Amerika İran’ı vuracak mı, vurmayacak mı? Vurursa nasıl bir vuruş olacak? Kısa süreli ve istenen sonucu getirecek bir vuruş mu? Yoksa İran’ı ve bütün Orta Doğu’yu uzun kaos ortamına sokacak bir vuruş mu?..
Hangisi olursa olsun, ister kısa süreli ve şok etkisi yapacak bir vuruş, isterse İran’ı ve bütün Orta Doğu’yu kaos ortamına sokacak uzun süreli bir savaş… Orta Doğu bölgesinin, hiçbirine tahammülü yok! Ama İsrail, ille de Amerika’ya İran’ı vurdurmak istiyor. Her türlü yayılmacı ve kirli meselesini ABD’ye gördüren İsrail ne pahasına olursa olsun, Washington Yönetimini bir kere daha büyük bir yükün altına sokmak istiyor… Hatta şu sıralarda, ABD ile İran arasında çeşitli zeminlerde devam etmekte olan müzakerelerden çok rahatsız. Sebebi de Trump’ın savaştan vazgeçip müzakere yoluyla bir sonuca varma ihtimali. Yani her hâlükârda İsrail Bölgede yeni bir savaş istiyor. Gazze’de soykırım felaketinin sona ermesi için az da olsa bir fırsat ufukta belirmişken, Suriye’de 14 yıllık iç savaş ve yıkımdan çarnaçar uzaklaşılmaya çalışılırken; Siyonist İsrail, Bölgenin bir başka yerden ama bu defa çok daha büyük çapta bir felakete kapı aralamasını istiyor… Haziran 2025’te ABD’yi İran’a saldırmaya zorlayan ve bunda da başarılı olan İsrail, o tarihte nükleer tesislere yeteri kadar zarar verilmediği gerekçesiyle, saldırıların devamında ısrar etmişti. Ama Trump Yönetimi operasyonu sonlandırmış ve hedeflerin tamamen tahrip edildiğini ilan etmişti. Aradan sadece altı aylık zaman geçti. Ne oldu da şimdi yeniden ve daha yıkıcı ölçekte bir saldırı ile tehdit ediliyor? Bunun gerekçesini kimse sormuyor, sorsa da cevabını alması mümkün değil. Zira bu mesele İsrail ve onun destekçisi Amerika’nın isteğine göre işleniyor… Korkunç askerî gücüyle aynı anda Asya’yı, Avrupa’yı, Afrika’yı her türlü tehdit ve baskıyla bunaltan Amerika, İsrail’in siyasi baskısı karşısında birdenbire edilgen ve uysal bir yapıya düşüyor. Kazara direnmeye çalışsalar, ABD Başkanlarının başına gelmedik şey kalmıyor. Hatırlayınız Bill Clinton’ı, Monica Lewinsky isimli Yahudi bir kadınla rezil rüsva ettiler!.. Clinton başkanlık koltuğunu bırakmadı, ama görülmemiş hakaret ve aşağılamalara da maruz kaldı.
Şimdi de Donald Trump benzer bir durumla karşı karşıya. Bu defa fuhuş ticareti ve çocuk istismarı dâhil, siyasi ve ekonomik nüfuz ticareti için akla hayale gelmedik korkunç bir tezgâh kuran, daha da ötesi, İsrail (Mossad) Ajanı olduğu anlaşılan Jeffrey Epstein isimli kişinin dosyalarından çıkan pislik etrafı götürüyor. Trump ne zaman İsrail’i ve Netanyahu’yu biraz olsun dizginlemeye çalışsa, hemen bu dosyaların kapağı açılıveriyor. Amerikan askerî ve ekonomik gücüyle dünyayı cendereye sokan Trump, bu şantaj karşısında birden siniveriyor! 2015 Haziran ayında, Obama döneminde; İran, P5+1 (Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, ABD, Almanya ve Avrupa Birliği) ile nükleer program konusunda ortak kapsamlı bir anlaşma imzaladı… İsrail hiçbir şekilde bu anlaşmayı kabullenmedi ve karşı çıktı. Trump ilk iktidar döneminde, Mayıs 2018’de tek taraflı olarak bu anlaşmadan çekildiklerini ilan etti. Hâlbuki, o günkü şartlar dâhilinde İran’ın nükleer silah yapmayacağına dair verdiği uluslararası güvenceler yeterli bulunmuştu. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da denetimler konusunda menfi bir görüş belirtmediği gibi, anlaşmanın devamı yönünde irade beyan etmişti… Ama netice öyle olmadı. Aradan geçen çalkantılı (ABD’nin yeniden yaptırım uygulaması vs.) yıllardan sonra, durum bugünkü ürkütücü noktaya geldi.
Şimdi Trump Yönetimi, İsrail’in tazyiki ile İran’ı köşeye sıkıştırıp dört tane şart dayatıyor… Nükleer programı tamamen durdur diyor. Balistik füze stoklarını azalt ve füzelerin menzilini de İsrail’e ulaşamayacak kadar kısalt! Bir de dünyanın başka bölgelerinde vekil güçleri kullanmaya son ver… Şimdilerde İsrail ve ABD medya organlarında yer alan haberlere göre, Tel Aviv; Beyaz Saray’ın İran’la YANLIŞ BİR ANLAŞMA YAPMAMASI için bastırıyor. Bu sebeple Siyonist İsrail, Trump’ın saldırı opsiyonunu geriye itip sert askerî müzakereye dönmesinden çok endişe duyduğunu belirtiyor. İşte bu yüzden İran’la yanlış bir anlaşma yapmaması için her koldan bastırıyor. Kongre, İsrail lobi teşkilatları ve tek tek nüfuzlu Siyonistler dâhil herkes âdeta seferber olmuş durumda. Anlayacağınız mutlaka İran’ın vurulmasını istiyorlar…
Yapılan büyük askerî yığınağa bakılırsa, bu saatten sonra ABD’nin İran’ı vurması kaçınılmaz görünüyor. Yine de her şey bitmiş değil… Türkiye, Mısır ve Katar, ABD ile İran arasında müzakere zeminini devam ettirmek için yoğun diplomatik temaslar yürütüyor. Zaman zaman gerilim azalır gibi olsa da her iki taraftan gelen sert ve keskin salvolar olumlu havayı çabucak bozuyor. Taraflar arasında, Türkiye’de yeni bir görüşme olma ihtimali üzerinde duruluyor. Şayet Trump bahse konu Epstein Dosyası şantajından başını alıp direnebilirse, Orta Doğu yeni ve çok büyük bir yangından şimdilik kıl payı kurtulabilir. Velakin mevcut görünüm hiç de iyimser olmamıza mahal bırakmıyor. 46 yıllık Humeyni Rejimi, şayet kesin bir yıkım durumuyla yüz yüze gelecek olursa, benden sonra tufan deyip, bütün bir bölgeyi ateşe atabilir. İran’ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması dahi tek başına dünya enerji piyasaları için felaket olur. Zira günlük olarak Hürmüz Boğazı'ndan dünya piyasalarına akan petrol genel tüketimin dörtte biri oranında. Başta Körfez ülkeleri olmak üzere bütün Orta Doğu ve Uzak Asya’nın; Çin, Japonya Güney Kore, topyekûn etkilenmesi kaçınılmaz… Yani dünya bu kaosu kaldıramaz.

