Dün gece, (12 Rebiülevvel 1420) Mevlid Kandili''ni yaşadık. İnananların hepsine mübarek olsun. İnsanlığın, milletlerin, ümmetlerin karanlık zamanları olur. O gibi zamanlara, Hz. Muhammed''in doğum günü bir teselli ve kurtuluş müjdesi olarak bahşedilmiştir. Rabbülâlemin karanlığı sevmez. Bu Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Onun için sevinenler bağışlanır. Ondan çirkin dille söz eden cahillere ise Allah acısın. Peygamberimizin doğumundan önce dünya karanlıklar içinde mahzun, zulmün kahrında mağdur idi. Varoluşu ile dünya, ebedi ferahlığa kavuştu. Bu ferahlık ebedi sürüp gidecektir. Zalimler ve zulüm attığı adımlarla körlenip kapanacaktır. Ben ne söylesem, yüce peygamberin doğuşunu, Yunus Emre Hazretleri gibi anlatamam. Eşsiz bestekâr Zekâi Dede Efendi gibi terennüm edemem. O halde size onların mısra ve nağmeleri ile anlatayım sevgili Efendimiz Muhammed''i. Âlem nûra garkoldu Muhammed doğduğu gece Mü''min münâfık fark oldu Muhammed doğduğu gece Arş''ın nûru yere indi Deniz rengi nûra döndü Hep susuzlar suya kandı Muhammed doğduğu gece Yûnus eder ey kardeşler Sağ olsun cümle dervişler Secde etti dağlar taşlar Muhammed doğduğu gece
(Yunus Emre)
***
Zekâî Dede''den,
Uşşak bir İlâhi Cennet İçre hûr u gılmak isteyen Mevlid-i pâk-i Resulullaha gel O Resûl doğduğu gece heman Kadir Gecesi''ne benzer yok güman Bulmak istersen cehennemden emân Mevlid-i pâk-i Resulullaha gel Olduğunca dünyada sağ ve esen Muhammedi can u dilden dinle sen O Resûle kıl salât ile selâm Mevlid-i pâk-i Resulullaha gel Düşünüp dünyadan elbet göçmeği Cennete dahi Sırattan geçmeği Havz-ı Kevserden dilersen içmeği Mevlid-i pâk-i Resullullaha gel.

