Türkiye, ABD ve bazı devletlerin araya girmesiyle 10 Ekim 2025’te Filistin; Hamas ile İsrail arasında ateşkes andlaşması yapıldı. Bu andlaşmaya göre Hamas, silah bırakacak, İsrail de artık öldürmeyecekti. Ayrıca; İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan günde 6 yüz insanî yardım tırının girmesine engel olmayacaktı…
Filistin Millî Kuvvetleri olan Hamas, andlaşma şartlarına aynen riayet etti. İsrail ise ayak sürüdü, hiçbir şarta riayet etmedi. Sivil katliamına, binaları yıkmaya, bebek ve çocukları aç ve soğukta kalmaya zorlayarak öldürmeye devam etti.
Bu sonuçta andlaşmanın noksanlığının da büyük payı vardır. Mevzubahis Barış Andlaşması, Hamas’ı silah bırakmaya zorluyorsa İsrail de buna zorlanmalıydı. Savaşan taraflardan birinin elinden silahını alıp diğerine dokunmamak bir tarafı diğerine teslim etmek olur… Bu teze "fakat İsrail devlet!" diyen çıkacaktır. Filistin de devlet! Lakin gadre uğramış, talihsiz bir devlet!
Gelinen günde İsrail bile öldürdüğü Gazzeli sayısını saklamıyor. 72 bine yakın insanı katlettiğini itiraf ediyor. Gerçek sayı elbette daha fazla. Enkazların altında kaç ölü olduğu henüz belli değil. Ekim 2023’ten bu tarafa ölü sayısının ortalama olarak 100 bin olduğu söylenebilir. Bir bu kadar da yaralı vardır.
Türkiye başta olmak üzere Filistin’e dost devletlerin ve dünya halklarının baskıları ve Washington’un da bu yöndeki ısrarları neticesi İsrail, bir-iki gündür Refah Sınır Kapısı’nın açılmasına rıza gösterir gibi olsa da yine her türlü zorluğu çıkarmakta…
Hikâyenin şu tarafı gözden kaçmamalı:
Ateşkes yapıldığı, İsrail bildiğini okumaya devam ettiği, bebek ve çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan soğuktan… öldüğü o kargaşa ve keyfîlik ortamında Trump’ın emrivakisiyle bir Gazze Barış Kurulu teşkili gündeme geldi:
Donald Trump, kendisini bu Barış Kurulu’nun Kurucu Başkanı ilân etti. Türkiye dâhil bazı ülkelerin Devlet Başkanlarına da Kurucu Başkan Yardımcılığı teklifini götürdü. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, BM şartları dışına çıkıldığına inandığından teklifi geri çevirdi.
Trump kurgusuna göre ikili bir yapılanma söz konusu:
Başkanlık ve İcra Kurulu.
İcra Kurulu Başkanı eski bir Filistinli Bakan Yardımcısı Ali Şaath olacaktır. Trump, Türkiye başta olmak üzere bazı devletlerin Dışişleri Bakanlarının da icra kurulunda yer almalarını arzu etmektedir.
Vaziyet şöyle şekilleniyor:
Gazze’de adı konmadık bir idare kurulmakta. Donald Trump, bu idarede devlet reisi, teklif götürdüğü devletlerin başkanları da yardımcı olmaktalar.
İcra Kurulu ise fiilen yürütme organı yâni Hükûmet olmaktadır. Hükûmette teklif götürülen ülkelerin Dışişleri Bakanları, istihbaratçıları vs. yer alacaklar.
Bu çalışmaya şöyle de bakılabilir:
ABD Başkanı Trump, ülkesinde Başkan olduğu gibi Gazze’de de Başkan olmaktadır. Diğer Başkanlar ise memleketlerinde Başkan, Gazze’de Kurucu Başkan Yardımcısı olacaklar. Dışişleri Bakanları ise ülkelerindeki ünvanla birlikte Gazze’deki Barış Kurulunda sadece Bakan olmaktalar. Resmen böyle bir tasnif olmasa da manzara böyle…
Donald Trump’ın 2023 sonlarında yaptığı açıklama hatırlardadır. Halkı, yâni 2 buçuk milyon insanı Sina, Afrika ve Endonezya gibi yerlere göndereceğini ve Gazze’yi Rio benzeri bir sayfiye ve eğlence şehri yapacağını söylemişti.
Bu fikri terk ettiği söylenemez:
Daha iki-üç hafta evvel Soykırımcı İsrail, Somalili ayrılıkçıların elindeki Somaliland’ı devlet olarak tanıyarak Gazze nüfusunu buraya sürme teşebbüsünde bulunmuştu…
Biz Türklerin devlet hayatımızda acı tebessüm sebebi bir tarafımız vardır. Cephede arslanlar gibi dövüşürüz. Günü gelip de sulh ve müzakere masası kurulunca haklı olduğumuz, üstelik galip de olduğumuz hâlde ne yazık ki kaybeden yahut hakkımızı layıkıyla alamayan taraf oluruz.
Buna sebep olarak, o dönemlerde diplomaside bu kadar güçlü olmadığımız gösterilebilir. Bu hatırlatmaya yanlış denemese de sebep, büsbütün bu değildir.
Onun için Ankara, asla ve asla mevzubahis kurgudaki hesabîliği gözden kaçırmamalı. Eğer maksat, Gazze’yi kurtarmaksa mülkün sahibi nerede? Gazze netice itibarıyla Filistin’in bir şehridir. Filistin’i 157 devlet tanımaktadır. 157 devletin tanıdığı bir devleti Gözlemci Üyeliğe mahkûm etmekse bir BM ayıbıdır. Filistin’in Devlet Başkanı, Başbakanı, Bakanları var. Ama Gazze Barış Kurulu tesis edilirken kimsenin görüşü alınmadı. Onlara haber de verilmedi. "Batı Şeria ile Gazze toprak bütünlüğüne kavuşturulacak. Doğu Kudüs, Filistin’in başşehri olacak. İki eşit devlet yan yana yaşayacak!" sözü hiç edilmedi.
Okuduğumuz o ki türlü taktiklerle Gazze, ana gövdeden koparılmak isteniyor. Gazzeliler zaman içinde şuraya-buraya gönderilecek ve Filistin Gazzesiz, Gazze ahalisiz bırakılacak ve tapusu İsrail’e verilecektir!!!...
Kumarhane ve eğlence merkezi olmuş bir Gazze, şehîdlerin kemiklerini sızlatır.
Ankara, aman sakın ola ki böyle bir oyuna gelmemeli, pembe bir tuzağa düşmemeli.
Hariciyemizin şu gelişen olaya bir de bu senaryo ile bakmasını temenni ederiz.
Gazze’nin harcanmasına izin vermediğimiz gibi Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımızın yarın sıkıntılı bir duruma düşmemeleri için de yüksek basiret ve ferasetimiz eksik olmamalı…
Gazze, bizim millî dâvâmızdır.
İlk günden beri dediğimiz gibi Ankara’nın savunması Gazze’den geçer.
Şunu haber vermeliyiz:
Vatandaş, İspanya’yı takdir ediyor.

