Ahi Kültürü Araştırma Vakfı başkanı Galip Demir "Osmanlı Devletinin Kuruluşu ve Ahilik" adlı kitabında, Osmanlı devletinin Ahiliğin maddi ve manevi büyükleri tarafından kurulduğunu ileri sürüyor. Bu geniş çalışmada kitap için yapılmış bir "mülakat"ta sayın Galip Demir, Osmanlı Türklüğünü, İslam ve Türk gelenekleri ile kurarak, iş ve ticaret hayatında çağının zirvesine ulaştıran AHİLİK üzerinde şu öğretici bilgileri veriyor.
Türk kültürünün önemli bir yapıtaşı olan Ahiliği her yönüyle ele alan bir eser yazma gayretini gösterdik. Umarım faydalı olmuşuzdur. Ayrıca Osmanlı Devleti''nin kuruluşuyla ilgili, bilgi boşluğunu gidermek istedik. Kitapta da görüleceği gibi, Osmanlı''nın kuruluşunda Ahiler vardır. Osmanlı Beyliği''nin temelini atan ulular Kırşehir''de karar almışlardır. Burada bulunan Şeyh Edebali, bir Ahi Babasıdır. Ahi Evran, Ahiliğin kurucusudur. Hacı Bektaş-ı Veli maneviyat büyüğümüzdür. Mevlana Celaleddin-i Rumi gönül dünyamızın güneşidir. Osman Gazi ise bilindiği gibi Osmanlı Devleti''nin kurucusu ve ilk padişahıdır. Bu insanlar Osmanlı''nın temellerini atmışlardır. Ayrıca, Osmanlı Devleti kurulurken Anadolu''nun en ücra köşelerinde bile Ahi zaviyeleri bulunmaktadır. Osmanlı''nın temelinde Ahilik bulunduğu tarihi eserlerle anlaşılmaktadır. Anadolu''yu baştanbaşa dolaşan İbni Battuta ve Evliya Çelebi''ler diyor. İbni Battuta Anadolu''nun her köşesinde Ahi zaviyelerinin bulunduğunu ve bu zaviyelerde yörenin ileri gelen, sevilen, sayılan isimlerinin ev sahipliği yaptığını ifade etmektedir. Osmanlı Devleti kurulurken Anadolu''da etkin olan Bacıyan-ı Rum (Anadolu Kadınları Birliği), Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri Birliği) Abdalan-i Rum (Anadolu Dervişleri Birliği) ve Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri Birliği) kurumları vardır. Tarihçi Karl Frederich Kienitz, "Büyük Sancağın Gölgesinde" adlı eserinde, Selçuklu Devleti''nden Osmanlı Devleti''nin kuruluşuna kadarki süreçte Anadolu birliğinin sağlanmasında Ahilerin büyük rolü olduğunu kaydetmektedir. Keza Kurtuluş Savaşı''nda gösterilen şanlı direnişin temelinde de Ahilik kültürünün etkileri vardır. Kitaba 1996 yılında başladım. 366 adet yerli ve yabancı kaynağı taradım. Ahiliğin tarihi kökenleri kadar, günümüzdeki etkilerini de topluma bakışını da antropolog Prof. John Pierre ile birlikte değerlendirdik. Bu arada Batıda, Rönesans ile başlayan değişim rüzgarının Ahiliğin birçok ilkesini esas aldığını tespit etmiş bulunuyoruz. Bahsettiğiniz gibi ahilik, önce herkesin çalışmasını ve yeteneklerine uygun bir meslekte profesyonelleşmesini öngörmektedir. Başıboş gezen çalışmayan ve bir mesleği olmayan ya da işinde başarısız olan kişi Ahi olamaz. Burada, çıraklık-kalfalık ve ustalık aşamaları önemsenir ve ciddiyetle takip edilir. Şed Kuşatma Töreni, ustalığa geçiş töreninin adıdır. Şed Kuşatma Töreni, vakfımız tarafından her sene Ahilik Haftası Etkinlikleri çerçevesinde İstanbul AKM''de sahnelenmektedir. Mesleğini kötüye kullanan ya da kalitesiz mal üreten kimseler ağır biçimde cezalandırılır. Burada, bugün dilimize deyim olarak giren "papucu dama atma" işlemi devreye girmektedir. Kurallara uymayan esnafın işlerinin damına, yörenin Ahi Babası tarafından papuç atılır. Yüzsüz kişi, topluma böylece teşhir edilerek kınanmış olur. Bu cezalandırma sistemi günümüzün ağır para cezalarından çok daha etkilidir. Çünkü damına papuç atılan kişinin esnaflık istikbali tamamen sona erebilmektedir. Birincisi, Ahilik kurumları devletin kontrolünde olan ya da devlet