Kaydet
a- | +A

22 Eylül günü Kanal 7''de yayınlanan İskele Sancak''taki fikir ve görüşler üzerine, size bir eserden bahsedeceğimi bildirmiştim.

Balkan Harbi''nden, 31 Mart vak''asından, Sultan Abdulhamid''in "hal"inden tutarak tarihimizin çok karışık ve hazin bir devrini ele alan bu eserin adı "Selanik''te Bir İsmail"dir.

1915-1917''lerde, Selânik''te görevli olduğu anlaşılan, Fransız zabiti Jean-Jose Frappa''nın yazıp 1917''de Paris''te yayımladığı "A Salonique Sous l''oeil Des Dieux!" adlı bu eser Musa Doğan Bey tarafından Türkçeleştirilmiştir.

Bu yazımda tarihimizin bir dönemini aydınlanmış bulacaksınız. Bu çekici eserin nitelikleri ile birlikte, o yılların, Türk, Dönme, Yunanlı, Yahudi ve Makedon çevrelerini de tanıyacaksınız. Yine bu romanda çeşitli ve karışık Balkan kavimleri ile (o zaman Osmanlı olan ülkeye) yerleşmeye başlayan ecnebileri (Fransız, İngiliz vs.) de gerçek gözlemler içinde okuyacaksınız.

Bu sebeple, Selânik''in 1850-1930 arasındaki Türk, Dönme, Yahudi, Bulgar nüfusuna ait din, ırk ve mezhep bilgilerini romanın sonuna ekliyoruz.

Türklük, Yahudilik, Yunanlılık, Makedonluk vs. ile ilgili çok önemli bir kitap karşısındayız. Ayrıca bu romanın dinî, tarihî, coğrafî çevresi hakkında gözlemlere ve gerçek olaylara dayalı bilgiler de bu eserde takdim edilmektedir.

A Salonique sous I''oeil des Dieux! adlı bu kitap 1913-1916 arası dönemi ele alıyor. O zaman bir Türk şehri olan Selânik''te bulunduğu anlaşılan bir Fransız subayı (genç yaşlarda bir teğmen veya yüzbaşı olabilir) tarafından hâtıralara ve müşahedelere malzeme olarak yazılmıştır.

Yazar, ön sözünde şunları söylemektedir:

Bu eserde çok tipik, çok değişik Makedonya''nın insanlarını ve diğer şeylerini elimden geldiğince aslına uygun olarak tasvir etmeye uğraştım.

Elinizdeki kitap antisemit (Yahudi aleyhtarı) bir eser değildir.

Bu kitap ne bir tezli eserdir, ne de bir kilit romandır.

Genç İsmail ile tatlı Ayşe''nin macerasını tamamiyle art niyetsiz sevgili okuyucularıma sunuyorum.

Halen Türkiye''de bilinmeyen, adı hiçbir yerde geçmeyen, Paris''te dahi yeni baskılarını görmediğim 1917''leri gözlemlerle anlatan ilgi çekici bir eserdir bu.

Tarihimizin Balkan Harbi dönemi gibi çok önemli bir safhası içinde bütün renkleriyle Selânik''i yansıtan dokümanlar dolu bir kitaptır. Şimdi yeniden okuduğumda son derece değerli ve faydalı bulduğum bu kitabın milletimize, önemli bir sanat, müşahede, hatıra eseri kazandırdığına inanıyorum.

Bu eserin yazıldığı tarih Jön Türk hareketinin bilgisizlik, sorumsuzluk ve yabancı parmaklarıyla Makedonya ve tekmil Rumeli''yi parça parça elden kaçırdığı günlere rastlar.

1909''lardan itibaren Sultan Abdülhamid türlü entrikalarla tahttan indirilmiş, ittihatçılar dirayetsiz yönetimleriyle ülkeyi çığrından çıkarmıştır. O tarihlerde Fransız, İngiliz ve Yunanlılar, Selanik ve Makedonya''da başıboş sömürge düzeni kurmuşlardı.

