Kaydet
a- | +A

İlk gün, hükümet büyüklerinden biri, seher müjdesi verircesine, eşe dosta ve kendi şirketlerine dağıttığı krediler yüzünden iflâs batağına düşen beş özel bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu''na devredildiğini söyledi. Yani, onların zararlarını Merkez Bankası ödeyecek. Bunun TC bütçesine faturası 2.2 katrilyon lira imiş. Yani 3 yıl içinde geleceği söylenen 5 milyara ek olarak "deprem faciası mağdurlarına" denilerek salınan verginin tümü dahi bu Banka mafyasını kurtarmıyor. Buna rağmen, halkımızın 8-10 milyar dolarını resmen soyan bu vurguncuların, beş para ödeyeceklerine dair hiçbir belirti yok. Banka patronu suçluların yurt dışına çıkmaları gerçi yasaklanmış ama, onlar gerektiği zaman, yolunu bulup kaçarlar... Ayrıca kârlarına, vurgunlarına, ticaretlerine hiç karışan da yok. Gürül gürül de "Hayır işleri" (!) yapıyorlar, üstelik... Soyanlarla soyduranlar aynı mutlu aile fotoğrafları içinde gülüşüp duruyorlar. İşin garibi, nice bankalar kurdurmuş sonra batırmış sonra da onları, millet kesesinden büyük fedakârlıklarla kurtarmış olan büyüğümüz, bu batakhaneleri Merkez Bankası''na devretmenin büyük hizmet olduğu fikrinde. Dünyanın imrendiği bir reformmuş bu. Yılgın halkımıza da en büyük bir lütufmuş. Çok büyüklerimizden birinin öz evlatları dahi Bankasını devlete gönül hoşluğu ile veriyormuş. Onun yakını olan büyük adam: "Daha ne yapsaydık yahu. İşte bankasını elinden alıp devlete teslim ettik" diyormuş. Bir başka büyük kurtarıcı "Bankalar operasyonu (!) zorunlu idi" deyip şöyle izah etmiş: "Bu beş banka, ıslâh edilmez noktada idi. Yapılacak hiçbir şey bulunmaması nedeniyle, hükûmetin, üç ortağı, onu "Mevduat Sigorta Fonu"na yatırdı. "Zaten bu işler, 2000 yılında "Bankacılık Düzeltme Kurulu''na devredilecek" diyor...

Banka batırma çağı çok evvel başlamıştı. Beş tanesi de demek 2000''lerin uğuruna denk geldi. Bunlardan beş altı kadarının da inşallah gelecek ay ve yılları da kurtaracaklar. Mafyamızın hiçbir zaman bankasız ve "operasyonsuz" bırakılmayacağından şüphe eden Cumhuriyet düşmanı mürteci sayılır. Nitekim "sırada kurtarılacak daha ne kadar banka var" diye soran gazeteciye, bir başka büyüğümüz: "Canım karıştırmayın artık! Bankalar kapalı kutudur. Devlet, ayakta durmak için bankalarda olanların üstünü örtmeye mecburdur" diye ağız payı vermiş. -Peki, IMF''den gelecek beş milyarı kendi bankacılarınıza, nasıl dağıtıyorsunuz. Dünya Bankası, Avrupa Birliği, ABD dostlarımızdan korkmuyor musunuz? sorusuna ise, devlet adamı kıkır kıkır gülerek: -Canım ne tuhaf soruyorsunuz? O dedikleriniz, Türk milletini kime idare ettirdiklerini bilmiyorlar mı? Açıkgöz şebekelerin 65 milyon Türk halkına kazık atmaları kimin umurunda? O saydığın devlet ve IMF''ler bir sürü aç adamla uğraşacaklarına iki üç milyon güçlü ve zengini tutup 65 milyon halka onlarla hükmetmeyi bilmezler mi? -Efendim, "bankaların içi boşalmıştır" diye bir cümlecik kullandınız. O ne demek? -Canım, bir saattir hattâ yıllar boyu "Hikmet-i hükûmet" diyoruz. Hâlâ anlamaya niyetimiz yok. Bu işleri sonuna kadar aptalca takibe çalışıp başını Susurluk''a benzer belâlara sokan aptal denetçiler bürokratlar gibi safsınız. -Müfettişler, uzman bürokratlar bu yolsuz bankalar için her ay hükümete rapor veriyorlar: Şu beşli şebekenin kredi israflarını durdurmak veya hiç olmazsa kısıp azaltmak için "operasyona" altı ay, bir yıl önce başlasaydınız Merkez Bankası''nın zararı, hiç olmazsa yarıya inerdi" gibi lâflar eden kimseler var? -Çizmeden yukarı lâflarının belâsını onlar da çekerler aldırma.