, ilkelerin aşındığı bir dünyada ilke inşasına kafa yoran nadir liderlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Onun Türkiye’nin uluslararası sistemdeki konumunu yeniden doğru bir yere oturtma hedefi bulunuyor. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafe katedildi. Elbette Türkiye içindeki tüm sorunların çözülmesini amaçlıyor ancak bazı alanlarda doğal sınırlar ve imkânsızlıklar da söz konusu oldu. Sorunlar olmaya devam ediyor.

Pek çok hedefe ulaştı...

Erdoğan, güçlü bir hayal gücüne dayanarak pek çok hedefe ulaşmayı başardı. Her hedef gerçekleşmedi, belki orta vadede gerçekleşmeyecek olanlar da var. Fakat hayal kurabilmek, bu hayali topluma kurdurabilmek ve ulaşılmak istenen hedefler için stratejiler geliştirmek, Türkiye’yi dış politikada “imkânsız” denileni yapabilen aktöre dönüştürdü. Bu dönüşümde, vizyoner hayal gücünün önemli payı vardır.

Bugün zaman zaman çıkmaza giren Avrupa Birliği dahi çözüm üretmek için Türkiye’nin yaklaşımlarına odaklanmak zorunda kalmaktadır. Ne var ki henüz Türkiye’yi açıkça kendisiyle eş değer bir aktör olarak görme noktasına gelmiş değildir. Oysa Türkiye’nin özellikle dış politikada ürettiği akıl, dünya çapında pek çok sorunun çözümüne imkân tanıyacak niteliktedir.

Türkiye, çıkmazlarla dolu dış politika zemininde çözüm üretmeyi artık bir beceri olmanın ötesine taşıyarak diplomasinin asli unsuru hâline getirmiştir. Bu durum, kurumsal kapasiteyle doğrudan bağlantılıdır. Millî İstihbarat Teşkilatı, Dışişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki kabiliyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın strateji üretmesine ve ufkun ötesini hedefleyen hamleleri gündeme almasına güçlü bir zemin sunmaktadır.

Siyasetin büyük çınarı...

Türkiye kadim bir çınardır.
Sadece Erdoğan gibi bir lider böyle kadim çınarın kıymetini layıkıyla idrak edebilir. Bu çınar, tarihin derinliklerinde de kök salmış, her dönemde varlığını hissettirmiştir. Bugünkü Türkiye, kadim aklın ve köklü medeniyetin temsilcisidir. Uzun yıllar bu hakikat toplumdan âdeta gizlendi, Türkiye yok sayıldı. Şimdi ise tarihin derinliklerinden gelen bu medeniyet yeniden hak ettiği yere doğru taşınmaktadır. Erdoğan’ın en büyük başarılarından biri de budur.

Rüzgâr eser geçer. Kadim çınarın haşmetli sesi de kendini hatırlatmak için bu rüzgâra ihtiyaç duyar. Erdoğan, estirdiği bu rüzgârla Türkiye’nin kendini yeniden göstermesine, layık olduğu yere oturmasına imkân sağlamaktadır.

Rüzgâr esmelidir ki gerçekler görünür olsun. Erdoğan, dış politikada estirdiği rüzgârla kalıcı gelecek hamlelerinin zeminini oluşturmaktadır. Çınar gibi köklü ve asil duruşuyla Türkiye, siyasetin büyük çınarı Erdoğan öncülüğünde dünyayı farklı rüzgârlarla tanıştırma yolundadır.

Bahtı da yolu da açık olsun. Bu topraklarda fetihler bitmez, gazamız mübarek ola.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

ÖNE ÇIKANLAR