Sayın Ahmet Kabaklı, Aziz Hocam,Sizin dilimizle ilgili yaklaşımınızı, Türkçe hassasiyetinizi bildiğim için, Milli Eğitim Bakanlığı''nın bir kararını, bu kararda yer alan unsunları dikkatlerinize sunmak istedim. Elbete konu, şahsî bir çerçevede görülebilir. Benim daha önce hazırladığım, Talim ve Terbiye Kurulu''nun 1982''de tavsiye kararı aldığı bir kitapla ilgili Bakanlığın yeni bir tasarrufu olarak kabul edilebilir. Esasen, ben konuyu bu şekilde değerlendirmek için bir hayli gayret sarfettim. Fakat sonunda, kişiliğimi ve benim hazırladığım eseri aşan bir tavrın sözkonusu olduğu kanaatine vardığım için konuyla ilgili dokümanları size de sunmak istedim. Mesele benim hazırladığım bir sözlükle ilgili tasarrufu aşmakta, Türkçe meselesi, Türkçenin kelime kadrosu meselesi ve nihayet Türkçe sözlük meselesi haline gelmektedir. Dokümanlar incelendiğinde elbette görülecektir, fakat bu metinlerden kendi anladıklarımı, bu metinlerde ifade edilen hususlarla ilgili görüş ve cevaplarımı da size sunuyorum. Tarihe emanet edilecek bu belgeler, Türkiye''de Milli Eğitimin içinde bulunduğu durumu, Talim ve Terbiye Kurulu''nun nasıl seviye kaybettiğini, kitap değerlendirmenin ne menem bir şey olduğunu ve nihayet, "sözlük" ve "Türkçe" konusunda nasıl bir çıkmazın içine düşürüldüğümüzü bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Türkçe sözlük, kelime kadrosu, kapsamı ve tanımlamalarıyla Talim ve Terbiye Kurulu uzmanlarınca dahi kavranamayan bir nesne haline gelmiştir. Bu metinler, cehaletin 2000''deki derinliğini göstermektedir. Konuyu değerlendireceğinizi, bu gidişe dur demek sorumluluğunu paylaşanlar arasında yer alacağınızı umuyorum. Konu, bize bin yılların mirası olan Türkçemizin geleceği ile ilgilidir. Eğitim sisteminin Türkçe hassasiyetini kaybetmesi, sözlük anlayışını aşan bir noktaya tırmanmıştır. Sözlük okuyamayacak, kullanamayacak, diğer sözlüklerle kıyaslama yapamayacak durumdaki "uzman"lar sözlük değerlendirmekte, rapor tanzim etmekte, Bakanlık da bu raporlara dayanarak karar tesis etmektedir. "Türkçe sözlük" bu değildir, Bakanlığın hudutlarını çizdiği sözlükle değil orta ve yüksek öğretiminin, günlük hayatın ihtiyaçları bile karşılanamaz. Böyle bir sözlükle asla Türkçe tedrisat olmaz! Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu''nda görevli öğretmenler tarafından hazırlanmış raporlarla, lise ve yüksek tahsil seviyesindeki bir gencin ve öğretmelerinin Türkçe sözlüğünün nasıl olması gerektiği ortaya konuluyor, bu tarife uymayan sözlükler Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları"na uygun bulunmuyor... Bu rapora göre, Türkçe sözlükte "Osmanlıca ve yabancı dillerden alınan sözcükler" bulunmayacak. Bakanlık imkânsızı istiyor! Halen adı "Öztürkçe" sözlük olan kitaplarda bile Arapça, Farsça ve batı dillerinden geçen kelimeler büyük yekûn tutuyor. Bugüne kadar, tamamen öztürkçe kelimelerden oluşan bir tek sözlük bile hazırlanamadı, bundan sonra da hazırlanması