Yarım asır boyunca milletin birliği ve devletin temel ilkeleriyle ilgili hükümler sulandırıldığı için bölücü iç ve dış merkezlere umut verildi. Böylece bölücüler Türk Devleti''ne savaş açma cesaret ve cüretini buldular. (Anayasa 3. maddesi "Türkiye devleti, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe''dir" diyor. Yani; "Dilin tekliği, milletin ve devletin değişmez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez" hükmü Anayasa''nın ve devletin temeli sayılmıştır.
Buna rağmen sayın Ahmet Necdet Sezer''in Anayasa Mahkemesinin 37. kuruluş yıldönümünde Türkçe''miz dışındaki mahalli ağız, şive ve dillere fırsat verebilecek şu beyanda bulunmuştur: "Düşünceyi açıklama özgürlüğüne getirilen diğer bir sınırlama da dil konusundadır. 26. maddenin o fıkrasında" Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz" denilmektedir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında belli bir dilin yasaklanabileceğine dair bir kural yoktur." Sayın Sezer''in salt hukuk ilkesi olarak söylediği bu sözler elbette doğrudur. Ama insan hakları sözleşmesindeki her maddeyi milli menfaatlere uymuyorsa kabul edemeyiz. Yine hiçbir devlet dayandığı temeller üzerinde oynanmasına izin veremez. Bu yapılırsa devlet içinde başka devletler ve milletler ortaya çıkar. Avrupa Birliği''nin baş mimarı olan Fransa bile devlet millet ve dilin tek olması lüzumunu kabul etmiştir. Böylece Fransızca dışındaki şive, ağız ve dillere eğitim ve basında yer verilmemiştir. Prof. Dr. İsmet Giritli (20 Mart 2000 Türkiye) şunları söylüyor: "Bilindiği üzere Türkiye gibi ''üniter'' bir devlet olan Fransa''da ''Fransızca'' devletin resmî dilidir. Bunun sonucu olarak eğitim ve radyo TV yayınları da tek dil (Fransızca) ile yapılır. Görev başındaki sosyalist hükûmet ise ''bölgesel ve azınlık dilleriyle ilgili'' 1992 tarihli Avrupa sözleşmesinin bazı maddelerini kabul edince Fransa''nın çeşitli bölgelerinde konuşulan Alsas, Bask, Breton, Katalan ve Korsika gibi yerel lehçe ve dillerin konuşulduğu bölgelerde eğitim ve basın konusu gündeme gelmiştir. Böylece Fransa''nın Anayasa Konseyi bu kararı Cumhuriyetin Bölünmezliği ve Kanun yönünde eşitlik prensiplerine aykırı olduğuna karar verdi. Yerel lehçelerin Fransa''da yürürlüğe sokulmasına sosyalist hükümetin İçişleri Bakanı Lean Pierrce Chevenemet''in de dahil olduğu birçok ünlü siyasi lider karşı çıktılar. 1992''de Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen "Dil Sözleşmesi"ni uygulamanın Fransa''nın ulusal birliğini bozacağını ve ülkeyi "Balkanlaştıracağını" ileri sürdüler. Yunan Dışişleri Bakanlığı Türkiye Masası''nda görevli Antonis Murtis özel bir kimse olup "Türkiye Nasıl Yugoslavya Olur" adlı bir kitabın yazarıdır. "Türkiye''de yerel şive ve dillere eğitim, basın yayın imkânı tanınmasıyla Türkiye, Yugoslavya haline gelir" sonucuna varmıştır. Sonuç: Türkiye''yi Balkanlaştırmak isteyenlerin paraleline düşmemek için ümit kaynağımız olan sayın Cumhurbaşkanımızın, bu konudaki görüşlerini yeniden açıklaması milletimizi bahtiyar edecektir.

