Kaydet
a- | +A

Deprem Vergisi lâfıyla gelen vergiler, gerçekten de "Salma"yı andırıyor. Bu bahiste lüzumlu ve gerçek tenkidleri, kınamaları iş sahipleri, vergiden bıkmış olanlar her partiden siyasiler gazeteler, TV''ler dolusu yapıyorlar.

Bize göre en önemli nokta ise halkın güveni meselesidir. Halktan bağırta bağırta alınan bu olağanüstü vergilere sorumlu yetkili ve bürokratların lâyık olup saygılı davranmaları gerekir. Yoksa bunun olmadığını görüp işiten vatandaşlar, aldatılmak hissine kapılır ve devlete küserler.

40 milyon seçmenimizden yalnız 4,5 milyonunun vergi vermesi bütün kazananlardan dürüstçe vergilenmemi zaten halkın bağrını yakan gerçek bir garabettir.

"Kayıt dışı" vurgunların orta yerde bütçe gelirlerinden kat kat fazla dolaşması vergi alma usul ve gidişatında büyük aksaklıklarımız olduğunu gösteriyor. Kanunla alamadığımızı zorla almaya kalkışmanız ise elbet hoş olmuyor.

"Reform" adı altında sırf depremin yıktığı vatandaşlara verilecekmiş gibi bir tutumla, gelecek büyük paraların başka yerlere harcanması korkusu milleti canından bezdiriyor.

Esasen, bütün dünyadan akıp gelen deprem yardımı paralarının yerinde kimi hırsızlara, vurgunculara yem edildiğine dair çok acı, yaygın kanaat vardır. Esnafımız ve hayır sahiplerimiz sarsıcı şüpheler içindedir.

Kızılay, Türk Hava Kurumu, dost için batmaktan kurtarılan bankalar ve deprem yardımı paralarına el koyanlara dair söylentiler hepimizi kahretmektedir. Nasıl üzülmeyelim ki depremzedelere kucak kucak yardımlara rağmen üç dört aydan beri, yapılan hizmetler dahi devede kulaktır.

Bu gerçeklerin bir sözcüsü olan İstanbul ANAP Milletvekili Nesrin Nas: "Deprem sonucunda bir gerçek ortaya çıktı ki o da devletle toplum arasında, fay hatları kırılmıştır" diyor.

Bu çok tatsız güvensizlik ve kuşkunun soğuk manzarasında halkımızın takatı üstünde, son imkânlarına el atılarak gelecek vergi paralarının da ne olacağına dair şüpheler büyüktür.

Deprem Vergisi diyorlar, güzel, fakat vergilerle, bütçeye (havuza) giden paralar, önceden herhangi bir yere tahsis edilemez ki o sebeple "Deprem Vergisi"nden gelecek katrilyonun IMF''ce vadedilen yardımın harcanacağı kalemler, halkımıza apaçık gösterilmelidir:

Devlet Planlama Teşkilatı eski uzmanlarından bir yazar soruyor. "Toplanacak paralar, ''Deprem Vergisi'' diye harcanmayacağına göre şüpheli bir durum karşısındayız: İsterlerse bu para ile batmakta olan bir bankayı kurtarırlar. İsterlerse müteahhitlere avans ödemesi yaparlar. Yine isterlerse kendilerine, mensuplarına ''manda kasa Mercedes filoları'' alır hatta lojman yaptırır veya lüks lojman döşetirler."

Gerçek olsun olmasın, halkımız, maalesef bunun depremzedelere gideceğine inanmamaktadır. Felâket kurbanlarının adı kullanılarak yeni oyunlar yapılmasından korkulmaktadır.

Türkiye''nin yüksek bürokrat kesimlerinden önemli birine, bilmem 120 mi, 150 mi Mercedes ihalesi yapıldığı haberini herhalde siz de işitmişsinizdir.

Evet devlet, hükûmet, vilâyetler vs. artık ekonomik patronluğu, lüks düşkünlüğünü bırakıp, kanunun, helâlın ve ahlâkın ölçüleri içinde, fazilet erleri olmayı denemelidirler. Aziz devletimizi halka yeniden sevdirmek zorundayız.

Yoksa ben halkımızın dili olarak söylüyorum: Bu yağma sofralarının sonu mutlaka gelecektir. Yolsuzlukları şeref beraberliğiyle yok edelim.