mümkün değil. Demek ki, bakanlık, gençlerimizin ve öğretmenlerimizin hiçbir sözlüğü kullanmasını istemiyor! Türkçe sözlükte, kelimelerin Türkçe açıklamalarının dışında Arapça, Farsça karşılıklarının verilmesi de Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçlarına aykırı bulunuyor. Talim Terbiye böyle diyor ama, sözlük tarihimiz böyle bir sözlük tanımıyor! En öztürkçesine kadar bütün sözlükler, Arapça, Farsça veya batı dillerinden karşılıklarla dolu. Bakanlık, gençlerimizin ve öğretmenlerimizin hiçbir sözlüğü kullanmasını istemediğini bu vesileyle de ilan ediyor! Sözlükte, deyim ve kalıp söz ve atasözlerinin verilmesi, örneğin "adam, âdem" sözcüğü açıklanırken "adam"la ilgili deyimlerin sıralanması Türk Milli Eğitiminin genel amaçlarına aykırı bulunuyor. Bütün araştırmalarıma rağmen, Türkiye''de deyim ve atasözlerine yer vermeyen bir tek sözlük bulamadım. Demek ki, bakanlık gençlerimizin ve öğretmenlerimizin bu sebeple de hiçbir sözlüğü kullanmasını istemiyor! Milli Eğitim, çocuklarımızın argo, edep dışı sözler öğrenmesini de istemiyor. Onların mazbut ve mahcup gençler olması için özen gösteriyor. Fakat, ilimde argo, ayıp, kötü, çirkin olmaz. Dilin malı olan deyimlerin argo anlam taşıyanı da olur, taşımayanı da. Gerektiğinde argo da öğrenilir, ayıp ve çirkin sayılan kelimeler de. Bugüne kadar bu unsurları ihtiva etmeyen hiçbir sözlük görmedim. Demek ki bakanlık, gençlerimizin ve öğretmenlerimizin bu yüzden de hiçbir sözlüğü kullanmasını istemiyor! Aslında Milli Eğitim Bakanlığı''nın istediği sözlük az zahmetli, az masraflı, küçük hacimli pratik bir sözlük. Azami on bin kelime ihtiva edecek, deyim ve atasözleri olmadığı için hacmi daha da daralacak küçük bir cep kitabı. Peki bu sözlük ne işe yarar? Sadece Milli Eğitim Bakanlığı''nın genel amaçlarına uymaya! Tabii ki Milli Eğitimin genel amaçları gerçekten buysa! Tabiî böyle bir sözlük "tasarruf genelgesi"ne de uyar!.. Bakın sözlükteki tasarrufun cesametini anlamak için bir örnek vereyim: Bu sözlükte bazı harfler hiç yer almayacak. Mesela f, j, r ve z harflerinin bu sözlükte işi yok. Çünkü Türkçe''de bu harflerle başlayan Türkçe kelime yok! Bu harflerle başlayan bütün kelimeler dilimize yabancı dillerden geçmiş! İşte tasarruf dediğiniz böyle olur! Bu sözlüğü kullanan bir genç, Millî Eğitim Bakanlığı''nın anlamını öğrenemeyeceği gibi, Talim ve Terbiye''nin mânasını da bilemeyecek. Çünkü bu sözlükte " millî", "tâlim" ve "terbiye" kelimeleri de yer almayacak! Hani zamanın Osmanlı Maarif Nazırı, "şu mektepler olmasaydı maarifi ne kadar kolay idare ederdik" demiş ya, şimdinin Milli Eğitim Bakanı da "şu Türkçe sözlükler olmasaydı, Türkçe''nin işini ne kolay hallederdik" diyor olmalıdır! Başarı dileklerim ve saygılarımla.
D. Mehmet Doğan Not: Eğitimimizi inanılmaz bir düşüncesizlikle mahvedip ilkel kabileler ayağına düşüren bu değerli incelemeyi Türk Edebiyatı Dergimizin Temmuz-Haziran 2000 sayılarında yayınlayacağız.
A.K.