Bu eser ilk okunuşta kolayca anlaşılacak ve sevilecek kadar rahat bir roman tekniği ile yazılmıştır. Eser sahibinin genç bir Fransız subayı olması ve her halde resmi bir görevde bulunması, onun birkaç yıl içinde bütün insanları inançları ve entrikalar ile Selânik ve çevresini tanıması sonucunu doğurmuştur. Genç adam, bu şehrin ve Makedonya''nın yerli ahalisi olan Türkler, Yunanlılar, Yahudiler, Dönmeler, Bulgarlar vs. den başka... Balkan savaşları dolayısiyle (Büyük kozmopolit bir şehir haline gelen) Selânik''i dahi dünyaya tanıtmaktadır.

Hatta romanda anlattığı vakalardan ve kahramanlardan anlaşılacağı üzere Selanik''in zevk, sefahat, eğlence ve ticaret çevrelerini renklendirmektedir.

Roman özet olarak, babasının kim olduğunu bilmeden bir Türk hamal Muhammed Osman tarafından büyütülen İsmail adındaki bir çocuğun hayat ve maceralarını anlatır. Çocuk Türk müdür, Dönme midir, Yahudi veya Yunanlı mıdır? Bunları asla bilmemekte ama, asıl kimliğini çok merak ederek harkese ısrarla sormaktadır. Onu yetiştirmekte olan Muhammed Osman fakir, namuslu bir Türk''tür. Ayrıca onu iyi müslüman olarak yetiştirmeye çalışan bir mahalle imamı Muhammed Ali vardır.

Fakat hayata boyacılıkla başlayan İsmail, Türkler''in karakter ve hayatlarına pek uymayan eğilimler göstermektedir. Delikanlı yaşına gelince tanışıp sevişmeye başladığı Ayşe ve onun ablası Leylâ aracılığı ile bazı patronların çevrelerine girip uzun zaman alışveriş, oyun ve hilelerini öğrenir. Zamanla her çeşit kirli işlere bulaşarak zengin olan bu İsmail, sonradan Selânik''in yine vurgunculuk yolu tutan ünlü patronları ve hahamları vasıtası ile Türk değil, Dönme de değil, ancak Yahudi olduğunu öğrenir. Ayrıca bunlar Ayşe''nin güzelliğini de araya koyarak İsmail''e Yahudiliği benimsediği takdirde zengin olabileceğini telkin eder.

Sonunda haham Levy''nin telkinleri ile Yahudiliğe döner ve adı İsmail iken İsrail''e çevrilir.

Eşi Ayşe''yi ve baldızı Leylâ''yı dahi çok para kazanmak için herkese ve ecnebi subaylara da peşkeş çekecek kadar düşük ahlâklı olan İsrail, sonunda bir gece artık çok zenginleşen evine dönerken kendisini "baba gibi büyüten Muhammed Osman''a (gece sokakta dilenirken) rastlar."

Bu romanda Fransız zabiti JEAN JOSE FRAPPA Selanik ve Selanik''teki halklar üzerine bazı önemli noktalara da dikkat çekmektedir. Bunların birkaçı şunlardır:

- Selanik''te Türk kabristanları asla süslü mezarlarla dolu değildir. Şatafatlı Yunan, Rum, Musevi kabirlerinin zıttına bu mezarlar yazara göre insana huzur vermektedir. Yazar buralarda yatan ölülerin de gösterişsiz, külfetsiz, sakin ve dolayısiyle daha mutlu olduğunu düşünmektedir.

- Muhammed Osman İsmail''in Yahudi mi, Türk mü, Dönme mi olduğuna dair bilgi vermiyor, onu Osmanlı hoşgörüsü ile evlâdı gibi büyütüyor.

- Yazarın gözlemlerine bakarsak Yahudiler ve Dönmeler bozuk huylu olmalarından ziyade memnun olmadıkları ve aldatmak istedikleri Osmanlı memurlarına karşı bilerek "Takıyye" yani entrika yapmaktadırlar, kendilerini sömürdüğünü sandıkları Osmanlı devletine karşı hile ve düzen kurmaktadırlar.

Not: Bu eser 0212 526 16 15 nolu telefon ve 513 77 49 nolu fakstan istenebilir. Adres: Divan Yolu Cad. No: 14 Sultanahmet/İstanbul