Kaydet
a- | +A

Doğu Türkistan dramını, bu soydaşlara karşı, Türklüğün en büyük (ağabey) devleti olarak, kavramaya imkan yok. Sevgili, ünlü, tarihi devletimizi ve bugünkü şerefli cumhuriyetimizi sömürgeler gibi beceriksiz ve zayıf tutmaya, düşmanımıza madalyalar vermeye hiçbir hakkımız yoktur. Bütün Turan ve Türk halklarının yanısıra, dünyanın şerefli ve hür insanları da, bizi bu tutumlarımızdan, törenlerimizden, zalime dalkavukluk etmemizden ötürü, asırlarca kınayacaklardır. Görülüyor ki, bu tutumları ile TC''yi yönetenlere söylenecek hiçbir dileğimiz, ricamız artık kalmamıştır. Şu halde, Türk mazlumlarının, hitap edeceği makamlar artık dünyanın "insan haklarına inanan" güçlü samimi çağdaş devletleri olmalıdır. İşte, bunu bizden önce düşünen, Almanya''daki mazlum dostlarımız, Doğu Türkistan''ın halini, Alman Başbakanı Sayın Schröder''e duyurmuşlardır ve Çin zulümlerinin bir kısmını, rapor halinde neşretmişlerdir. Bu önemli belgeyi, bugün ve yarın neşredeceğim.

Schröder''e mektup Merkezi Almanya/Duisburg''ta bulunan İnsan Onuru ve Hakları Örgütü Genel Başkanı Recep Karagöz, Çin seyahati öncesi Almanya Başbakanı Gerhard Schröder''e bir mektup göndererek Doğu Türkistan''daki insan hakları ihlallerine dikkat çekti: Sayın Başbakan 03.11.1999 tarihinden itiaren 3 gün süreli Çin Halk Cumhuriyeti seyahatiniz öncesinde insan haklarına ilişkin önemli bazı hususlara dikkatinizi çekmek istiyoruz. Halen Çin toprakları içinde 1.828.418 km2 yüzölçümü, yaklaşık 30 milyon nüfusuyla asimilasyon ve baskı altında yaşayan Doğu Türkistan müslümanlarının durumu artık bütün dünya kamuoyunca bilinmelidir. Dünyanın dört bir yanındaki insan hakları kuruluşlarının bütün raporlarında bu hususlar defalarca yer almasına rağmen Çin yönetiminin vurdumduymazlığı gittikçe artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünya devletlerinin bu bölgeye karşı ilgisizliği bu zulümleri arttırmaktadır. Almanya''nın bir dünya devleti olmasının sorumluluğu ve Almanya''da yaşayan milyonlarca insanın Doğu Türkistan halkıyla ortak inanç ve kültür birliğine sahip olması siz Almanya Başbakanı''na özel bir misyon yüklemektedir. Ekte sunmuş olduğumuz raporda yer alan hususlarda Çin yönetimi nezdinde gerekli girişimlerde bulunacağınız umuduyla halimizi arz ediyorum.

Doğu Türkistan''da İnsan Hakları İhlalleri 1.828.418 km2 yüzölçümü ile Asya''nın merkezinde yer alan ve yaklaşık 30 milyon Türk müslümanın yaşadığı Doğu Türkistan 1876 yılından beri Mançur ve Komünist gibi çeşitli isimler altındaki Çin işgali altında ezilegelmektedir. Çin''in Doğu Türkistan halkına yönelik uyguladığı baskı ve zulüm hemen hemen hayatın her alanında kendini hissettirecek boyuttadır. Sömürge yapılan bir millet için özgürlük ve insan hakları gibi konulardan bahsetmek anlamsız olmakla birlikte biz yine de Doğu Türkistan''da yaşanan akıl almaz insanlık dramından biraz bahsedeceğiz.

Dini Zulüm 1949''da Komünist rejimin Doğu Türkistan''a girmesiyle yeni bir terör ve baskı rejimi başlamıştır. Dini vecibelerin yerine getirilmesi yasaklanmış, ibadet yerleri, dini ve milli eğitim yapan okullar, medreseler kapatılmış, kutsal din kitapları yakılmış, ulema ve ileri gelenler tutuklanmış, çoğu da öldürülmüştür. Genel Vali Buhan Şehidi çoğu din adamlarından oluşan 120.000 kişinin idam edildiğini açıklamıştır. Mao''nun ölümünden sonra uygunanan "açık yumuşama" politikası Doğu Türkistan müslümanlarına bir ölçüde dini ve milli hoşgörü içinde yaşama imkanı vermiştir. Bu ortama inanan müslüman halkı 1980''li yıllarda, yıkılan camileri onarmaya, yakılan islami eserleri kurtarmaya çalışmıştır. Ancak bu hoşgörü dönemi kısa sürmüş, dini faaliyetler yeniden yasaklanmış, okullar, medreseler kapatılmış, hocalar talebeleri ile birlikte hapsedilmişlerdir. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi''nin "Şincag''ın İstikrarının Korunması" hakkındaki çok gizlilik dereceli 19.03.1996 tarihli kararında Din ve Eğitim ile ilgili maddeler şöyledir: "Dini faaliyetler mutlaka devletçe kontrol edilmelidir. Bütün özel dini eğitim kurumları kapatılmalıdır. ÇKP üyelerinin dini faaliyetlerle iştigal etmeleri yasaklanmalıdır. Halk, kesinlikle dini propagandalara karşı korunmalıdır. Bu faaliyetlere katılmayanlar derhal önlenmelidir."