eliyle tesis edilen yapılar değildir. Buna karşılık Ahilik, toplum hayatının düzenlenmesinde etkili ve yetkili bir kurum olma özelliğini taşıyor. İkincisi, toplumun tüm fertlerini içine almaktadır. Herkesin çalışma hayatında yeralmasını, çalışamayacak durumda olanların ise Ahilik fonundan yararlandırılmasını öngörmektedir. Ustaları çırak yetiştirmeye zorlamaktadır. Üçüncüsü ise, Ahilikte bilinçli insan yetiştirmeye özel bir önem verilmektedir. Ahiler, gündüzleri çalışır, geceleri ise, büyüklerden birinin kurduğu konuk evinde toplanıp ilim-irfan ve biraz da eğlence içeren sohbetlere katılırlar. Ahilikte, çalışmak, öğrenmek ve iyi insan olmak için çaba gösterilmiştir. Her insan değerlidir. İş, ahlâk ve bilgi birlikte düşünülmüştür. Ayrıca, bugüne kadar gelen birçok Türk gelenek ve göreneklerinin ahi kaynaklarında mevcut olduğu görülüyor. Düğün, bayram, nişan, taziye, hasta ziyareti, masifiri ağırlama şekli hep Ahi kaynaklarında detaylıca anlatılmıştır. Nitekim bu eserim Osmanlı İmparatorluğu''nun Kuruluşu" kitabının yazarı Gibbons''un, Osmanlı''nın ayrı bir millet olduğuna dair tezine cevap olarak yapılmıştır. İç Anadolu''da, özellikle Zara, Karakeçili, Söğüt ve Domaniç gibi eski yerleşim bölgelerinde insanlarla konuştuk. Gördük ki, 700 sene önceki gelenek ve görgü kurallarının birçoğu hâlâ buralarda diriliğini koruyor. Bu eserle birlikte Osmanlı''nın menşeine açıklık getirmiş ve Türk kültürüne böyle bir hizmeti ifa ettiğimizi düşünüyoruz. Geçen seneki Ahi kutlamalarında, "Deprem papucumuzu dama attı" kullandığımız ifadenin sebebi şudur: Marmara Depremi ile birlikte sağlıksız yapılaşmanın sonucunu onbinlerce can kaybıyla ve ağır ekonomik hasarla ödedik-ödemeye devam ediyoruz. Sebep: Kalitesiz ve eksik malzeme, bozuk işçilik, ahlâk, kültür ve sevgi yoksunluğu. Eğer bugün Ahiliği sözkonusu ilkeleriyle birlikte modernize ederek yaşama geçirebilseydik, Marmara Depremi''nde şüphesiz bu kadar ağır bir bedel ödeyemecektik. Ahilikte kalitesiz mal üreten esnafın damına papuç atılırdı. Çalışma hayatımızda yeterli denetimin olmayışı ya da caydırıcılık arzetmemesi yüzünden çürümüşlüğün başını alıp gittiğini herkes söylüyor. Eğer biz, malzeme çalan inşaatçının damına papuç atsaydık, bu kadar zayiat vermezdik. Ama biz bu kişilerin damına papuç atamayınca; deprem, bizim pabucumuzu dama attı. Bu gerçeği vurgulamak istedim. -Ahi Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfı olarak Ahiliğin günümüz çalışma hayatına aynen uygulanmasını mı istiyorsunuz? Bu soruya ise, Galip Demir şu cevabı veriyor. -Bire bir uygulanmasını değil, modernize edilerek günümüzün ihtiyaçlarıyla bağdaştırılarak gündeme gelmesini istiyoruz. Zaten çağımızın yükselen değerleri bunlar değil mi? Tüketici haklarının korunması önemli bir konu. Vakıf olarak, Ahi kültüründen aldığımız öğretiler ışığında önemli faaliyetlerde bulunuyoruz. Bunun için Tüketici Konseyi''nin kurulmasına ve Tüketici haklarının korunmasını öngören kanunun çıkmasına öncülük ettik. Bu alandaki çabalarımızı önümüzdeki günlerde de arttırarak sürdürmeyi düşünüyoruz. Kırşehir''in önemine gelince: Ahiliğin kurucusu Ahi Evran-ı Veli Kırşehir''e yerleşmiş ve burada faaliyet göstermiştir. Kırşehir o dönemde Anadolu Türklüğünün de önemli bir merkezidir. Burada o dönemde Cacabey ve Melik Gazi Külliyeleri gibi önemli ilim merkezleri vardır. Osmanlı Devleti''nin kuruluşu bile, bu ilimizde yapılan zirvede kararlaştırılmıştır. Ahilik Kırşehir''de doğup kök salmıştır. Ahi Evran''ın mezarı da halen bu ilimizde bulunmaktadır.

