Rusya’nın dış ilişkilerindeki en önemli akil isimlerinden biri olarak görülen Sergey Lavrov’la yaptığım röportajda güçlü çıkarımlar içeren mesajlar öne çıktı. Yazıma, Sayın Bakan’ın röportaj talebime olumlu cevap vermesinden duyduğum memnuniyeti ifade ederek başlamak isterim...
Rus dilinin söz ve zihin oyunlarına elverişli derinliği, siyasi analiz açısından geniş bir yorum alanı açıyor. Lavrov da entelektüel ve diplomatik geçmişinin sağladığı güçlü muhakeme kapasitesiyle bilinen bir isim. Sert cevapları ve zaman zaman azarlayıcı üslubuyla tanınsa da, söyleşi sırasında kullandığı ifadeler ve bazı görüşlerine “özür dilerim” diyerek yumuşak giriş yapması, diplomatik nezakete verdiği önemi de açık biçimde gösterdi. Sert diliyle bilinen Lavrov’un, kime karşı nasıl bir üslup kullanacağını bilinçli biçimde seçtiği net biçimde hissediliyordu...
Ukrayna mesajları
Lavrov röportajda, Ukrayna konusunda geri adım atmayacaklarını açık biçimde teyit etti. Sürecin arka planını ve başlangıç nedenlerini kendi perspektiflerinden detaylandırırken, yalnızca sonuca odaklananların meselenin kök nedenlerini göz ardı ettiğini vurguladı.
“NATO’nun Rusya’ya yönelik hedeflerini uzun yıllardır biliyoruz” ifadesiyle, Ukrayna sürecinin Rusya’yı zayıflatma ve Sovyetler Birliği benzeri bir dağılma sonucuna sürükleme planının parçası olarak görüldüğünü dile getirdi. Lavrov’a göre Rusya, Ukrayna’daki “özel operasyon” ile kendi üzerine kurgulanan bu senaryoyu engelledi.
Zelenskiy değerlendirmesi
Lavrov’un yaklaşımına göre Ukrayna, Rusya ile hesaplaşan Batı’nın elindeki bir “piyon.” Açıklamalarında Rus devlet aklının ve Rus toplumunun psikolojik reflekslerinin izleri belirgindi. Avrupa ve ABD’ye yönelik değerlendirmeleri, tarihsel bir hesaplaşma perspektifi taşıyordu.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’yi ise belirleyici bir aktör olarak görmediğini açıkça ortaya koydu. Söylediklerini önemsemediğini gösteren bir tutum içindeydi. Ona göre mesele Zelenskiy değil. Daha büyük bir jeopolitik çerçeve söz konusu. Lavrov, Zelenskiy’nin “barışa hazırız” yönündeki açıklamalarını da inandırıcı bulmadıklarını belirtti. Çünkü Rusya’ya göre Zelenskiy bağımsız karar alabilen bir lider değil ve Ukrayna, Batı ittifakının yönlendirmesiyle hareket ediyor...
Suriye başlığı
Lavrov’un Suriye konusundaki mesajları da dikkat çekiciydi. Rusya’nın Suriye ile ilişkileri yeniden geliştirme niyetinde olduğunu vurguladı. İki ülke arasındaki tarihsel bağlara özellikle atıf yaptı ve Ahmed Şara liderliğindeki yeni süreci önemsediklerini, yeniden köprü kurmak istediklerini ifade etti.
Beşar Esad konusunda ise yaklaşımın tamamen “insani” çerçevede olduğunu söyledi. Esad’ın iadesinin gündemde olmadığını belirtirken, “Dikkat ederseniz Beşar Esad artık siyasetle meşgul olmuyor” ifadesini kullandı. Bu söz, Rusya’nın hem insani bir tutum sergilediği hem de Esad’ın aktif siyasetten uzak durmasına yönelik bir hassasiyet ortaya koyduğu izlenimi veren ifadelerdi.
ABD, enerji ve uluslararası sistem
Washington’un, enerji denklemi devreye girdiğinde uluslararası hukuku ikinci plana ittiği hatta yok saydığı yönünde net bir eleştiri getirdi.
Birleşmiş Milletler’in artık etkili bir küresel mekanizma olmaktan uzaklaştığını dile getiren Lavrov, çözüm adresi olarak Türkiye diplomasisini gösterdi ve BM’yi yeniden ayağa kaldırabilecek aktörlerden birinin Türk diplomasisi olduğunu özellikle vurguladı.
Rusya’nın Türkiye’ye bakışı
Lavrov’un Türkiye değerlendirmeleri, yalnızca kişisel kanaat değil, Rus devlet aklının yansıması niteliğindeydi. Türkiye’yi çok kutuplu dünya perspektifinin saygın ve önemli bir aktörü olarak konumlandırdı.
Türkiye’nin hem kendisine hem muhataplarına saygı duyan bir diplomasi geleneğine sahip olduğunu; misafirperver, esprili ve temas kurma becerisi yüksek diplomatik karakter taşıdığını vurguladı. Profesyonel kadroları, köklü devlet geleneği ve organizasyon kabiliyetiyle Türkiye’nin derinlikli siyaset üretme kapasitesi bulunduğunu ifade etti. Rusya’nın Türkiye ile ilişkileri önemsediğini ve bu ilişkileri kalıcı kazanımlara dönüştürme iradesi taşıdığını özellikle belirtti.

