Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Eski ortaklar, yeni düşmanlar ve yeni ittifaklar.....
0:00 0:00
1x
a- | +A

Giderek çıkmazlarla dolu bir sürece tanıklık ediyoruz. Ancak bu ne ilk ne de son olacak. Dünya Hazreti Âdem'den beri bir imtihan alanı; hayır ile şerrin mücadele sahasıdır. Bu zeminde asıl belirleyici olan, “hangi taraftasın?” sorusuna verilen cevaptır.

İğrenç ve şeytanî Epstein skandalı bize nasıl bir dünyanın ipuçlarını verdi? Açılan -ve belki de henüz açılmamış- birçok karanlık dosya, küresel güç odaklarının arka planındaki ilişkileri görünür kılıyor. Bu yüzleşme aynı zamanda geçmişte yaşanan pek çok olay ve gelişmenin gerçek nedenlerini yeniden düşünmemiz gerektiğini de gösteriyor.

Eski dünya düzeni kurulurken de benzer hesaplar devredeydi. Çöken devletleri yeniden ve daha dikkatli analiz etmek zorundayız. Özellikle Osmanlının çöküş süreci; kurulan oyunlar ve iç dinamikler çerçevesinde, millî kaynaklara dayanılarak yeniden okunmalı, yazılmalı ve öğretilmelidir.
Yeni dünya henüz kurulmadı; eski dünya ise can çekişiyor. Bu sert ve çoğu zaman kanlı sürecin boyutlarını kavrayabilmek için aktörlerin niyetlerini ve stratejilerini doğru okumak gerekiyor.

Yeni düzen kimlerle ve hangi güç merkezleriyle şekilleniyor? Görünen ve görünmeyen aktörler kimler? Bu sorular geçmişte çoğu zaman “komplo” denilerek küçümsendi. Kimi zaman cehaletten, kimi zaman da bilinçli basitleştirme çabasından dolayı bu başlıklar geçiştirildi.

Bugün ise birçok şey daha görünür hâle geliyor. Bu nedenle Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını yeniden okumak durumundayız. Ancak bunu, yalnızca galiplerin yazdığı metinlerle sınırlı kalmadan yapmak gerekir.

Eski dünyanın hegemonları arasındaki gerilim

Eski dünya düzeni kurulurken başat aktörlerden biri İngiltere’ydi. Sessiz ama yönlendirici bir rol üstlendi. ABD’yi küresel başaktör konumuna taşıyan süreçte etkili oldu. Bugün ise küresel dengelerde Çin’e dönük yeni hesaplar yaptığı yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor.

Taraflar ve ittifaklar değişiyor

ABD ile Rusya’nın belirli alanlarda uzlaşabileceğine dair daha önce birçok değerlendirme yapıldı. Çünkü her iki tarafın da güvenlik kaygıları ve çatışma gerekçeleri bazı noktalarda benzerlik gösteriyor.

Bu tabloda etkili lobi ve güç ağlarının hangi safta durduğu sorusu da önemini koruyor. Açık düşmanlık çoğu zaman daha nettir; kiminle ve hangi güçle karşı karşıya olduğunuzu bilirsiniz. Asıl zor olan, görünmeyen etki alanları ve örtük nüfuz ilişkileridir. Büyük devletlerin iç yapılarındaki kırılganlıkların bir bölümü de buradan kaynaklanır.

Aynı durum yalnızca ABD için değil, Çin, Rusya, Hindistan ve diğer büyük aktörler için de geçerlidir.

İngiltere’nin tarihsel olarak deniz yolları, ticaret hatları ve stratejik geçiş noktaları üzerindeki etkisi dikkate alındığında, ABD-İngiltere rekabetini de bu jeoekonomik hatlar üzerinden okumak daha anlamlıdır.

Eski dostlar, yeni rakipler!

Yeni dönem, yerleşik ezberleri bozuyor. Dün müttefik olan aktörlerin bugün sert rekabet içine girdiği bir tablo ortaya çıkıyor.

Avrupa Birliği kurulurken Almanya ile Fransa’nın yan yana gelip gelemeyeceği ciddi bir tartışma konusuydu. Küresel ekonomik yönelimler ve siyasi zorunluluklar, tarihsel rakipleri ortak zeminde buluşturabildiği gibi, yakın dostları da rakibe dönüştürebiliyor.

Rusya-Ukrayna savaşını da tek yönlü kaynaklara bağlı kalmadan, çok boyutlu biçimde incelemek gerekir. Ortak tarihî ve kültürel köklere sahip toplumların nasıl karşı karşıya geldiğini anlamak, geleceğe dair dersler çıkarabilmek açısından önemlidir.

Dünya ve yeni ittifak arayışları

Yine dün düşman olanların yarın ortaklık kurabileceği bir döneme giriyoruz. Katı ideolojik kalıplar giderek işlev kaybediyor. Yeni dönem, daha üretken senaryolara alan açıyor.

Bununla birlikte millî ve manevi değerleri korumak her zamankinden daha kritik. Değerler sistemine yönelik aşındırıcı etkilerin arttığı görülüyor. Oysa çoğu zaman basit görülen bu unsurlar, toplumları ve devletleri ayakta tutan temel dayanaklardır.

Küresel projelerin önemli bir bölümü, bu değerlerden uzaklaşma varsayımı üzerine kuruluyor. Çünkü köksüz yapıları yönlendirmek daha kolaydır.

Yeni dönemde belirleyici olacak temel ölçütlerden biri, değerler sistemine sahip çıkabilme iradesidir. İttifakların yönünü de büyük ölçüde bu zemin belirleyecektir.

Dünya kalıcı bir yurt değil, bir geçiş menzilidir.
Devletlerin kaderi de insanın kaderine benzer.
Mülkün sahibini unutmadan yola çıkanlar, hiç kuşkusuz zafere ulaşır.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

ÖNE ÇIKANLAR