Geçen gün bir TV''de beğendiğim iki zat, tiyatro ve sahnemizin bazı değerlerini konuştular. Bu arada komedya, mizâh ve trajediye sıra geldi. Bu usta sohbet erleri, mizahın şüphesiz trajediden çok daha fazla sanat üstünlüğü isteyen büyük bir sahne sanatı olduğu gerçeğinde birleştiler. O günlerde (bir hafta kadar önce) Nasreddin Hoca Ölçüsü diye bir yazım çıkmıştı. Tıpkı o yazımda dediğim gibi mizâh ve komedya''nın büyük hüner istediği kanaatine varıldı. Birçok yerlerde yapılanın zıttına komedyanın asla boşboğazlık, ciddiyetsizlik, sarkıntılığa kadar varan el, kol, dil hareketleri olmadığını konuşmacılar isabetle belirttiler. Tiyatro ve sahnenin her dalında olduğu gibi, mizahtan, komedyadan da beklenen ancak edep nezakettir. Bunun aksine sanat (!) gösterileri hem "şovmenlik" (ne demekse) adına bunu yapanı ve hem de seyirci ve dinleyenlerini küçültür. * * * Neye güldüğünüzü göreyim veya işiteyim; sonra gözlerimi yumarak sizin kültürünüz, seviyeniz, ahlâkınız, zevkleriniz, inancınız, irfanınız, basitlik veya olgunluğunuz, hattâ yetiştiğiniz çevre hakkında uzun uzun konuşayım... Şu halde, Nasreddin Hoca''nın çoğu, bir insan ruhu tahlili olan fıkralarına (her fıkrası, mücevher özeniyle özetlenmiş birer eserdir) gülebilmek bir hünerdir, bir olgunluk belirtisidir. Milletimizde çobanından padişahına kadar sevdiği, Hoca fıkralarını tâ beşikten mezara öğrenip yaşatmasında büyük hikmetler vardır. Hoca''nın Türk mizâh anlayışının, öz türkülerimiz gibi inanılmaz güzellik saçan bu nükteleri adeta "sözsüz mizah" şaheserleridir. Bu yüzden her kültür seviyesindeki halkımıza kavram olarak, sanki kelimesiz yerleşiverir. Bu toplum, asırlardan beri bu fıkralara gülebilmiş, ibret yerine anlatmış ve önüne çıkan yepyeni hadiselere rahatça uygulamıştır.
Böylece Hoca''nın dehâsını, her çağda yeni çıkacak olayların yorumunda yardıma çağırmıştır. Ona hitap etmek isteyen her sanatçı milletinin olgunluğunu anlamaya çalışmalıdır. O millete saygı duymamak onu şu veya bu şekilde itip kakmaya, küçümsemeye gütmeye kalkmak hazin bir basitliktir. Bu sebeple Hocamız, engin hoşgörüsü, hikmet ve irfânı dolayısıle Türk milletinin ayrıca demokrasi timsali de sayılmalıdır. Hoca bizim güleryüzümüzdür. Demokrasinin amacı da Hoca''nınki gibi gülen halk ve güleryüzlü yöneticiler çıkarmaktır. Bugünkü mizahçılarımıza, "komedyen"lerimize bakınız: Eğer içlerinde Hoca''nın seviye vicdan ve irfanına yaklaşanlar varsa buna sevinçle sarılmalıyız. Çünkü Nasreddin Hoca''nın milleti devam ediyor demektir. Yok, bazıları, onun tırnağı bile olamayacak gülünç, hafif, yabancı, kirli, kara, düşmanca "güldürmece"lerine rağmen, itibar buluyor ve çevrelerine arsız kalabalıkları toplayabiliyorlarsa biz 13. 14. asır (ortaçağ) Türkiye''sinden çok gerilerde kalmışızdır. İrfan, zevk ve kültürümüz başaşağı gittiği için gülmelerimiz de basit sarhoş kahkahaları ile hem ayâr görülmektedir. Hoca''nın mizâhı nasıldır, nedir? Bunu anlatabilmek için kitaplar yazmalıyım. Peki Hoca''nın mizâhı ne değildir? Onu da ancak kitaplık gayretlerle anlatabiliriz. Burada sadece "Hoca ne değildir"e dair, birkaç sezgimi dile getiriyorum! Hoca''da, Allah''a ve dine sataşan mizahı arâmayın, bulunmaz... Hoca''da sınıf kavgası, bilgiçlik, kıskançlık, gözü götürmezlik, insanları aşağılama yoktur. Sakatlıklar, akıl hastalığı, yoksulluk ve merhametle alay etmek de Hoca''ya yakıştırılamaz. Hoca''da pis kokulu, helâ''lı, pis ve kirli mizah olamaz. Hiçbir nüktesi yüzümüzü kızartmaz ve bizi tiksindirmez. Küfür ise Hoca''dan fersah fersah uzaktır. Hoca''nın hiçbir fıkrası, ahlâksızlığı, emanete ihaneti, kötülüğü, zulmü, zoru, baskıyı öğütlemez. Hoca''nın hiçbir fıkrasında şehvet, cinsi taşkınlık, yatak cilvesi ve apışarası şakalar bulunamaz. Allah''a Peygamber''e ve peygamberlere, kudsi kavram ve değerlere dinî emir ve inançlara, fazilet ve namusa dil uzatan düzmeceler asla Hoca''nın olamaz... -O halde Nasreddin Hoca neyle güldürür insanları? -İşin sırrı işte burada, yani Nasreddin Hoca temsil ettiği milletin dehâsındadır. Hoca, insanları, işte bazılarının mizâh zannettiği o zayıf zekâlı hafif ve basit anlayışlara kapılmadan, "beşeriyetteki" ortak rûhun derinliklerine ışık tutarak güldürmektedir.

