Çırpındıkça battığımız korkunç deprem, otuzbeşinci felâket gününe vardığı halde yaralarından sanki hiç dinmeyecekmişcesine kan akıyor. Ummanlarla karalar ve havalar sanki birbirleriyle yarışıyormuşçasına tûfanlar, felâketler, âfetler zelzeleler yağdırıyor.
Kenan Akın dostumun kargaşalıktan bezmişçesine giderayak yazdığı üzre: "Ozon tabakası deliniyor, yanardağlar lâv püskürtüyor, depremler, kasırgalar, tayfunlar, birbirini takip ediyor."
İster kader ve yazgı, ister "insanın herşeye gücü yeter" diyen bir irade gururuyla bakın... Dünyanın manzarası işte bundan ibarettir. Karalarda birbirine bitişecek korkusu veren, milyar metre uzunlukta, değişecek yakınlıkta paralel Fay Hatları var. Kutuplarda buzullar eriyor. Okyanuslar''da yeniden yeniye Titanik faciaları başlıyor.
Amerika kıtası, tarihi boyunca nadir gördüğü, kasırgalardan "meded Allah" çekiyor. Fırtınadan bilmem kaçyüz tane ölü yayılmış ufuklara. Yıkılan uçurulan bina ve enkaz sayısı, neredeyse bizim bahtsız ve sahipsiz Marmara''nın acıları ile denk feryatlar çığlıklar içinde.
Hongkong''un iki yakasını birbirinden koparan Tayfun neredeyse dinozorlar ve devler çağının geri döndüğünü düşündürüyor.
Kutuplardan kopmuş ve bilginlerce 50 bin yaşında olduğu tahmin edilen bir Buzdağı, Arjantin''in doğusuna 500 kilometre hızla hücuma kalkmış. Antarktika''dan bölünmüş, 66 kilometre uzunluğunda ve (benzetmek olmasın) Kıbrıs Adamız genişliğinde bir buz kıt''ası düşünün üstümüze geliyor. Bu nereden kopup nereleri ezeceği bilinmeyen âfetin getirip götüreceği dehşet ve felâketi tahmin etmeye ilim de teknik de yetişmiyor.
Daha karnını bile doyuramamış fakir Arjantin başta olmak üzere dünyanın beş kıt''ası inanılmaz korkular geçirmesin de ne yapsın. Buz dağı 500 km. Asla görünmez de değil görünür felâket bu.
Ayrıca, insanlığın üstüne amansızca saldıran bu Buzdağı (Yüzen Ağrı Dağı) buzulların erimesi ile cihanın iklimini de değiştirecekmiş. Acı tarafını bırakalım da tatlı tarafından söyleyeyim:
Havalar da öylesine ısınacakmış ki. Erzurum''da, kahve, muz, Hindistancevizi ve aksine Suudi Arabistan çöllerinde yer elması ile turp yetişip ticareti yapılacakmış. Bu ısınmadan sonra petrol denilen nesneye de ihtiyaç çok azalacağı için Amerikalılar, İncirlik üssünde artık bostan yetiştireceklermiş. Iraklı bebelerin, süt ve mamalarına da ambargo koymaktan vazgeçeceklermiş yeni dünyalı dostlarımız. Belki de kimbilir Beyaz Ayı ticareti ile vururlar voliyi.
İşte böyle cancağızım! Lâkin, tam da 21''inci Milat asrı eşliğinde, çağdaş ve mürteci olmayan ve laikçi kafaları coşturacak ruh bilimsel doğa-tinsel bir yorumu içine sindirecek sağlam kafaları nasıl bulabiliriz?
Buzdağları, henüz okyanusları geçip Akdeniz havzasına inmeden ne olur Arjantin limanlarının kurtuluşunu anlatın bize.

