Yirmi sekiz Temmuz günü Diyanet İşleri Başkanlığı''mızın başardığı "DÖRDÜNCÜ AVRASYA İSLAM ŞURASI" toplantılarının gurur verici çalışmalarına katılmış olarak dönerken, sevgili hocamız ABDÜLKADİR KARAHAN''ın vefatı haberini okudum.
Onun için Bosna''da bütün Balkan ve Asya, Müslüman din adamlarının katılıp da İslâmi gayretlerine yeniden hız vermelerine vesile olan bu "İslâm Şûrası''nda, değerli başkan MEHMET NURİ YILMAZ''ın, Bosna Şeyhülislamı''nın ve Diyanet Teşkilatı Mensuplarının başarılarını anlamadan önce, aziz hocam Karahan''ın vefatı ile duyduğum hasret acısını bugün ön safa alıyorum.
Karahan Hoca''mız, uzun zaman yaptığı Prof''luk ve ona bağlı görevlerde, bir "Pîr-i müstesna" "Bir Şeyh-ül yegâne" idi. Rahmetli Fuat Köprülü, İsmail Hikmet Ertalan, Ali Nihat Tarlan hocalarımızdan sonra, eşsiz Divan Edebiyatımızın muhafızlığı yıllar boyu, onun muhafızlığında barındı.
Kaldı ki Diyanet İşleri Başkanı''mızın nazik davetleri ile Bosna''ya giderken Karahan''ın sayın eşi ve meslektaşımız olan kızından, Çapa Hastahanesindeki durumunu sormuş ve yazık ki ümit verici bir cevap alamamıştım. İçim meraktaydı. O kadar ki garip bir hissikablelvuku''yu nakledeyim size:
Herhalde, iki gün önce Bosna''da bir öğlen namazı duasında onun güzel adını "Merhum Karahan" diye anmıştım.
Karahan''ı bilgin Prof olarak, ne kadar övsek, arasak azdır. Türkiye''deki bozuk eğitim düzeni dolayısıyla, ne yazık ki unutulmaya yüz tutan Fuzulî''ler, Nedim''ler, Baki''ler, Nef''iler, kâinatının, tesellimiz o üstün edebiyatımızın, İskender Pala''lar, Muhammed Nur Doğan''lar, Şeyma Güngör''ler ve onlar gibi eski edebiyatımızı okutan bugünkü Divan Edebiyatı hocaları tarafından yaşatıldığını görüp sevinmektir.
Karahan, 1947''de ben İstanbul Edebiyat Fakültesi, Türkoloji bölümünde okurken, genç ve büyük pâyelere niyetli bir asistan olarak, Ali Nihat Tarlan''ın Divan Edebiyatı Kürsüsü''ne geldi, "Fuzulî" kitabının yaptığı büyük şöhret dolayısiyle adını önceden biliyorduk. İlgi çekmeyi çok seven, çok çalışkan ve insanlarla mücadele gibi dostluğu da samimiyetle seven bir Karahan''dı. Demek elli yıldan beri sürdürmüşüz bu yakınlığı birbirimize hiç kızmadan, Türkiye ve Avrupa''da nice konferanslara katılmışız, sütun arkadaşlığı yapmışız, kitaplarından feyz almaya devam etmişiz.
Urfa''yı birlikte ziyaretimizde, tatlı sohbetler içre Urfa şehrimize kazandırdığı çok zengin kütüphaneyi gezmişiz. Bütün ülkeye, edebiyatımıza ve dünya Türkoloji âlemine kazandırdığı çalışmaların zevkini, bu kütüphanenin açılışında seyretmişiz ve temiz ruhunun heyacanını görmüşüz. Doğum yurdu Siverek''te onun bize verdirdiği ziyafette onun vatansever dost hali kadar "Ağa" ruhu da asla aklımızdan çıkmaz.
29 Temmuz Cumartesi, sevgili Mehmet Nuri Yardım''ın gazetemizde yayımlanan: "Bilim Dünyasının ve Klasik Türk Edebiyatı''nın son yıldızı Karahan Hoca''yı kaybettik" adlı kıymetli makalesini, lütfen dikkatle okuyunuz. O yazıda Karahan, ciddi rakamların insanı hayran eden şahitliğiyle anlatılmıştır. Bundan sonrası, gençlerimizin Fuzulî''yi en baş yetkiyle anlatan Karahan''ın "Türk Edebiyatında Kırk Hadis, Osmanlı Devleti Tarihi (Hammer''i özetleyerek ve bazı düzeltmeler yaparak) ayrıca İkbal''le ilgili kitap ve makalelerini okuyarak fikir ve sanat zenginliğine ulaşmalarını görmek ümidiyle olacaktır.

