Sayısı yüzleri çok geçen Filistinli kurbanlar faciası maalesef bütün İslamı içine alan bir kanlı savaşa doğru gidiyor. "Temsilciler"in dar kafalı bağnazlıkları bir yandan hayırlı olmaya başlamıştır. Çünkü Amerika''nın İslam''a üvey evlat gibi bakan tutumlarından TC az çok arınmaya başlıyor.
Sonunda İsrail''in ve Ermenistan''ın şiddet, ırkçılık ve Ortadoğu hâkimiyeti saldırganlıkları durdurulur ve Amerikan siyaseti de sağduyuya dönerse, bundan dünya barışı kazanacaktır. Ama İsrail, dünya insanlığının beşte birini mahveden Hitler Nazizmi''nden ibret almamaya devam ederse olacaklar, daha şimdiden olmaya başlamıştır. Çünkü, lider diye yarım yamalak çetecilerin, Ortadoğu''yu kırıp geçirmelerine, ilânihaye izin verilemez.
İsrail saldırganlığın hiçbir işe yaramadığını artık görmelidir. Amerika ve büyük devletler de selim aklın icaplarını artık yapmalıdırlar.
Nitekim ezelî uydusu Türkiye dahi, Ermeni ve siyonist lobileri yüzünden uyanmaya başlamıştır. O sayede Filistin mazlûmlarına hiç değilse tebessüm etmeye başladık. Doğru yolu seçtik de sebepsiz komşu Irak düşmanlığındaki anlamsızlığı bıraktık. 10 yıldır aç ve çıplak tutulan komşu çocukları süt ve ekmekten mahrum bırakmak günahından vebalinden vazgeçmeye başladık.
Esasen Amerika kızsın kızmasın, "Ermeni" küstahlıkları sürsün sürmesin, Türkiye, komşuları ile dostluk ve muhabbete, artık gönülden başlamalıdır. Zira, bence, bizim Iraklı çocuklara ekmek-süt yardımı yapmamız, Filistinli gençlere çocuklara fatiha okumamız, ABD''ye karşı sadece bir uyarı jesti olmayıp doğrudan insanlık borcumuzdur.
* * *
Bu yazıya "Ağlamakla gülmek arasında" adını koydum. Çünkü öncelikle, Kudüs''te, babasının dizine sığınırken ağlaya ağlaya şehid edilen küçük çocuğu düşünmüştüm. İstanbul''da, sokağa terkedilmiş kimsesiz çocukların kendilerine yiyecek sağlanıp, yaşama imkânı verilip güler yüzle şarkı söylemeye başladığı zaman, Belediye Başkanımız Müfit Gürtuna''nın insanca gözyaşları döktüğünü görmüştüm.
Türkiye''de binlercesine rastladığımız bu sorumsuzluk bu bencillik bana "Acaba gülelim mi ağlayalım mı?" sorusunu ve "Güleriz ağlanacak halimize" mısraını hatırlattı. Ağlattı beni yüzbinlerce Müslüman zevk içinde yüzerken... Bu kadar çocukcağızın karınlarını doyuramayan halleri ne korkunçtur? Nihayet bunların hâline ağlayan bir üst yöneticinin (sayın Gürtuna) çıkması hepimizin adam olma şuurunu uyaracak ne güzel bir tembihtir.
* * *
Gerçekten işte, insanlığa barış, acıma Allah kullarının kaderine ağlama Peygamberi olarak gelen Hz. İsa, bu yıl üç bin yaşına basmıştır. Buna rağmen, yoktan mesele çıkaran Yahudiler Mescid-i Aksâ duvarına gölgelenen küçük Filistinliyi onun ağabeylerini, babalarını ve analarını niçin hâlâ insaniyetsizce, kin ve düşmanlıkla öldürürler? Elli yıldan beri Hitler''in yakıp boğazlayıp "sabun yaptığı"nı iddia ederek bizi ve dünyayı ağlatan Yahudi dostların bu savaş ve zulüm politikalarını şimdi anlamak mümkün mü?
Türkiye''nin doğusunda, ovalara vadilere sığmayan Türk-Müslüman katliamını, sonra, ikiyüzü aşkın diplomatımızın kanına doymayan Ermeniler''i bu kinleriyle anlamak mümkün müdür? Amerikalı, Fransız, Siyonist, Belçikalı politikacıların katil paraları, rüşvetleri, kin ve taassupları araya koyarak bizden daha ne istediklerini anlayabilecek vicdanlar hâlâ insanlar arasında nasıl barınıyor?
Miloşeviç denilen Hitler taklitçisi haydut, o kadar Müslüman''ı, Karadağlı''yı, Arnavut''u Boşnak''ı boğazlamaya doymadı da, nihayet kendi Sırp milletini katletmek üzere iken yakayı ele verdi. Ancak, herifin şeytan ırgadı vahşet görevinin sona erdiği hâlâ şüphelidir.
Bu terbiye, bu taassup bu dar kafalarla daha çok Miloşeviçler çıkar.. Sadece 3000''lerin başlangıcında "İsa ümmeti"nin marifetlerine bakın. Anlaşılıyor ki katil ruhlu din, ırk, devlet, millet lideri (!) serseriler. Allah''ın kahrı ile mahvedilmedikçe, hiçbir Müslüman, Hıristiyan, Musevi millet, canavarların şerrinden kurtulamayacaktır.

