Kaydet
a- | +A

Şimdi Almanya''da Türkçe öğretmenliği yapan üstad romancımız Hasan Kayıhan''dan bir tahlil (Analiz ve hüküm) yazısı aldım. Bizim huyumuz böyledir. Sultan Alparslan''dan beri iç içe yaşadığımız Batı''yı âdeta her yıl yeniden tanıyıp anlamaya çalışırız. Bir yıl küseriz, kızarız, lânetleriz ama ertesi yıl ona yeniden âşık oluruz. Şahsiyetsiz kişiler ayran gönüllü olurmuş. Oysa, Yollar, Gurbet ölümleri, Beyler Aman, (2 cilt) gibi seçkin romanlarını zevkle okuduğum Hasan Kayıhan bize hâlâ muamma görünen (taklide çalıştığımız ama onu da beceremediğimiz) Avrupa''yı ilmî bir dikkatle anlatıyor. İşte bugün ve yarın onu iyi tanıyan deneyimli bakışları ile gerçek Avrupa''yı size ve Avrupa''daki Türklerimize armağan ediyorum. Hasan Kayıhan''ın fevkalade güzel romanı (2 ciltlik) Beyler Aman''ı eğer sahiden roman ve edebiyat meraklısı iseniz 0 212 526 16 15''ten isteyiniz.

Batı''ya göre Batı "Maddeyi bütün özellikleri ile tanımaya yönelik bilgi birikimi, ona değişik biçimler vermeye uygun gereçler geliştirme, bu gereçlerle ihtiyaçlara dönük araçlar üretme, insanları bu ürünleri satın almaya hazırlayıp pazarlama... Avrupa''nın anladığı mânâda Batı, budur! Yani Batı, ne festir, ne şapkadır, ne kilise, ne operadır. Ne de aspirin Türkçesidir! Peki fes, şapka, kilise, tiyatro, opera nedir? Bunların batıda değeri, yeri nedir? Batıya yâni Avrupa''ya göre Batıda bunlar, falancanın falan filânıdır. Şapka fesin önden siperliklisi, fötr her tarafı siperliklisidir. Fransızlar takke biçiminde olanını, İtalyanlar şapka olanını, İskandinav yarımadasındakiler kalpak türünü, Almanlar kukuletalısını, Sardunyalılar fötrlüsünü sever ve giyerler. Tiyatro, katolik kiliselerinde her pazar akşamı tekrarlanan Kutsal Ruh''la Bezenmiş şarap âyininin (piyesinin) değişik konulara uyarlanmasıdır. Son yıllarda, hem konu, hem sunuş bakımından bizim ortaoyununun basit biçimlerini andıran deneme tiyatroları hızla yayılmaktadır ki, bizim meddahlardan ilk tanıyacaklarını bu işin ilâhı kabul edeceklerinden kimsenin şüphesi olmasın. Opera ise havarilerin Hz. İsa öğretisini her yerde bağıra bağıra tekrarlamalarından esinlenen ve giderek ilavelerle gelişen biçimidir. Adından övgüyle sözedilen üç beş opera eserini seyretmiş biri olarak ifade edebilirim ki, Temel''in yanına Tursun''u da diker ve ellerine birer kemençe verip "fon müziği" yaptırırsanız, bizim Karadeniz köylülerinin tepeden tepeye el kol işaretleri, ıslık ve naralarla birbirlerine birşeyler anlatmaya çalışmaları opera türünün en güzel örnekleri arasında sayılabilir. Şimdi bunların yanına baleyi, karnavalları, faşingleri, bilumum -ingleri de ekleyip sorabiliriz: Bunlar olmasaydı Batı olmaz mıydı? Olurdu! Zaten batının her yerinde bu saydıklarımızın çoğu olmadığı gibi, olanlar da birbirinden oldukça farklı biçim ve özelliklere sahiptirler. Soruyu, ters de çevirebiliriz. Batı böyle zengin olmasaydı, ortaçağdaki gibi yarı aç halde kalsaydı, bunlar, yani opera, bale, tiyatro ve bilumum -ingler olmaz mıydı? Olurdu! Belki bu kadar şatafatlı olmazdı ama, gene de olurdu. Tıpkı "az gelişmiş" bizde halayın, barın, zeybeğin, çiftetellinin olduğu gibi onların da mevcut bütün -ingleri olurdu. Peki ya İnsan Hakları Beyannamesi, Helsinki Sözleşmesi, Kelaynakların Korunması filân? Bunlar, Batının olmazsa olmazları değil midir? Değildir!

Küsürat yasaları Bunlar, Batı tahtına yükselmişlerin "ve diğerleri" için geçerli olan ve "gerekli oldukça" ortaya getirilen kurallarıdır. Meselâ Kuzey İrlanda İngiltere''nin, Bask İspanya''nın, Korsika Fransa''nın, Batı Trakya Yunanistan''ın, Güney Azerbaycan İran''ın, Çeçenistan Rusya Federasyonu''nun "iç meselesi"dir, karışılmaz; ama "çıkar" umuluyor ise herbirinin sırtına derhal "insan hakları" elbisesi geçiriverilir. Böyle durumlarda Batı''nın "ortak değerlerin ortak savunulması" ilkesi "parsa" durumuna göre de değişiklik gösterir. Batılı Amerika, Kuveyt ve Suudi petrollerine tek başına konmuş, İran petrollerini de gözüne kestirmiş ise, ötekiler afiyet olsun, diyemezler; kendi paylarına ne düşeceğini bilmek isterler. Yoldaş "Number One of G-7" tamahkâr davranır da, hazırlık faslının bilmem kaçıncı manevrası gereği bu ülkeyi "terörist" diye ilan eder ve onunla ticari işbirliği yapanları tehdit etmeğe kalkışırsa, hemen çırpınmağa, didişmeye başlarlar. Güney Afrika''daki ırkçı rejimin en yaman düşmanları da, en yakın destekçileri de Batıda idi. Parsa hepsine yetecek büyüklükte ise, G''lerin şarkısı, "No problem, brothers!" Çin''in bütün batıya yeter iyi pazar" özelliği, bu ülkede Uygurlar''a yapılan zulmü hiçbirinin ağzına aldırmaz.

Batıya göre, Batı, budur! Yoo, bu kadarı da az! Batı kültürü denen şey var bir kere, batı demokrasisi var, insan hakları var, lâiklik var, kadın-erkek eşitliği var ayrıca... Bunlar bugünkü Batının evrensel değerleridir; Batının gücü, kuvvetidir... Yanlış mı? Bilmem! Şöyle bir bakalım olmazsa...