Kaydet
a- | +A

Danimarkalı bilgin Thomsen''in 25 Kasım 1893''te Göktürk (Orhun) yazıtlarını çözerek okuması ile Türk tarih ve düşüncesine geniş ufuklar açılmıştır. Tam 107 yıl önce gerçekleşen bu mutluluğun sevinciyle, sütunumu Göktürk yazıtlarına ayırıyorum...

Türk Dil ve edebiyatının çok önemli belgesi olan Göktürk (Köktürk) yazıtları, Doğuda Çin sınırında yaşamış Türkler''in önemli eseridir. Bunlar Orhun ırmağının eski yatağı yakınlarında Koço-Çaydam adlı göl civarında dikilmiş anıtlar üzerindeki yazıtlar (kitabeler)dir.

Bir kilometrekarelik alan üzerindeki bu anıtlar, bugün Moğolistan topraklarındadır.

Göktürk alfabesi ile yazılı bulunan ilk anıtlar 6. yüzyıl Yenisey Kırgızları''na aittir. 8. yüzyıl Orhun anıtlarında ise bu alfabe geliştirilmiş, dil ise edebî güzelliğe ulaşmıştır. Sayıları fazlaca olan bu yazılı taşların en önemlileri Vezir Bilge Tonyukuk adında 720 yılında, kendisi tarafından yazdırılmış Tonyukuk Anıtı ile 731''de ölen Kül Tiğin ve 734''te ölen Bilge Kağan anıtı olmak üzre üç tanedir.

Bu âbidelerin varlığından ilk defa 13. yüzyıl İlhanlılar devri tarihçisi Cüveyni (1226-1282) Tarih-i Cihân-Kûşâ''sında söz etmiştir. Batılılarca 18. yüzyıl ortalarında bulunmuşsa da yazılar ancak 19. yüzyıl sonlarında Danimarkalı bilgin Thomsen (1842-1927) tarafından okunabilmiştir. Türk tarihinin ilk yazılı vesikaları olan bu taşlar, tarih ve edebiyatımız yönünden büyük değer taşımaktadır.

Bu yazıtların, anlattığı olaylar bakımından en dolgunu ve üslûpça en güzeli İlteriş Kutluk Kağan oğlu hükümdar Bilge Kağan''ın, kardeşi Kül Tiğin adına, saygı ve sevgiyle diktirip yazdırmış olduğu Kül Tiğin Anıtı''dır. Bu anıt ayrıca hükümdar Bilge Kağan ağziyle Türk halkına seslenen eşsiz bir hitabet örneğidir.

Bu kitabeyi çok gelişmiş, zengin kelimeli bol mecazlı edebi bir hitabet örneği olarak yazan Şehzâde (Tiğin) yazıtın güney-batı yüzünü şu sözlerle bitirmektedir.

"Bilge...Kitabesini ben Yolluğ Tiğin yazdım. Bunca binayı, resim ve heykelleri, süslemeleri...Hakanın yeğeni Yolluğ Tiğin (olarak) ben, bir ay ve dört gün oturup yazdım, süsledim."

Çin emperyalizminin o zamanki usul ve hedeflerini bu yazıtta okurken daha sonra vatan duygusunu yitirmiş mazlum milletler üzerine yönelen bütün istilâcı ve sömürücü emellerin anahtarını buluruz.

Köktürk devletinin kuruluşundan sonra 680 yılında Çin pençesine düşerek elli yıl esarette kalan, sonra babası İlteriş Kutluk Kağan tarafından kurtarılan Göktürk''lerin ibretli tarihini anlatan bu metinde, Bilge Kağan:

Millî şuuru kaybederek Çince konuşan hattâ Çin isimleri almaya başlayan beylerin feci akıbetlerini, millete kötülüklerini ve tutsak oluşlarının başka sebeplerini dile getirmektedir.

Kurtuluş''un hikâyesini anlatmakta, kendisinin ve kardeşi Kül Tiğit''in millete hizmetlerini sayıp dökmekte, halka ümit ve kuvvet telkini yapmakta ve çalışmanın faydaları üzerinde durmaktadır. Aşağıda Kül Tiğin Yazıtı''nın bazı kuvvetli parçaları ve bunların bugünkü dilimizle ifadesi verilecektir.

BUGÜNKÜ DİLLE KÜLTİGİN YAZITI''NDAN PARÇALAR

1. Türk halkı şöyle demiş: "Vatanlı millet idim, vatanım şimdi hani? Kime vatan kazanacağım ben" dermiş. "Hakanlı millet idim, hâkanım hani? Hangi hâkana işimi gücümü vereceğim?" dermiş. Böylece söyleyip Çin hâkanına düşman olmuş.

2. Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üstten gök basmasa alttan yer delinmese. Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir?

3. Vardığın yerde eline geçen şu oldu: Kanın su gibi aktı. Kemiğin dağ gibi yığıldı. Bey gibi oğlun kul oldu. Temiz kız çocuğun odalık oldu...

4. Babam hâkan, on yedi erle dışarı kaçmış. "Dışarı yürüyor" diye haber işitince, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için baban hâkanın askeri kurt gibi imiş. Düşmanı koyun gibi imiş.

5. İçi aşsız, dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (Tahta çıktım.) Küçükkardeşim Kül Tiğin ile sözleştik. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tiğin ve iki şehzâde ile ölürcesine çalıştım.

6. Küçüğüm Kül Tiğin merhum oldu. Ben yas tuttum. Görür gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu... Kişi oğlu hep ölümlü türemiş.