Kaydet
a- | +A

İnşallah ülkemizi huzur refah ve mutluluğa vardıracak günler, uzun ve zahmetli yıllardan sonra, halkımıza yeniden nasib olacaktır. Bunun hayırlı alâmetleri, taze Mayıs 2000''in daha ilk gününde görüldü.

Birinci belirti, 1970''lerden beri kasıtlı biçimde kışkırtılıp huzursuz kılınan işçilerimizin dünkü davranışlarıdır. Kendi iradeleriyle milletimize barış ve kardeşlik çiçekleri sunmuşlardır. Bugüne kadarki 1 Mayıs''ların kanlı kavgalı hatıralarını, bundan böyle temizlemek istiyor milletimiz. İş sahibi, işveren vatandaşlarımızdan da İslâmın ve çağın insaf terazili faziletlerini, namus ve dürüstlüklerini bekliyor.

İkinci belirti, günümüzün müjdesidir: Sayın Ahmet Necdet Sezer''in, TBMM''den beklediği oy sayısını da aşarak cuma günü Cumhurbaşkanlığı''nın kesinleşmiş olacağıdır.

Allah''ın lûtfu ile, kavgalar, hakaretler, milleti hiçe saymalar ve "28 Şubat''lar" artık bitecektir. Milletimizin adalete, çağdaş düzene demokrasiye ve hukuk devletine kavuşacağı ümidi bizi sarmaktadır. Milli kültür şahlanacak ayak politikaları, faşizm provaları adaleti kirleten dolaplar artık bitecektir. Bu kadar çok ümidi Ahmet Necder Sezer''e bağlamamız, yüce Allah''ın mazlum milletimizi daima sevip esirgeyeceğine olan imanımızdır.

Sayın Sezer''in "Milletimizce iyi tanınmadığına" dair lâflar söylendi. Belki öyledir. Ama, onun birtakım şarlatanlar gibi çok fazla tanınmaması da kendisinin ve miletimizin şansı sayılır. Zaten millî geleceğimiz, 21. asır devletimiz, hukuk, adalet çilemiz ile candan ilgilenenler onu iyi tanıyorlar. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk gibi Ahmet Necdet Sezer de erbabınca tanınıp seviliyor.

Hukuk, demokrasi gibi çağdaşlık ve medeniyet sevdamızın o iki bilgili ve onurlu Hakim''in görüş ve kanaatlerinin yürürlüğe konması ile düzeleceğine inanıyoruz.

Ben meselâ, Anayasa ve Yargıtay başkanlarımızın, Türk geleceğini hukukla düzeltecek nice beyanlarını, son bir yılda, belki yüzlerce defa övmüşümdür. Bunu görüp yazmayanlarla aramızdaki fark: Benim ayrıca gazeteci olarak çektiğim ıstıraptır.

Sözde devlet adamı geçinerek bahtımıza musallat olanların zorla koydurdukları gizli açık sansürden rahatsız olmuyor onlar. Şahsi çıkarlarını ilgilendirmediği için basın hürriyetinin kavramından bile haberdar değiller.

İşte 26 Nisan 2000 tarihli gazetemizdeki sütunumda çıkmış olan "Ahmet Necdet Sezer''i Gönderen Millî İrade", bu konudaki son yazımdır. 29 Nisan 1999''da yayımladığım "Anayasa Devrimi Dileklerim" adlı yazımda şunları söylemişim:

"28 Şubat Süreci" denilen bizi köleleştirme döneminde, yüce adalet, öylesine çığırından çıkarıldı ki büyük kederlere düştük. Böyle bir zilletten kurtulup korunmak için yürütmenin, yargının, devletlilerin ve basının seslerini çok aradık ama ne yazık ki bulamadık.

İşte Sayın Ahmet N. Sezer''in "Anayasa Mahkemesi Kuruluşu" töreninde yaptığı hak ve adalet uyarılarına, ben onun için "Devrim" dedim.

Devrim... Bizzat yargının, olup biten adaletsizliklerden doğan korkunç zararları kınamasıdır. Zarar gören siyasilerden ve partilerden, devletin kötü işleyişinden vicdan azabı çekmesidir. Kendi kendini düzeltecek feryatlar, çığlıklar atmasıdır.